Rahman Suresi 46. Ayet Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Rahmân Sûresi 46. âyeti ışığında Rabbin huzurundan korkanlara vaad edilen çifte cennet mükâfatı ve bu ilâhî müjdenin tefsirî tahlili.

Rahmân Sûresi 46. âyette şöyle buyrulur:

İKİ CENNET SAHİPLERİ

Rahman Suresi 46. Ayet Arapça:

وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ جَنَّتَانِۚ

Rahman Suresi 46. Ayet Meali:

Rabbinin huzurundan korkan kimse için çifte cennet vardır. (Rahmân, 55/46)

Bilgi:

Dünya hayatının sona ermesiyle hayat bitmez. Kıyamet kopunca insan tekrar diriltilir. Dünyada yaptıklarının hesabını vermek için Rabbin huzuruna çıkar. Hesabın sonunda kâfirler hak ettiği cezaya çarptırılır, müttakîler ise hak ettikleri mükâfatı alırlar. Bazılarının mükâfatı ise yapmış oldukları güzel amellerden dolayı daha fazladır. Allah’ın huzuruna günah ve kötülüklerle çıkmaktan korkan ve bu sebeple hep iyi ve güzel davrananlar için ahirette iki cennet vardır. Rahmân sûresinin bu sayfasında, hak edenlere verilecek iki cennetin özellikleri sayılmaktadır.

Mesaj:

  1. Dünyada iyi amel yapanların mükâfatı ancak iyiliktir.
  2. Rabbinin huzurunda hesap vereceğini düşünerek hayatlarını tanzim edenlere iki cennet verilecektir.

Kelime Dağarcığı:

Makâm: Makam, huzur, konum, rütbe.

Cennet: İman edip sâlih amel işleyenlere, ahirette vaat edilen nimet ve mükâfat yurdu.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Rahman Suresi 46. Ayet Tefsiri:

  1. Rabbinin huzuruna çıkıp hesap vermekten korkan kimseye iki cennet vardır.
  2. Öyleyse, ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimet ve kud­re­tini yalanlayabilirsiniz?

Yüce Rabbinin azamet ve kudretinden korkan, mahşer günü O’nun huzurunda hesap vermekten titreyerek dünyada küfür, isyan ve günahlardan sakınıp iman-ı kâmil ile büyük bir tâzim içinde;  “İyiliğin mükâfatı böyle iyilikten başka ne olabilir ki?” (Rahman 55/60) âyetinin delâletiyle ihsan kıvamında O’na itaat ve şükre devam edenlere iki cennet va‘dedilmektedir. Bu iki cennetin hangi cennetler olduğu hususunda şu izahlar yapılmıştır:

❂    Birisi cinler, birisi insanlar için olan iki cennet mânasınadır. Çünkü Rahman sûresinde baştan sona sürekli olarak bu iki gruptan bahsedilmektedir.

❂    Birisi taatlar için, diğeri ise günahları terkten ötürü verilen cennettir. Çünkü kullar her ikisi ile de mükellef tutulmuşlardır.

❂    Birisi mükâfat olarak, diğeri ise mükâfata ilave olarak verilen cennettir.

❂    Bununla, birisi maddî, diğeri ise ruhî/manevî olan iki cennet kastedilmiştir. Buna göre maddî cennette bulunanlar, nimetler içindedirler. Rûhî cennette olanlar ise, “ravh, ruhî rahatlık” içindedirler. Bu mânaya göre, “Onu bekleyen sonsuz bir rahatlık ve mutluluk, güzel ve hoş kokulu rızıklar ve nimetlerle dolu cennetlerdir” (Vâkıa 56/89) ayeti buna açıklık getirmektedir. Çünkü Rabbinden gerçek mânada korkanlar “mukarrabîn” yani Allah’a en yakın olan kullar kısmındandırlar. Mukarrebler ise, Vâkıa sûresinin ilgili âyetinde haber verildiği üzere “ravh”da yani ruhî rahatlıkta, “reyhan”da yani güzel kokulu hoş rızıklar içinde ve nimetlerde dopdolu cennettedirler.

❂    Biri dünyada İslâm ümmeti ve İslâm devketi cenneti, diğeri âhirette ebedî sel3amet ve saadet diyârı olan cennettir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, XXIX, 108-109; Elmalılı, Hak Dini, VII, 4687)

❂    Bu cennetlerden biri, Rabbinden korkan kul için yaratılmış olan, diğeri onun sonradan vâris olacağı cennettir.

❂    Bu cennetlerden biri müttaki kulun kendisinin kaldığı, diğeri eşlerinin kaldığı cennettir. Nitekim dünyada bir kısım imkân sahipleri böyle yapmaktadırlar.

❂    Bunlardan biri mesken olarak kullandığı, diğeri bahçe olarak kullandığı iki cennettir.

❂    Biri cennet saraylarının alt katları, diğeri üst katlarıdır.

❂    Biri, insana takvâ hayatının kazandırdığı dünya cenneti, diğeri yine takvâ hayatının sebep olduğu ukbâ cennetidir. (Kurtubî, el-Câmi‘, XVII, 177)

Bu âyet-i kerîmenin nüzûl sebebi olarak şu olay zikredilir:

Hz. Ebubekr (r.a.) bir gün düşünüp, kıyamet, mizan, cennet, ateş, meleklerin dizilmeleri, göklerin katlanışı dağların serpilip dağılışı, güneşin dürülmesi ve yıldızların parçalanışı hakkında fikir yürütmüş de, “İsterdim ki, ben şu yeşilliklerden bir yeşillik olsaydım, hayvanlar gelip beni yeselerdi. Ben yaratılmamış olsaydım” demişti. İşte bunun üzerine bu âyet nâzil olmuştu.  (Suyûtî, Esbâbu’n-Nuzûl, s. 225)

Anlatıldığına göre; Hz. Ömer zamanında bir genç, mescide ve ibâdete devam ederdi. Derken bir kıza aşık oldu. Birgün kız tenhada yanına geldi, konuştular sonra gencin gönlü ona meyletti, bunun üzerine genç çığlıkla hıçkırdı ve arkasından bayıldı. Onun bir amcası vardı, geldi onu yüklenip evine götürdü. Genç ayılıp kendine geldiği vakit: “Ey amca! Hz. Ömer’e git benden selam söyle ve ona sor ki; Rabbinin makamından korkan kimseye ne vardır? Bunun üzerine amcası gitti durumu Hz. Ömer’e haber verdi. Ancak genç arkasından bir çığlıkla daha hıçkırıp vefat etti. Hz. Ömer bu olaya vâkıf olunca: “Sana iki cennet var, sana iki cennet” dedi. (Ali elüMütteki, Kenzü’l-Ummâl, II, 516-517)

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com