Peygamberimizin Şükür Secdesi ve Salavat Müjdesi

PEYGAMBERİMİZ

Hz. Peygamber’in şükür secdesi, Cebrâil’in getirdiği salavât müjdesi ve Allah’a şükür hassasiyeti ile nimetlere vesile olanlara teşekkür etmenin önemi.

Abdurrahmân bin Avf -radıyallâhu anh-, Peygamber Efendimiz’in Allâh’ın ikram ve ihsanlarına karşı şükür husûsundaki hassâsiyetini gösteren bir hâdiseyi şöyle anlatıyor:

CEBRÂİL’İN GETİRDİĞİ SALAVÂT MÜJDESİ VE ŞÜKÜR SECDESİ

“Bir defâsında Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- mescidden çıkmıştı. Ben de hissettirmeden onu tâkip ettim. Bir hurma bahçesine girdi. Kıbleye karşı durarak secdeye vardı. Secdesini o kadar uzattı ki, vefât etti sandım. Hemen yanına vardım, eğilip yüzüne bakmaya başladım. Başını kaldırdı ve:

«–Ne oldu ey Abdurrahmân?» diye sordu.

«–Yâ Rasûlâllah! Secdeyi o kadar uzattınız ki, vefât ettiniz diye korktum ve hemen yanınıza geldim.» dedim. Peygamber Efendimiz:

«–Bahçeye girdiğimde Cebrâîl -aleyhisselâm- ile karşılaştım. Allah Teâlâ’nın şöyle buyurduğunu müjdeledi: “Kim Sana selâm verirse Ben de ona selâmet veririm. Kim Sana salevât getirirse, Ben de ona salât ederim.” (Bunun için Rabbime şükür secdesi yaptım)» buyurdu.” (Hâkim, I, 344-345/810)

NİMETLERE VESİLE OLANLARA TEŞEKKÜR ETMENİN ÖNEMİ

Bize lûtfedilen bütün nîmetlerin Allah Teâlâ’dan olduğu muhakkaktır. Lâkin nîmetlerin bize ulaşmasına vesîle olana teşekkür etmek de, bir vefâ ve nezâket îcâbıdır. Hadîs-i şerîfte:

“Kendisine iyilik yapılan kimse, yapana; «Allâh sana hayırlar versin!» diyerek duâ ederse, şükür borcunu pek yüksek bir şekilde îfâ etmiş olur...” buyrulmaktadır. (Tirmizî, Birr, 87/2035)

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Faziletler Medeniyeti 1, Erkam Yayınları