Peygamberimizin Gönül Dünyasını Özetleyen Üç Başlık

PEYGAMBERİMİZ

Fahri Kâinat Efendimiz’in engin ve muhteşem gönlünü kısaca özetleyen, açan ve anlatan üç başlık nedir? Osman Nûri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.

Fahri Kâinat Efendimiz’in engin ve muhteşem gönlünü üç başlıkta hülasa edersek:

Birincisi; Resûlullah Efendimiz (s.a.v), Cenâb-ı Hakk’ın kulu, derin bir haşyet, kalbî ürperiş, takvâ ve Allah (c.c) korkusu içindeydi. Cenâb-ı Hak, “Verdiğimiz nimetlerden sorulacaksınız.” buyurur. Kendini bütün insanlıktan mesul görüyordu. Resûlullah Efendimiz (s.a.v) bütün insanlığa indi. İman edenler ümmet-i icâbedir, iman etmeyenler ümmet-i gayr-i icâbedir. Fakat Resûlullah Efendimiz (s.a.v) bütün insanlığa irşat edici olarak indi. Onun için Resûlullah Efendimiz (s.a.v) bir haşyet içindeydi. Âişe (r.a) validemiz diyor ki: “Bir fırtına olsa Efendimiz dışarı çıkar, içeri girerdi. ‘Acaba benim kavmime mi bir ceza olarak geliyor?’ diye endişelenirdi.” Yine Veda Hutbesi’nin sonunda üç sefer, “Ashabım! Tebliğ ettim mi?” dedi. “Anlamayan, bilmeyen, duymayan var mı?” diye sordu. “Tebliğ ettin, ya Resûlullah!” dediler. Elini kaldırdı, “Ya Rabbi! Şahit ol!” dedi. Üç sefer tekrarladı bunu. Hep bir haşyet, bir endişe içindeydi. Ümmet-i Muhammed’i, insanlıktan kendisini mesul görüyordu.

İkincisi; Ümmete karşı muazzam bir merhamet ve şefkat hâlindeydi. Sadece ümmeti değil, insanlığa, insanlık âlemine şefkat ve rahmet hâlindeydi. Bedir’den yetmiş tane esir alındı. Onları Medîne-i Münevvere’ye taşırken deve sayısı kâfi gelmiyordu. Zaman zaman mücahitler, Müslümanlar develerinden indiler, köleleri develere bindirdiler. İslâm böyle bir merhamet diniydi. Bugün dünyada yaşanan vahşet nasıl?

Üçüncüsü; Eşyaya ve dünyaya karşı emsalsiz bir zühd hâlindeydiler. Yani kalplerini bir kasa yapmadılar, kendileri bir riyazat hâlinde yaşadılar.