Otuz Yıllık Pişmanlık
Bağdat çarşısındaki yangın sonrası bir anlık gafleti sebebiyle otuz yıl istiğfar eden Seriyy-i Sakatî Hazretleri’nin ibretlik hassasiyeti ve kardeşlik dersi.
Seriyy-i Sakatî Hazretleri bir hâtırasını şöyle naklediyor:
BİR ANLIK GAFLETİN ARDINDAN OTUZ YILLIK İSTİĞFAR
“Bir gün Bağdat çarşısı yanmıştı. Birisi koşarak geldi ve;
«–Bütün Bağdat çarşısı yandı, bir tek sizin dükkânınız kurtuldu. Gözünüz aydın!» dedi.
Ben de bir an için, dükkânı yanan din kardeşlerimin hâlini düşünmeden, kendi nefsim adına; «Elhamdülillâh!» deyiverdim.
O an dükkânı yanan kardeşlerimin ıztırâbından gâfil kaldım.
Bunu anlayınca hemen tevbe ettim, dükkânımdaki bütün malları da kefâret olarak fakirlere dağıttım.
Ama buna rağmen otuz seneden beri o hatâmın istiğfârı içindeyim.”[1]
Hisse:
Din kardeşlerinin acısına bîgâne kalmak, çok ağır bir cürüm ve duygusuzluktur. Zira hadîs-i şerîfte buyruluyor:
“Mü’minlerin dertleriyle dertlenmeyen onlardan değildir!” (Hâkim, IV, 352; Heysemî, I, 87)
Gerçek bir din kardeşliği, sadece rahat zamanların çay-kahve muhabbeti değil, zor ve meşakkatli zamanlarda gösterilen yakınlıktır. Yani kardeşinin sevincini paylaşmak kadar, onun zor zamanında derdini paylaşmaya da gönüllü olabilmektir.
Yine bir hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere; hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet günü, Arş-ı Âlâʼnın altında gölgelendirilerek taltif edilecek yedi sınıf müʼminden biri de; “birbirlerini Allah için seven din kardeşleri”[2] olacaktır.
Dipnotlar:
[1] Bkz. Hatîb el-Bağdâdî, Tarih, IX, 188; Abdullah bin Esad el-Yâfiî, Sâlihlerin Hikâyeleri, sf. 298.
[2] Bkz. Buhârî, Ezân, 36; Müslim, Zekât, 91.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları