Lokman Suresinin 6. Ayeti Ne Anlatıyor?
Lokmân suresi 6. âyette ne anlatılmak isteniyor? Dinle alay edenlerin akıbetini haber veren Lokmân sûresi 6. âyetinin Arapçası, meali ve tefsirini bu yazımızda okuyabilirsiniz.
Lokmân sûresi 6. âyette şöyle buyrulur:
Lokmân Suresi 6. Ayet Arapça:
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَر۪ي لَهْوَ الْحَد۪يثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۙ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ
Lokmân Suresi 6. Ayet Meali:
İnsanlar arasında öyleleri vardır ki bilgisizlik yüzünden başkalarını Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlence vesilesi kılmak için eğlendirici sözleri alıp kullanırlar; işte bunlar için alçaltıcı bir azap vardır. (Lokmân, 31/6)
DİNLE ALAY EDENLERİN AKIBETİ: LOKMAN SURESİ 6. AYETİN İKAZI
Bilgi:
Âyette, dünya hayatını haz anlayışı üzerine bina edenler, cahilce tutumlarıyla insanları Allah yolundan saptıranlar, boş işlerle meşgul edenler ve küfür peşinde koşanlar uyarılmaktadır. Aklı ve şuuru yerinde olup da bu davranışları sergilemeye devam edenler için acı bir azap vardır. Hayatın gayesi oyun ve eğlence değildir. Hele bir de oyun ve eğlenceyi dinin önüne geçirmek ve bunlar vasıtasıyla insanları dinden uzaklaştırmak ancak inkârcıların yapacağı bir iştir.
Mesaj:
Allah yolundan alıkoyan oyunlardan ve eğlencelerden uzak durmak gerekir.
Kelime Dağarcığı:
Lehve’l-hadîs: Dinleyeni, etrafındaki başka şeylerden habersiz hâle getiren eğlendirici söz, dedikodu, saçma sapan konuşma, sulu şaka, isyan anlamı taşıyan söz ya da güfte.
Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler
TEFSİR
Lokmân Suresi 6. Ayet Tefsiri:
- İnsanlar arasında öyleleri var ki, hiçbir doğru bilgiye dayanmaksızın halkı Allah yolundan saptırmak ve dini alay konusu yapıp gözden düşürmek için aldatıcı, oyalayıcı ve saptırıcı sözleri satın alır. Böyleleri için alçaltıcı ve aşağılayıcı bir azap vardır.
- Kendisine âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki onu hiç duymamış ve sanki iki kulağında da sağırlık varmışçasına büyüklük taslayıp küstahça arkasını döner gider. Sen onu, can yakıcı bir azapla müjdele!
(lehve’l-hadîs) terkibi; insanı faydalı işler yapmaktan oyalayan, hayırlı amellerden alıkoyan, dinleyeni veya okuyanı cezbedip tamamıyla kendi atmosferine çeken her türlü faydasız sözleri, asılsız hikâyeleri, masalları, romanları, tarihî efsâneleri, güldürücü lakırdıları, eğlendirici gevezelikleri, şarkıları ve nağmeleri ifade eder. Cenâb-ı Hak gerçek mü’minlerin bu tür boş şeylerden uzak durmalarını isteyerek şöyle buyurur:
“Kurtuluşa erecek o mü’minler her türlü boş söz ve faydasız işlerden yüz çevirirler.” (Mü’minûn 23/3)
“Mü’minler, boş ve çirkin bir söz duydukları zaman ondan yüz çevirirler…” (Kasas 28/55)
Rivayete göre, Kur’an’ın mesajının yayılmasına mani olmaya çalışan ve buna bir türlü muvaffak olamayan Mekke müşriklerinden Nadir b. Hâris, Rûm ve Acem masalları ihtiva eden kitaplar satın alıp getirir ve Mekkelilere şöyle derdi: “Muhammed size Âd ve Semûd kavimlerinin masallarını anlatıyor. Ben de size Rüstem, İsfendiyâr ve Kayserlerin masallarını anlatacağım.” Böyle yapmakla müşrikleri eğlendirir ve insanları Kur’an dinlemekten alıkoymaya çalışırdı. (Vâhidî, Esbâbu’n-nüzûl, s. 356) Yine o mel‘ûn, bu maksatla şarkıcı kızlar getirirdi. Bir kimsenin Resûlullah (s.a.s.)’in tesiri altına girdiğini işittiğinde, derhal şarkıcı bir kızı ona musallat eder ve: “Onu yedir, içir, söyleyeceğin şarkılarla onu öyle meftûn et ki diğer taraftan kopup seninle hemhal olsun” tâlimatını verirdi. Böylece eğlendirdiği kimseye: “Gördün ya bu, Muhammed’in çağırdığından, namazdan, oruçtan, onun önünde çarpışıp ölmekten daha iyi değil mi?” derdi. (Kurtubî, el-Câmi‘, XIV, 52)
Nitekim bu yol, şer odaklarının her devirde insanları hak yoldan saptırmak için başvurdukları bir yoldur. Kötülüğün elebaşları diye vasıflandırabileceğimiz bu kimseler, sıradan insanları kültür adı altında eğlence, spor ve müzik programlarıyla öylesine oyalamaktadırlar ki, hayatın ciddî problemlerine eğilmek için onların ne zamanları ne de istekleri kalmaktadır. Bu boş vermişlik ve nemelâzımcılık duyguları içinde sürüklenmekte oldukları büyük felâketi hissedemez duruma gelmektedirler.
Din düşmanları, Allah’ın dinini alçaltmak, Kur’ân-ı Kerîm’in tesirini kırmak ve hak sözün yücelmesini engellemek için bu tür faaliyetlerde bulundukları için, âhirette de onlara, yaptıklarına uygun bir ceza olarak, alçaltıcı bir azap verilecektir. Kendilerini gerçeği kabule çağıran ilâhî âyetler karşısında sanki hiç duymamış gibi, sanki iki kulakları da sağırmış gibi vurdumduymaz tavırları sebebiyle de onlar can yakıcı bir azaba uğrayacaklardır.
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com