Manevi Hayatın Kanseri

İbadet Hayatımız

Mü'min, dinin zahiri ve batıni hükümlerine riayet neticesinde kemale erer.

KİBİR VE TEVAZU KİMLERDE BULUNUR?

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma. Çünkü sen (ağırlık ve azametinle) ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin.” (İsrâ, 37)

Resûlullah buyurdular:

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete giremez...”  (Müslim, Îmân, 147)

Ebû’l Hasan Harakânî Hazretleri buyurur:

“Nasıl ki namaz ve oruç farzdır, ifâsı mecbûridir, aynı şekilde gönülden kibri, hasedi ve hırsı bertaraf etmek de zaruridir.”

“Tandırdan elbisene bir kıvılcım sıçrasa, hemen onu söndürmeye koşuyorsun! Peki dînini yakacak olan bir ateşin, yani kibir, haset ve riyâ gibi kötü sıfatların kalbinde durmasına nasıl müsâade edebiliyorsun?!”

ZAHİRİ VE BATINİ FARZLAR

Mü'min, dînin zâhirî ve bâtınî hükümlerine riâyet neticesinde kemâle erer. Nasıl ki dînin, abdest, namaz, oruç, zekât gibi zâhirî farzları varsa; güzel ahlâk, temiz bir vicdâna sahip olmak, merhamet, şefkat, fedakârlık, ihlas ve takvâ gibi bâtınî farzları da vardır.

ZAHİRİ VE BATINİ HARAMLAR

Aynı şekilde, nasıl ki dinde içki, zinâ kumar, fâiz gibi zâhirî haramlar varsa; gurur, kibir, riyâ, ucub, pintilik, haset, sûizan gibi bâtınî haramlar da bulunmaktadır.

Âyet-i kerîmede; “Günahın zâhirisini (açığını) da, bâtınîsini (gizlisini) de terk edin!..” (En’âm, 120) buyruluyor. Yani mü’minin, zâhirî haramlardan uzak durması zarurî olduğu gibi rûhuna zehir saçan bâtınî haramlardan sakınması da öylece zarurîdir. Hattâ nice bâtınî haram, -mânevi hayattaki neticesi bakımından- zâhirî haramlardan daha tehlikelidir.

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarından Hikmetler, Erkam Yayınları