Peygamberimiz (s.a.v.) En Çok Neyi Severdi?

PEYGAMBERİMİZ

Peygamberimiz (s.a.v.) en çok neyi severdi? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v) en çok neyi severdi?

Birincisi; Allah'ın kendine Kur'an verdiği kişidir. O, Kur'an'la gece meşgul olur. Kur'an'la yaşar, yaşatır ve Kur'an'ı tebliğ eder. Canlı bir Kur'an olur.

İkincisi; Allah'ın kendine mal verdiği kimsedir ki, o da gece gündüz malı infak eder Allah yolunda. Efendimizin en çok meşgul olduğu kimseler, Kur'an talebesi olan Eshab-ı Suffe idi. Onlar Peygamber'in adeta göz bebeğiydi. Efendimizin hayatına baktığımızda, onun her vesileyle Kur'an okuduğunu görüyoruz.

Hayatı en muhteşem olandı. İslam'ı anlatırken, ashabla sohbet ederken Kur'an-ı Kerim'le başlardı. Bir meseleyi izah ederken o mevzuyla alakalı ayetleri okurdu. Gece ibadetlerinde, uzun uzun teheccüd namazlarında Kur'an-ı Kerim okurdu. Sefer esnasında yine Kur'an-ı Kerim okuyarak devam ederdi. Hatta hicrette Süraka diyor: "Ben o kadar yaklaştım ki" diyor, "Allah Resulü'nü o zaman Kur'an okurken dinledim" diyor. Efendimiz, Kur'an-ı Kerim okumayı çok severdi. "Başkasından dinlemeyi de severim" derdi. Abdullah İbn Mesud'a "Bana oku" dedi. "Ya Resulallah! Kur'an size inmişken ben size nasıl okuyayım?" dediler. "Oku" dedi. "Ben dinlemeyi de severim" dedi (Buhari, Fezailü'l-Kur'an, 33).

En nihayet ümmetin durumu Kur'an-ı Kerim'de "Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz, seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak?" (Nisa, 41) diye okuduğu zaman, "Kafi, dur" dedi. Ağlamaya başladı. Niye ağladı? Ümmetin ahiretteki halini düşünerek; hesap, kitap vesaire... Veda haccında "Aman" dedi, "ne olursunuz! Günah işleyerek benim yüzümü yere düşürmeyin, beni mahcup etmeyin kıyamette" buyurdu. Seven, sevdiğini mahcup etmez. İbn Atiye rahmetullah diyor ki: "O Kur'an öyle bir kitap ki, ondan bir kelime çıkarılsa, onun yerine ikame için bütün Arap lisanı altüst edilse, ondan daha münasip bir başka kelime bulmak mümkün değildir." Kur'an-ı Kerim edebî değil, mucizedir.

Eğer müşriklere "Bir benzerini meydana getirin" dedi (Bakara, 23). Bütün ins ve cin toplu birleşin dedi. Cevap yok. "10 sure meydana getirin" (Hud, 13), cevap yok. "Bir sure getirin" (Bakara, 23), cevap yok. "Bir örnek meydana getirin", cevap yok. Velhasıl bir nimeti düşünme bakımından Peygamber Efendimiz, zulmün zifiri karanlığında bir güneş gibi doğdu. Bir cahiliye devrinde insanlara insanlıklarını yeniden hatırlattı. Merhameti unutmuş vicdanları tedavi etti. Kız çocuğunu diri diri gömmeye götüren taşlaşmış kalpleri yumuşattı. Kurak toprağı ihya eden bir nisan yağmuru oldu. Kan gölüne dönen çöller onunla huzura kavuştu. Onu öldürmeye gelenler onda dirildi. Ona ve İslam'a düşmanlık besleyenler onda hayat buldular.