Ramazan’da İbadetlerin Seviyesi Nasıl Olmalıdır?

RAMAZAN ÖZEL

Ramazan’da ibadetlerin seviyesi nasıl olmalıdır? Özellikle namazda dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir? Ramazan’a kıymetini veren Kur’ân-ı Kerîm’e bu ayda hususi olarak nasıl bir hürmet göstermeli; okuma, anlama ve yaşamada nasıl bir hassasiyet içinde olmalıyız?

Bu mübârek ayda, namaz ibâdetimizin de seviyesini yükseltme gayretinde olmamız îcâb eder.

Farz namazlarımızı; her zamanda olduğu gibi Ramazân-ı şeriflerde bilhassa cemaatle kılmaya azim ve sebat göstermemiz lâzımdır.

Terâvihleri huşû ve huzur içinde, tâdîl-i erkâna riâyet içinde edâ etmemiz elzemdir.

Bilhassa seherlerde, teheccüdlerde; Cenâb-ı Hakk’a secde edip yaklaşma iştiyâkımızı zinde tutmamız zarûrîdir.

BANA YARDIM ET!..

Rebîa bin Kâ‘b (Ebû Firâs) -radıyallâhu anh- adlı bir sahâbî anlatır:

“Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yakınında geceler, ona abdest suyunu getirir ve diğer ihtiyaçlarını görürdüm. Bir gün Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bana;

«–İste! (Vereyim.)» buyurdu.

Ben de;

«–Cennette Sen’inle beraber olmayı isterim.» dedim.

Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

«–Başka bir şey istesen olmaz mı?» buyurdu.

Bu sefer ben;

«–Dileğim ancak budur!» dedim.

Bunun üzerine Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-;

«–Öyleyse çokça secde ederek, kendin için bana yardımcı ol!» buyurdu.” (Müslim, Salât, 226; Ahmed, III, 500)

Peygamber Efendimiz’in; “Başka bir şey istesen olmaz mı?” şeklindeki ifadesi ve ardından bu sahâbîye çokça secde etmesini tavsiye etmesi, âhirette Efendimiz’le beraber olmanın kolay olmadığını, çok yüksek bir gaye olduğunu, bu muazzam hedef için çok sa‘y ü gayret gerektiğini bize bildirir.

Demek ki;

Ramazân-ı şerif ikliminde kıldığımız namazlar ayrı bir derinlik içinde olmalı. Mü’minûn Sûresi’nin ilk iki âyetinde buyurulduğu üzere;

“Namazda huşûa erenler / kalp ve beden âhengi içinde namazlarını edâ edebilenler kurtuldu!” sırrına erişmeli.

Kıldığımız terâvihler; alelacele, yasak savar bir tarzda değil, kulluğa yakışır şekilde îfâ edilmeli.

Seherlerde, teheccüdlerin mânevî lezzetine vâsıl olmanın gayreti sergilenmeli…

Bütün ibâdetler, âdâbına riâyet edilerek îfâ edilince, kendisinden beklenen tesir ve ecir hâsıl olur. Mahmud Sâmi Efendi Hazretleri ne güzel buyurur:

“İnsanın bir şeyi sadece diliyle söylemesi, kalp huzuru olmadan oruç tutması, duâ etmesi ruhsuz kalıba benzer. Duvardaki resim gibidir. Ancak huzûr-ı kalple yapılırsa bir fâidesi vardır.” (Hz. Yûsuf, 19)

Yine Mahmud Sâmi Hazretleri ibâdeti şöyle tarif eder:

“İbâdet: Cenâb-ı Hakk’ı tâzim sûretiyle, niyete bağlı olarak ve emredildiği şekilde yapılan tâattir.

  • Gafletsiz namaz,
  • Gıybetsiz oruç,
  • Başa kakmasız sadaka,
  • Riyâsız hac,
  • Süm‘asız gazâ ve cihad,
  • Eziyetsiz âzad,
  • Usanmasız zikir… «İbâdât» kısmına girer ki; Allâh’ı tâzim, hâlis niyet ve emredildiği şekilde yapmak şarttır.”

KUR’ÂN İLE

Bu mübârek mevsime kıymetini veren, Kur’ân-ı Kerim’dir. Kur’ân bu şerefli ayda nâzil olmaya başlamış, yine Cebrâil -aleyhisselâm- ile Peygamberimiz bu ayda, Kur’ân-ı Kerîm’i mukabele etmişlerdir.

Selef-i sâlihîn, bu ayda Kur’ân tilâvetine büyük ehemmiyet vermişlerdir.

Kur’ân-ı Kerîm’i okuyabilmek, husûsî bir eğitim îcâb ettirir. Tecvid ve harflerin mahreçlerinden telâffuzu için, erken yaştan itibaren îtinâlı bir tâlim lâzımdır.

Ramazân-ı şerîfi, evlâtlarımızın Kur’ân eğitim seviyelerini görmek ve yükseltmek için de bir fırsat ve ganîmet bilelim.

Kıymetli vakitleri, ekran iptilâsından kurtarıp; aile sohbetlerine, birlikte duâ ve ibâdetlere, kıymetli ve mâneviyatlı ziyaretlere sarf edelim.

Bunları yaparken de sevgi ve heyecan içinde gerçekleştirmeyi ihmâl etmeyelim. Tıpkı İmam Mâlik’in babası gibi:

İmam Mâlik Hazretleri der ki:

“Ben her hadis ezberlediğimde, babam bana bir hediye verirdi. Öyle bir zaman geldi ki; babam hediye vermese bile, hadis ezberlemek bende tarifsiz bir lezzet hâline geldi.”

Bir mezhep imamı, bu sevdirici gayretlerle yetişti…

Sâliha bir annenin misâlini de bir başka mezhep imamı Ahmed bin Hanbel -rahmetullâhi aleyh- şöyle anlatır:

“On yaşımdayken Kur’ân-ı Kerîm’i ezberlemiştim. Sabah namazından önce annem beni kaldırır, soğuk Bağdat günlerinde abdest suyumu ısıtırdı. Sonra elbiselerimi giydirirdi. Evimiz uzak ve yol karanlık olduğu için, kendisi de başörtüsünü takıp tesettüre bürünerek benimle birlikte camiye kadar gelirdi.” (Ali el-Karnî, Durûs, XXVI, 4, XLIII, 21)

Bütün bu gayretler, ibâdetler, fedâkârlıklar bizi Kadir Gecesi’ni ihyâ etmeye nâil eylesin inşâallah.

Rabbimiz; bizleri, Ramazân-ı şerif gibi ilâhî ikram ve lütufların kıymetini bilenlerden, onları af ve mağfirete kavuşma vesilesi eyleyebilenlerden kılsın.

Oruçlarımızı açarken yaşadığımız sevinci, onun sevâbına nâil olduğumuz zaman da yaşayabilmemizi nasip ve müyesser eylesin.  Âmîn!..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Şubat, Sayı: 252