Şakadan Elfaz-ı Küfür Sözleri Söyleyen Kişi Dinden Çıkar mı?
Zorlama olmadan, şakadan elfaz-ı küfür sözleri söyleyen kişi dinden çıkar mı? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Bir insan, zorlayarak inkâr yolunu seçmek istiyorsa, ona “Hayır, sen kâfir olmadın; Müslümansın” demenin de bir anlamı yoktur. Zira inkârı tercih eden kimse, kendi iradesiyle bu tercihi yapmış olur. Nitekim dinde zorlama yoktur. (Bakara, 2/256)
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır. Kişi, söylediği sözün inkâr ifade ettiğini bilmekte; cehalet, bilgisizlik veya farkında olmama gibi bir durum da bulunmamaktadır. Buna rağmen bu sözü “şakadır, şarkıdır, sanattır” gibi gerekçelerle dile getirmekte ve neticesinde hukuki veya toplumsal bir yaptırımla karşılaştığında “Ben şaka yapmıştım, sanat icra ediyordum” diyerek kendini savunmaktadır.
Bu noktada şunu söylemek gerekir: Türkiye’de veya başka ülkelerde bazı kişi ve kesimler kanunlarla korunmaktadır. Eğer bu tür sözler gerçekten “şaka” veya “sanat” kapsamında değerlendiriliyorsa, bu kardeşimiz de gidip aynı üslubu bu kesimlere yönelik olarak kullansın; hakaret, küfür veya aşağılayıcı içerik barındıran eserler ortaya koysun. Bakalım, ilgili mevzuat bu durumu da “şaka yaptı, sanat icra etti” diyerek cezasız mı bırakacaktır?
Bir kimse, söylediği sözün inkâr sözü olduğunu, Müslümanlıkla bağdaşmadığını bildiği hâlde o sözü bilinçli şekilde söylüyorsa, bu söz küfür sözüdür ve kişiyi iman dairesinden çıkarır. Bu sözün şaka yoluyla, sanat yoluyla, ticaret veya başka bir gerekçeyle söylenmiş olması hükmü değiştirmez. Zira küfür, niyet ve bilinçle işlendiğinde ciddidir; hafife alınamaz.
Bununla birlikte, belirli bir sözün veya fiilin küfür olduğunu söylemekle, o sözü söyleyen muayyen bir şahıs hakkında “kâfir oldu” hükmünü vermek aynı şey değildir. Bir sözün küfür olduğunu tespit etmek başka, o fiili işleyen kişi hakkında kesin bir tekfir hükmü vermek bambaşka bir meseledir.
İkinci konuda âlimlerimiz son derece hassas davranmışlardır. Kişiyi dinlemeden, niyetini, bilgisini, içinde bulunduğu şartları araştırmadan ona yönelik kesin bir yaftalamada bulunmanın doğru olmadığı; sadece Hanefî âlimlerince değil, bütün Ehl-i Sünnet âlimlerince kabul edilmiş bir ilkedir.
Buna karşılık, bir söz veya eylem, söyleyenden bağımsız olarak ele alınıp değerlendirilir. Bu söz küfür sözüdür, bu fiil insanı iman dairesinden çıkarır denilmesinde bir sakınca yoktur. Problem, bu tespiti doğrudan muayyen bir şahıs hakkında kesin hükme dönüştürmektir.
Biz ya inandığımız gibi yaşarız ya da Allah muhafaza, zamanla yaşadığımız gibi inanmaya başlarız. Bu tür söylemleri tekrar ede ede, iman hassasiyetini zedelemek büyük bir tehlikedir.
Bir Müslüman, dinî hassasiyetini en üst seviyede muhafaza etmelidir. Henüz küçük yaşlarda, bir sohbet esnasında duyduğum ve hâlâ zihnimde yer eden güzel bir söz vardır. Büyüklerimizden nakledildiğine göre şöyle bir münâcatta bulunulmuştur:
“Ya Rabbi! En çok sevdiğim şey imanımdır. En çok korktuğum şey, bu imanın benden gitmesidir. En emin olduğum şey ise, bu korku bende olduğu sürece Sen’in bu imanı benden almayacağındır.”
Bu söz bize şunu öğretir: İnsan, neyi seviyorsa onu korumaya titizlik gösterir. Bizim en değerli, en kıymetli varlığımız imanımızdır. Onu gelişigüzel sözlerle, hafife alınan ifadelerle tehlikeye atmaktan şiddetle sakınmalıyız. Zira en büyük korkumuz, imansız bir şekilde bu dünyadan göçmek olmalıdır. Allah muhafaza buyursun.
Cenâb-ı Hak, cümlemize ve bütün Müslümanlara iman selameti lütfetsin. İmanla emaneti teslim edebilmeyi ve Resûlullah ﷺ Efendimizin huzurunda, cennetinde buluşabilmeyi hepimize nasip eylesin. Âmin.