Şeyh Şibli’nin Karınca Kıssası

Kıssâlar

Şeyh Şiblî Hazretleri’nin bir karıncanın huzurunu dahi gözettiği ibretlik kıssa, İslam’ın merhamet, canlıların hakkına riayet ve hassas gönül anlayışını anlatıyor.

Sâdî-i Şîrâzî Hazretleri naklediyor:

ŞEYH ŞİBLÎ’NİN KARINCAYA GÖSTERDİĞİ MERHAMET

Şeyh Şiblî Hazretleri, buğday dükkânından bir torba buğday alıp omzuna vurarak köyüne götürdü.

Baktı ki buğdayın içinde bir karınca var. Şaşkın şaşkın bir o tarafa bir bu tarafa koşturup duruyor.

Şiblî Hazretleri, karıncanın tedirginliğini görünce;

“‒Buna ben sebep oldum, hayvancağızı yerinden ederek huzurunu kaçırdım!..” diye hayıflandı.

Bu yüzden gece bir türlü uyuyamadı ve sıkıntı ile sabahladı. Sabah olur olmaz, karıncayı götürüp yerine bıraktı.

Hisse:

Şâir Firdevsî Şehnâme adlı eserinde, bir karıncanın bile hukukunu koruyacak kadar hassas bir gönle sahip olmanın lüzûmunu, ne güzel ifade eder:

“Bir yem tânesi çekip götüren karıncayı dahî incitme! Çünkü onun da canı vardır. Can ise, tatlı ve hoştur.”

Kıyâmet günü insanoğluyla beraber hayvanat da diriltilecek. Onlar, dünyada iken çiğnenen haklarını alacak ve ardından toprak olacaklar. Hattâ kâfirler bu manzarayı görünce, ilâhî azaptan kurtulmak için o hayvanlar gibi olmayı arzu ederek;

“…Keşke toprak olsaydım.” (en-Nebe, 40) diyecekler.

İşte o gün pişman olmamak için, bugün başta “insan” olmak üzere, bütün canlıların hak ve hukukuna son derece dikkat etmeliyiz.

Spot:

Hasan-ı Basrî Hazretleriʼne:

“‒«Şüphesiz ebrâr (iyi kimseler), Naîm Cennetiʼndedirler.» (el-Mutaffifîn, 22) âyet-i kerîmesinde zikredilen ebrâr kimlerdir?” diye soruldu.

Hazret şu cevâbı verdi:

“–Onlar, karıncayı bile incitmeyen kimselerdir.” (Ahmed, Zühd, s. 309; Taberî, 24/290)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları