Namaz Neden Nefse Ağır Gelir?
Bakara Sûresi ışığında namazın manevi sırlarını tefekkür edin: Toprak yığınındaki altın misali, bu ibadetin ecri ancak sabır ve ısrarla elde edilir.
Namaz ömre yayılan, hayatın her safhasında devam eden bir ibâdet olduğu için; vakit disiplini, alışkanlık kazanmak ve hayatı intizama koymak bakımından ona hazırlanmak gerekir.
NAMAZDA DEVAMLILIK VE SABIR
Bu mânâda kâmil bir namaz alışkanlığı kazanmanın zorlu bir gayret gerektirdiğine şu âyet-i kerîmede işaret vardır:
“Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Şüphesiz o (sabır ve namaz), Allâh’a huşû duyan / kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir vecîbedir.” (el-Bakara, 45)
Namazda Hakk’a teslîmiyet vardır. Onun içindir ki, nefse giran gelir. Yani namaza yeni başlayan bir kişi; nefsinin itiraz ve serkeşliklerine boyun eğmemeli, pes etmeden ısrarla, sabır ve sebatla namaz alışkanlığını hayatına tamamen hâkim kılmalıdır.
Burada mü’min; namazı edâ etmekle elde edeceği büyük ecri tefekkür edecek, kendisini teşvik edecektir. Bu hususta şöyle bir benzetme yapabiliriz:
Koca bir toprak yığınının içinde 100 gram altın var denilse; ne kadar zahmetli de olsa, insanlar o toprağı eleye eleye o altını elde etmeye çalışırlar. Çünkü altının kıymeti o zahmetlere değer. Fakat o yığında 100 gram bakır var denilse, kimse buna tenezzül etmez.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık