Mevt Ne Anlama Gelir?

NE NEDİR?

Mevt/ölüm sadece hayatın sona ermesi mi, yoksa Arapça ve Kur’an perspektifinde farklı anlamları da mı var?

Arapçada “Mevt” kelimesinin türetildiği “mâte” fiili “bir şeyden gücün kuvvetin gitmesi”ne delalet etmekte dolayısıyla “ölmek”in yanı sıra başka manalarda da kullanılmaktadır.

MEVT ANLAMI NEDİR?

Burada dikkat edilmesi icap eden husus Arapçada “hayat” kelimesinin zıttı olarak bilinen “mevt/ ölüm” kelimesinin lügatte gerçek ve tali olmak üzere farklı birçok manaya geldiğidir. Bunlar “durgunluk, hareketsizlik, uyumak, sönmek, azalmak, kurumak, çürümek, kapanmak, üzüntü, korku, fakirlik, rezalet, yaşlılık ve günah” gibi manalardır.

Mesela kişi uyuduğunda, hakka boyun eğdiğinde, ateşin külü soğuyup kordan hiçbir şey kalmadığında, rüzgâr dindiğinde, yer suyu emip kuruttuğunda yani su kuruduğunda, elbise eskidiğinde, yer evsiz barksız ve tenha olduğunda, yola giriş kesildiğinde, yol kapandığında, üzerinde yürünmediği için yolun izleri silindiğinde ve bıçak artık kesmediğinde, köreldiğinde bu fiil yani “mâte” kullanılmaktadır.

Benzetme yoluyla da uykuya mevt/ölüm ismi verilmiştir; çünkü uykuyla birlikte akıl ve hareket ortadan kalkmaktadır. Yine Arapçada sessizliğe de mevt/ölüm denir. Nitekim uyku “hafif ölüm” iken ölüm “ağır uyku”dur.

Ayrıca ölüm; fakirlik, zillet, dilenme, yaşlılık gibi meşakkatli durumlar için de isti‘âre yoluyla kullanılmaktadır. Kur’an-ı Kerim’de mevt/ölüm, hayatın farklı cephelerine göre çeşitli şekillerde meydana gelir. Rûm suresi 19. ayette “yeri ölümünden sonra diriltir…” ifadesi insanda, hayvanlarda ve bitkide bulunan gelişen, büyüyen gücün karşıtı olan şey demektir. Meryem suresi 23. ayette “Keşke dedi, bundan önce ölseydim…” şeklinde geçtiğinde hissî kuvvetin yok olması manasınadır.

Enam suresinin 122. ayetinde “Ölü iken kendisini dirilttiğimiz kimse…” ve Neml suresinin 80. ayetinde “Sen ölülere duyuramazsın…” da geçen ölüm kelimesi ise akıl/düşünce kuvvetinin (zihin gücü, zekâ) yok olması yani cehalet demektir. İbrahim suresi 17. ayette “ve her yandan ona ölüm geldiği halde yine ölemez…” şeklinde ifade edilen ölüm, hayata keder, hüzün ve korku veren şey demektir. Yine Zümer suresi 42. ayette de ölüm, “ölmeyenleri de uykularında (bedenlerinden alıp kendilerinden geçirir)…” uyumak manasınadır. Netice itibarıyla hayatın sona ermesi yani ölüm de Allah’ın bir yaratmasıdır. Allah’ın canlıda yarattığı bir varlık keyfiyeti, hayatla muttasıf olanda hayatın yok olması, bulunmamasıdır. Ölüm ile hayat arasındaki hâl, bir şeyin olmama/yokluk ile sahip bulunma arasındaki durumdur. Bir başka tarife göre de ölüm, nefsin/ruhun bedeni kullanmayı bırakmasıdır.

Kaynak: Din ve Hayat Dergisi, Sayı: 51