Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'den YKS Sonuçları Açıklanmışken Anne Babalara ve Yol Ayrımındaki Öğrencilere Çok Kıymetli Nasihatler

ÇOCUĞUMUZ

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'den, YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından anne babalara ve eğitim hayatlarında önemli bir yol ayrımında bulunan öğrencilere çok kıymetli nasihatler.

Zamanımızda anne-babalar ve tahsil çağındaki gençler, bir yol ayrımına geliyorlar:

Dünya hayatında; refah, para, makam-mevki getireceği düşünülen dünyevî bir tahsile, meslekî bir eğitime aşırı bir ehemmiyet veriliyor. Evlâtların üniversite imtihanları için, anne-babalar, neredeyse çocuklarından daha fazla telâşlanıyor. İmtihan esnasında mektep kapılarına yığılıp evlâtlarından daha çok heyecan gösteriyorlar. Meslekî tahsil için gerekirse her türlü tavizi veriyorlar.

ANNE VE BABALAR BU SORULARI KENDİNİZE SORUYOR MUSUNUZ?

“–Evlâdımın; «Tahsil göreceğim.» diye gideceği şehir, kalacağı yurt, beraber olacağı arkadaşlar onun mâneviyâtı için uygun mu, burada namazlarını kılacak mı? Nasıl arkadaşlarla beraber olacak?” gibi sualler üzerinde düşünülmüyor...

Sadece diploma, mevki, makam, maaş ve para düşünülüyor.

Böyle olunca üzülerek görüyoruz ki; bazı tahsil yuvalarında, evlâtlar başkalaşıyor, özüne ve memleketine yabancılaşıyor. Tıpkı Tanzîmat devrindeki gibi bir kalbî bozulma yaşanıyor.

Hâlbuki;

Tahsil sahasında da, âhiretin önde tutulması lâzım. Bütün tahsillerin, uhrevî tahsil muhtevâsı içinde, onunla mezcedilerek verilmesi lâzım.

Yine bu tahsil tercihlerinde unutulmamalıdır ki, rızkı veren Allah’tır. Rızık endişesiyle; dinden, takvâdan taviz vermeye kalkmak, rızkın Allah’tan olduğunu da bir yerde unutmak demektir.

Biz rızkı, fânîlerden değil, Rezzâk olan Rabbimiz’den isteriz.

REZZAK OLANIN ALLAH (C.C) OLDUĞUNU UNUTMA!

Bazı anne-babalar;

“–Kızım kocasına muhtaç olmasın, meslek sahibi olsun, ekonomik hürriyeti olsun!” gibi lâkırdılarla kızlarını okutmaya çalışıyor. Bu yolda da maalesef tavizler veriliyor. Rızkı verenin Allah olduğunu unutmak ne büyük gaflettir.

Hâsılı;

İslâmî bir terbiye olması, kalbin vahiyle buluşması elzem.

Eğer kalp vahiyle buluşmazsa; kişi istediği kadar kitap okusun, hangi diplomaları alırsa alsın, netice olarak zâlimlerden oluyor.

SAÂDET YERİNE FELÂKETE SÜRÜKLEYEN TAHSİLE DİKKAT!

Suriye, Gazze ve benzeri bütün zulüm sahnelerine bakın: Fâiller ve zâlimler, günümüzün el üstünde tutulan beşerî ve dünyevî tahsilinden geçmiştir. En çok rağbet gören fakültelerinden ve programlarından mezun olmuşlardır.

Bunların büyük çoğunluğu ya zulmün içindeler ya arkasındalar... Zâlime destekçi ve mazluma bîgâneler...

Çünkü;

Uhrevî tahsilden ve vahyin nûrundan mahrum, dünyevî menfaatlerin girdabına mahkûm bir eğitimin kendine göre kurduğu sistemler, insanlara saâdet yerine felâket getiriyor.

Kapitalizm ve liberalizm, servet sahiplerini;

“–Bırakınız geçsinler!” diyerek koruyor, mağdurlar için ise;

“–Altta kalanın canı çıksın!” diyor.

Bu anlayışın temelinde «sosyal darwinizm» var.

“–Güçlü, zengin ve muktedir olan yaşasın, hayatta kalsın; zayıflar, kimsesizler, çaresizler ölüp, elenip gitsin! Bu zaten tabiatın kanunudur (!)” anlayışı var.

Vahiyden mahrum dünyevî ve beşerî felsefelerin temelinde;

  • Irkçılık var,
  • Cinsî sapıklığa revaç veren hayâsızlık var.
  • Aileyi yıkan ihtilât ve açık-saçıklık var.
  • Dünyevîleşme var. Âhiretin unutturulması var.
  • Helâl ve haramın terk edilmesi var.

ANNE VE BABALAR BU VEBÂLE DÜŞMEYİN!

Bütün bunlar karşısında, bir anne-baba; evlâdının tahsilini, sadece dünyevî meslek, para-pul, makam-mevkî olarak ele alırsa; onun âhiretini, îmânını, ibâdetini ve namazını düşünmeden hareket ederse, çok büyük bir vebâl almış olur.

Gönülleri tahsil çağında vahiyle buluşturulmayan, Kur’ân ve ilmihâl eğitimi ihmâl edilen evlâtlar; mahşer günü anne-babalarından dâvâcı olacaklar.

Bu dünyada ciğerpâresi evlâdından ayrı düşmemek için çırpınan anne-babalar, orada;

“Ayrılın ey mücrimler!” hitâbı geldiğinde, en fecî ve ebedî ayrılığa dûçâr olacaklar. (Bkz. Yâsîn, 59)

Düşünülmelidir ki;

O arzu edilen meslekler ve makamlar da, ancak kalbi vahiyle buluşturabilenler için rahmet olur.

  • Kalbi vahiyle buluşturmadan verilen bir tıp tahsilinin sonunda; kürtaja, küçücük bebeklerin katledilmesine göz yuman kasap cerrahlar türer. Meselâ Suriye’yi kana bulayan bedbaht da bir doktordu!..
  • Kalbi vahiyle buluşturmadan verilen hukuk tahsilinin sonunda, gaddar ve cellât tipler meydana çıkar. Üstelik salâhiyet sahibi cellâtlar olur. Misaller çoğaltılabilir.

Hâlbuki;

Kalbi vahiyle buluşturarak verilen bir tıp tahsilinin sonunda; şifâ tevzî eden, merhamet ve şefkat dolu bir tabip yetişir.

Kalbi vahiyle buluşturarak verilen her türlü tahsil; dünyada da rahmete, hizmete, insanlığa faydaya ve ecre vesile olur.

EN KALICI TAHSİL

Asıl şu hakikat unutulmamalıdır ki;

Bütün dünyevî tahsiller bu dünyada kalacaktır. Bütün dereceler, diplomalar, uzmanlıklar, son nefeste sıfırlanacak, geriye sadece mârifetullah ve takvâ tahsili kalacaktır.

Şu hâdise bize ne kadar mühim bir ders veriyor:

Sâmi Efendi Hazretleri; sohbetlerinde asıl ilmin, Allah Teâlâ’nın kudret ve azametini kalpte hissetmek olduğunu ifade ederler ve bu ilme sahip olmanın şerefini her vesileyle hatırlatırlardı.

Bir gün ziyaretine gelenlerden biri, hem Hazret’in duâsını almak hem de yeğenlerini tanıştırmak istemişti. Huzûruna girip el öperken;

“–Efendim! Bu delikanlılar Amerika’da okuyup mühendis oldular. Duâlarınızı istirhâm ederiz!” diyerek yeğenlerini takdim etti.

Sâmi Efendi Hazretleri ise mânidar bir tebessümle onlara;

“–Fakir de Dâru’l-Fünûn Hukuk mezunuyum. Fakat asıl tahsil, «mârifetullâh»ın tahsilidir!” buyurdu.

Rabbimiz, cümlemizi ve bilhassa evlâtlarımızı mârifetullah tahsilinde muvaffak eylesin.

Bizleri; incitmeyen, incinmeyen ve her dem âhireti tercih edebilen «kalb-i selîm» hakikatinden hisseyâb eylesin!.. Âmîn!..

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2026 Ay: Temmuz, Sayı: 257