Mucize ile İlgili Hadisler

HADİSLER

Mucize hakkında hadisler nelerdir? Peygamberimizin (s.a.v.) mucize ile ilgili bazı hadisleri.

Peygamberimizin (s.a.v.) mucize hakkında bazı hadis-i şerifleri.

Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Hiçbir peygamber yoktur ki, insanların inanmaları için kendisine mucizeler verilmiş olmasın. Bana verilen ise Allah’ın vahyettiği vahiy (Kur’ân-ı Kerîm)dir. Bu sayede ben kıyamet günü ümmeti en çok olan peygamber olacağımı ümit ediyorum.” (Buhârî, İ’tisâm, 1)

***

İbn Abbâs (r.a.) rivayet ediyor:

Kureyşliler, Yahudilere gelerek, “Musa size (mucize olarak) ne getirdi?” dediler. Onlar, “Asâsını ve bembeyaz görünen el (yed-i beyzâ) mucizesini.” dediler. Sonra Hıristiyanlara gelerek, “İsa’nın mucizeleri) nasıldı?” dediler. Onlar da, “Körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirdi.” diye cevap verdiler. Sonra Hz. Peygamber’e geldiler ve dediler ki, “Rabbine dua et de Safâ tepesini bizim için altın hâline getirsin.” Hz. Peygamber de Allah’a dua etti. Bunun üzerine, “Göklerin ve yerin yaratılmasında ve gece ile gündüzün peş peşe gelmesinde akıl sahipleri için elbette ibretler vardır.” (Âl-i İmrân, 3/190) âyeti nâzil oldu (ve onlara), ‘Bu âyetleri düşünsünler!’ (denildi).” (Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr, XII, 10)

***

Abdullah b. Mesut (r.a.) naklediyor:

Resûlullah zamanında ay iki parçaya bölündü. Parçanın birini(n görünmesini) dağ engelledi, diğer parça ise dağın üzerinde (görünüyor) idi. Bunun üzerine Resûlullah, “Allah’ım! Şahit ol!” buyurdu. (Müslim, Sıfâtü’l-münâfıkîn, 45)

***

Enes bin Mâlik (r.a) şöyle buyurur:

“Ben Allah Resûlü’nü şu hâlde gördüm: İkindi namazı yaklaşmıştı. İnsanlar abdest almak için su aradılar, fakat bulamadılar. Allah Rasûlü’ne (bir kap içinde tek kişiye yetecek kadar) abdest suyu getirildi. Rasûlullah, su kabının içine mübarek elini koydular ve insanlara ondan abdest almalarını söylediler. Oradaki sahâbîlerin en sonuncusuna kadar hepsi abdest alıncaya dek Efendimiz’in parmaklarının altından su kaynadığını gördüm.” (Buhârî, Vudû’, 32, Menâkıb, 25)

Bu hâdise, Medîne’nin pazar yeri olan Zevrâ’da meydana gelmiştir. Orada bulunup abdest alan sahabiler 300 kişi kadardı. (Buhârî, Menâkıb, 25; Müslim, Fedâil, 6)

***

Enes bin Mâlik (r.a.) şöyle anlatır:

Üvey babam Ebû Talha, annem Ümmü Süleym’e:

“–Allah Rasûlü’nün sesi kulağıma pek zayıf geldi; aç olduğu anlaşılıyor. Yanında yiyecek bir şey var mı?” dedi. Annem:

“–Evet, var!” dedi ve arpa ekmeğinden yapılmış bir kaç çörek çıkardı. Sonra kendisine ait bir başörtüsü aldı; onun bir tarafına çörekleri sarıp dürdü ve koltuğumun altına yerleştirdi. Örtünün bir kısmını da (sıcaktan korunmam için) başıma sardı, sonra beni Allah Rasûlü’ne gönderdi. Ben ekmeği götürdüm. Rasûlullah’ı Mescid’de, cemaatle birlikte otururken buldum. Ben de yanlarında ayakta durdum. Rasûlullah:

“‒Seni Ebû Talha mı gönderdi?” buyurdular. Ben:

“–Evet” dedim.

“‒Yemekle mi?” buyurdular.

“–Evet” dedim. Rasûlullah yanında bulunanlara:

“‒Kalkınız!” buyurdular ve yürüdüler, ben önlerinden yürüdüm. Ebû Talha’ya gelerek durumu bildirdim. Bunun üzerine babam:

“–Ey Ümmü Süleym! Rasûlullah yanındaki insanlarla birlikte geldiler, hâlbuki bizim yanımızda onları doyuracak bir şey yok?” dedi. Annem:

“–Allah ve Rasûlü daha iyi bilir” dedi.

Babam hemen gidip Rasûlullah’ı karşıladı. Rasûl-i Ekrem Efendimiz, babamla birlikte geldiler. Rasûlullah (s.a.v):

“‒Ey Ümmü Süleym! Yanında olanları getir” buyurdular. O da bu ekmeği getirdi. Rasûlullah emredip ekmeği parçalattı. Annem, yağ tulumunu sıkarak o ekmek parçaları üzerine yağ sürdü. Sonra, Rasûlullah yemeğin bereketlenmesi için Allah’ın dilediği bir duayı okudular. Bundan sonra:

“‒On kişiye izin ver!” buyurdular. Babam on kişiye izin verdi, onlar doyuncaya kadar yediler, sonra çıktılar. Resûl-i Ekrem:

“‒On kişiye daha izin ver!” buyurdular. Babam onlara da izin verdi, onlar da yiyip çıktılar. Resûlullah:

“‒Bir on kişiye daha izin ver!” buyurdular. Onlara da izin verdi, onlar da yiyip çıktılar. Resûl-i Ekrem:

“‒On kişiye daha izin ver!” buyurdular. Bu şekilde cemaatin hepsi doyuncaya kadar yediler. Bu cemaat yetmiş veya seksen kişi idi. (Buhârî, Menâkıb 25; Müslim, Eşribe 142)

Efendimiz girenlere:

“‒Yiyin, besmele çekin!” buyuruyorlardı. Seksen kişiye böyle yaptılar. Sonra Nebî (s.a.v) ile ev sahipleri yediler. Yine de artanını bıraktılar. (Müslim, Eşribe 143)

Bir rivayette şu ilaveler vardır:

“On kişi durmadan giriyor, on kişi de çıkıyordu. Neticede onlardan içeri girip karnını doyurmayan hiç kimse kalmadı. Sonra Ebû Talha sofrayı yeniden düzenledi. Bir de ne görsün, yemekler sanki cemaatin yemeğe başladığı andaki gibi duruyordu.” (Müslim, Eşribe 143)

Başka bir rivayette şu ziyade vardır:

“Sonra komşularına yetecek kadarını artırdılar.” (Müslim, Eşribe 143)