Mescitlerin Manevi Fazileti
Mescitlerin manevi fazileti, cemaatle namazın imanla ilişkisi ve Asr-ı Saadet’ten günümüze uzanan mescid bilinci ele alınıyor.
Hadîs-i şerifte buyurulur:
HAKK’A EN SEVGİLİ MEKÂN
“Allâh’ın en çok sevdiği yerler mescidlerdir.” (Müslim, Mesâcid, 288)
İsrâ hâdisesine baktığımızda, bu mübârek ve ulvî yolculuğun iki mescid, iki tevhid merkezi arasında meydana geldiğini ve mîrâcın yine bir mescidden gerçekleştiğini görmekteyiz. Câbir bin Abdullah radıyallahu anh anlatıyor:
Benim kabîlem olan Selimeoğulları’nın mahallesi, mescide bir hayli uzaktı. Mescid-i Nebevî’nin etrafında ise boş yerler vardı. Evlerimizi satıp mescidin yakınına taşınmak istedik. O sırada şu âyet-i kerîme nâzil oldu:
“Şu bir gerçektir: Biz ölüleri yeniden dirilteceğiz. Onların yaptıkları iyi kötü her işi, geride bıraktıkları iyi kötü her izi kayda geçireceğiz.” (Yâsîn, 12)
MESCİDE YÜRÜYÜŞ SEVABI
Niyetimizi öğrenen Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Selimeoğulları’na;
“–Duyduğuma göre mescidin yakınına taşınmak istiyormuşsunuz, öyle mi?” diye sordu. Onlar da;
“–Evet, ey Allâh’ın Rasûlü! Bunu gerçekten istiyoruz.” dediler. O zaman Hazret-i Peygamber şöyle buyurdu:
“–Selimeoğulları! Yerinizde kalınız da, mescide gelirken attığınız her adıma sevap yazılsın. Evet, yerinizde kalınız; mescide gelirken attığınız her adıma sevap yazılsın.” (Müslim, Mesâcid, 280, 281; Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 36/1)
Yani namazlarını cemaatle kılanlar; camiye doğru attıkları her adımda sevap kazanırlar.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık