Kuyumcunun Günahı Sucuya Nasıl Yansıdı?
İsmail Hakkı Bursevî’nin Rûhu’l-Beyân’da naklettiği ibretlik kıssa: Kuyumcunun yaptığı hata sucuyu nasıl etkiledi? İşte düşündüren hikâye.
Müfessir İsmail Hakkı Bursevî, Rûhuʼl-Beyân adlı tefsirinde şöyle bir kıssa nakleder:
HATA SENDE DEĞİL, DÜKKÂNDAKİ ADAMDA!
Buhara’da bir sucu, otuz sene boyunca bir kuyumcunun evine su taşımıştı. Kuyumcunun çok güzel ve sâliha bir hanımı vardı. Sucu her zaman olduğu gibi yine bir gün geldi, fakat suyu verirken ev sâhibesi kadının elini tutup sıktı.
Akşamleyin bu sâliha hanım, çarşıdan gelen kocasına:
“–Bugün Allah Teâlâ’nın rızâsına muhâlif ne yaptın?!” diye sordu. Adam önce:
“–Bir şey yapmadım.” dediyse de hanımının ısrarı üzerine şunları söyledi:
“–Bugün dükkânıma bilezik almak isteyen bir kadın geldi. Bileziği o kadının koluna ben taktım. Teninin beyazlığı hoşuma gittiğinden (bir anlık gafletle) elini tutup sıktım.”
Bunun üzerine o sâliha hanım:
“–Allâhu ekber! Demek bugün sucunun hıyânet etmesinin hikmeti buymuş!” dedi.
Bunu duyan kuyumcu (büyük bir pişmanlık içerisinde):
“–Hanım! Ben tevbe ettim. Sen de hakkını helâl et.” dedi.
Ertesi gün de sucu gelip tevbe etti ve:
“–Ey evin sâhibesi, hakkını helâl et. Çünkü şeytan beni yoldan çıkardı!” dedi.
O sâliha hanım, sucunun bu samimî sözlerine şu karşılığı verdi:
“–Sen işine devam et. Çünkü hatâ sende değil, dükkândaki adamda!”[1]
Hisse:
Hadîs-i şerîfte buyruluyor:
“Siz yabancı (nâmahrem) kadınlara karşı iffetli olun ki sizin kadınlarınız da iffetli olsunlar…” (Hâkim, Müstedrek, IV, 170/7258)
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’e bir genç gelerek zinâ hususunda kendisine müsaade vermesini istemişti. Efendimiz ona, o çirkin fiilin, başta annesi olmak üzere âile ve akrabalarının kadınlarına yapılmasını isteyip istemeyeceğini sordu. Genç:
“–Allah beni Sen’in yoluna kurban etsin; hayır, vallâhi istemem yâ Rasûlâllah!” cevâbını verince, Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:
“–Diğer insanlar da böyle bir şeyi istemezler.” buyurdu.
Daha sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem mübârek elini gencin üzerine koyup;
“Allâh’ım, bunun günahlarını affet, kalbini temizle ve iffetini muhafaza eyle!” diye duâ etti.
Genç, bundan sonra böyle bir şeye hiç tenezzül etmedi. (Ahmed, V, 256-257; Heysemî, I, 129)
Şeyh Sâdî Hazretleri de bu hakîkatlerin hulâsası sadedinde;
“Eğer namusuma halel gelmesin diyorsan, başkasının namusuna yan gözle bakma!” buyuruyor.
Dipnot:
[1] Rûhu’l-Beyân, XVI, 38-39, Erkam Yayınları, İstanbul 2012.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları