Muhammed Suresi 24. Ayet Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Muhammed Sûresi’nin 24. âyetinde bildirilen kalplerin kilitlenmesi, Kur’an’ı okuyup düşünmenin ve mesajını hayata geçirmenin önemi üzerinden ele alınıyor.

Muhammed Sûresi’nin 24. âyeti, Kur’an’ı okuyup düşünmenin önemine dikkat çekiyor:

KALPLERİN KİLİTLERİNİ AÇAN KUR’AN

Muhammed Suresi 24. Ayet Arapça:

اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ اَمْ عَلٰى قُلُوبٍ اَقْفَالُهَا

Muhammed Suresi 24. Ayet Meali:

Kur’an’ı okuyup düşünmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var? (Muhammed, 47/24)

Bilgi:

Kur’an, insanları karanlıktan aydınlığa çıkaran bir rehber olarak gönderilmişti. Ancak bazı insanlar Kur’an’a inanıyor gibi göründükleri hâlde, mesajlarının gereğini yerine getirmekte gevşek davranıyorlardı. Yüce Allah, bu durumun Kur’an’ı gereği gibi okumamaktan kaynaklandığına işaret etmiş ve ayetler üzerinde düşünmemeyi kalplerin kilitli olmasına benzetmiştir. Kur’an’ı anlayıp uygulamak önemli olduğu gibi lafzını okumak da sevaptır. Zira Hz. Peygamber, Kur’an’dan okunan her harfe karşılık on sevap verileceğini bildirmiştir (Tirmizî, “Fezailü’l-Kur’an”, 16).

Mesaj:

  1. Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’i, insanlar ayetlerini düşünsünler ve öğüt alsınlar diye indirmiştir.
  2. Kur’an kilitli kalpleri açan yegâne anahtardır.

Kelime Dağarcığı:

Tedebbür: Tefekkür etmek; enine boyuna, inceden inceye düşünmek.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Muhammed Suresi 24. Ayet Tefsiri:

  1. Ey münafıklar! Demek fırsatını bulup iş başına geçecek olsanız, yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve akrabalık bağlarını keseceksiniz, öyle mi?
  2. İşte onlar, Allah’ın rahmetinden büsbütün kovduğu, kulaklarını sağır ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.
  3. Onlar Kur’an’ı inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde üst üste kilitleri mi var?

...

  1. âyette geçen اِنْ تَوَلَّيْتُمْ (in tevelleytüm) kelimesi iki farklı mânada kullanılır:

Birincisi; اَلتَّوَلّ۪ي (tevellî) kökünden dönmek, vazgeçmek, terk etmek: Buna göre âyet-i kerîme kalplerinde hastalık bulunan münafıklara hitap ederek şöyle der: “Siz Allah’ın indirdiği Kitab’ın hükümlerinden dönüp, cihattan yüzçevirip, Allah’a karşı nankörlük etmek, kan dökmek, yeryüzünde bozgunculuk yapmak ve akrabalık bağlarını koparmak mı istiyorsunuz? Allah’ın indirdiği hükümlere sırt çevirerek o cahiliye devrindeki gibi düşmanlık, huzursuzluk, güvensizlik günlerine geri dönmeyi mi umuyorsunuz? Aslında içinizde taşıdığınız düşünceler bu istikâmettedir. Fakat sizin böyle yapmanıza izin verilmeyecektir.”

İkincisi; الولاية (vilâyet) kökünden yönetmek, idareyi ele geçirmek: “Siz iş başına geçip yönetimi ele alırsanız yeryüzünde bozgunculuk yapmak, akrabalık bağlarını koparmak mı istiyorsunuz? Bunun için mi çalışıyorsunuz? Fırsatını bulsanız böyle yaparsınız; ama buna müsaade edilmeyecektir.”

İslâm aleyhinde böyle art niyetler taşıyanlar, Allah’ın rahmetinden uzaklaşacak, kulakları Kur’an’ı dinlemeye karşı sağır ve gözleri ilâhî hakikatleri görmeye karşı kör hâle getirilecektir. Böyle olunca da Kur’ân-ı Kerîm’i anlamaları ve onun âyetleri üzerinde tefekkür etmeleri imkânsız hale gelir. Çünkü onların ısrarla devam ettikleri menfi tavır ve davranışları kulaklarına ağırlık olur, gerçeği işitemezler. Basîretlerine perde olur, hakikatleri göremezler. Kalpleri üzerinde üst üste kilitler olur; gerçeği idrak edemezler. Halbuki Kur’an’ın mesajlarının kalbe ulaşabilmesi için bu kilitlerin açılması, kaldırılması ve kalbin fıtrî safiyetine döndürülmesi gerekir.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com