Osmanlı’yı Çöküşe Götüren Asıl Neden?

Osmanlı Tarihi

Dün İslâm rûhunun gerçek sahibi ve vârisi olarak kıt’alara medeniyet ve adâlet götüren bir millet vasfında iken bugün ne hâldeyiz?

Osmanlı Devleti’nin büyük ölçüde toprak kaybetmesine sebep olan “93 harbi” (1877-78 Türk-Rus harbi) esnâsında Osmanlı orduları başkumandanlığını yapan M. Ali Paşa’nın aslen bir Polonya Yahûdîsi olduğunu ve kasten dövüşmeyerek Rusları Tuna Nehri’nin batısından İstanbul’daki Yeşilköy’e kadar getirdiğini kaç kişi bilir?

Burada tafsîline imkân olmayan bir gerçektir ki, o tarihten günümüze kadar aslında menfaatlerinin zebûnu olarak İslâm’ın aleyhine faâliyet gösterdikleri hâlde milleti aldatıp kahraman tavrı takınan nicelerinin hayatları kadar ölümleri de misâllerimizde görüldüğü gibi ibret ve dehşet vericidir.

Bununla beraber ne hazindir ki, böyle hâin tıynetli insanlar yüzünden Osmanlı’yı Osmanlı yapan Dîn-i Mübîn, artık cemiyet için güç kaynağı olmaktan çıkmış, yerini nefsâniyetin hoyratlığı almıştır. Ardından sırf düşmanlarımızın emellerine yarayan nefsâniyetin süflî sultasıyla tatmîn olma meyilleri toplumda kök salmaya başlamıştır. Taklitçiliğe esir eden bu meyillerle de, rûhî ufuklar daralmıştır. Aklın kaba ve dar ölçülerinin kıskacına girilmiştir. Neticede yeni nesli besleyecek olan öz kültür ve mâneviyatımızın can damarları kurumuş, böylece cihan hâkimiyetini elde tutacak dirâyetimiz, hattâ bağımsız bir devlet olma vasfımız dumura uğramıştır. Bir nesil, kaba kuvvetin arkasından koşmayı tercih etmiş, kendisini inkâr ederek pragmatizm ve pozitivizmin çorak zemininde kurban olmuştur. Ancak bu gafletin sonunda ortaya çıkan târihî seyir, ne kadar acı ve esef vericidir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Âbide Şahsiyetleri ve Müesseseleriyle Osmanlı, Erkam Yayınları