Nisâ Suresi 129. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
Nisâ Suresi 129. ayeti ne anlatıyor? Nisâ Suresi 129. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...
Nisâ Suresi 129. Ayetinin Arapçası:
وَلَنْ تَسْتَط۪يعُٓوا اَنْ تَعْدِلُوا بَيْنَ النِّسَٓاءِ وَلَوْ حَرَصْتُمْ فَلَا تَم۪يلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِۜ وَاِنْ تُصْلِحُوا وَتَتَّقُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًا
Nisâ Suresi 129. Ayetinin Meali (Anlamı):
Ne kadar isteseniz de eşleriniz arasında adâleti sağlamaya güç yetiremezsiniz. Hiç olmasa birine büsbütün meyledip, diğerini ne kocalı ne de kocasız bir halde askıda bırakmayın. Eğer yanlış davranışlarınızı düzeltir ve birbirinize haksızlık etmekten sakınırsanız, şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır ve engin merhamet sahibidir.
Nisâ Suresi 129. Ayetinin Tefsiri:
129.
âyette ne kadar çalışılsa çalışılsın eşler arasında tam olarak adâleti
sağlamanın mümkün olmadığı bildirilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm, çok evliliği
yasaklamadığına göre her iki âyette bahsedilen “adâlet”e farklı mânalar vermek
gerekir. Anlaşılan o ki, kadınlar hakkında iki çeşit adâletten söz etmek
mümkündür:
Birincisi;
nafaka yani yiyecek, içecek, giyecek ve barınma ihtiyaçları ile gece birlikte
kalma gibi hukukta adâlet ve eşitliktir. Bunlar insanın güç yetirebileceği;
istek ve iradesine bağlı olan işlerdir. Yerine getirilmesi emredilen adâlet de
budur. Sakınılması gereken adâletsizlik ise birine bütünüyle meyledip diğerini
hanımlık muamelesinden tamamen mahrum etmek, büsbütün terk ve ihmal edilmiş
gibi bırakarak eziyet etmektir.
İkincisi;
gönül ilişkisi, sevgi ve bağlılıkta adâlet ve eşitliktir ki, bu insanın güç ve
iktidarının dışındadır. Âyet-i kerîmede bu gerçeğe temas edilerek, erkekler bu
hususta mazur görülmekte, bir bakıma işin böyle bir derûnî ciheti olduğu göz
ardı edilmeksizin, buna rağmen luzûmu hâlinde çok evliliğe ışık yakılmaktadır.
Ancak birden çok evlilik yapan erkeğin, gönül ilişkilerini bir tarafa
bırakırsak, hususiyle maddî konularda, iradeye bağlı ve ölçülebilir hak ve
menfaatlerde hanımların hepsine adâletle muamele etmesi, birine teveccüh
gösterip diğerini ne kocalı ne kocasız sayılabilecek şekilde askıda bırakmaması
istenmektedir.
Allah
Resûlü (s.a.s.) Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “İki hanımı olup da birine
büsbütün meyleden ve diğerini ihmal eden kimse kıyamet gününde bir tarafı eğik
olarak gelir.” (Ebû Dâvûd, Nikah 38; Tirmizî, Nikah 42)
Zaruri
sebepler yüzünden hanımlar arasında adâletsiz bir uygulama söz konusu olduğunda
hemen aralarını düzelttiğiniz, bozulan tarafları tamir edip iyileştirdiğiniz,
bundan böyle de yanlış meyillerden sakındığınız takdirde, Cenâb-ı Hak çok
bağışlayıcı ve çok merhamet edici olduğundan, geçmişte yaptıklarınızı affedecek
ve sizi rahmetiyle bu hususta başarıya eriştirecektir. Ancak eşler arasında bir
sıkıntı olduğunda ıslah için tavsiye edilen bu çare yolarına başvurmanın her
seferinde mutlaka müspet bir netice vermesi mümkün olmayabilir. Dolayısıyla
yapılan girişimler sonuçsuz kalır, herhangi bir yolla eşler arasında barış ve
anlaşma sağlanamaz, her ikisi de kendi istekleriyle birbirlerinden
ayrılırlarsa, Allah Teâlâ kendi kudret, kuvvet ve zenginliği ile her birine
ikramda bulunur, ihtiyaçlarını karşılar ve birini diğerine muhtaç etmez. Çünkü
Allah’ın ilmi, kudreti ve rahmeti sonsuz geniştir; hazineleri bitip tükenmez.
O’nun her hükmü ve işi sağlam ve hikmetlidir. Dolayısıyla Allah’ı iyi tanımalı,
her türlü hal ve harekette O’na karşı gelmekten sakınılmalıdır. Zâten takvâ,
bütün insanlardan istenilen açık bir ilâhî emirdir:
Nisâ Suresi tefsiri için tıklayınız...
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri
Nisâ Suresi 129. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...