Kur’ân’dan Kopmayan Selâmet Bulur

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi: Kur’ân’ı hayatının merkezine alan, hak ile batılı ayırt eder; fitneler karşısında sapa sağlam durur ve gerçek selâmete erişir.

RABBİMİZİN SEÇTİĞİ YOL: KUR’ÂN’LA HİDAYET VE DOĞRU AMEL

Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in birçok hadîsinde, Yüce Kelâm hakkında farklı yönlendirmeleri vardır. Ancak bize önce o Kelâm’ı tanıtır. Peki, Kur’ân-ı Kerîm’i nasıl tanıtır?

Tirmizî’nin Fedâilü’l-Kur’ân bahsinde belirtildiği üzere, Kur’ân-ı Kerîm öyle bir Kelâm-ı İlâhî’dir ki, vuku bulacak her türlü fitneye karşı insanı selamete erdirir. İnsan Kur’ân’dan koparsa fitnelerin içine düşer. Orada şöyle buyrulur: Sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin durumları ve insanlar arasında meydana gelecek hâdiselerin hükümleri vardır.

Yani bu Yüce Kelâm hak ile batılı birbirinden ayırır; kendisini terk eden azgını Cenâb-ı Hak helak eder. Kur’ân’ı terk eden de azgını helak olur. Bunun dışında, hidayet arayanı Allah dalâlete düşürür.

Evet, “Veel-islâmen fîhî ve el-ahireti minel-hâsirîn” — İslâm’dan başka din arayan, İslâm’dan başka yol arayan, İslâm’dan başka hayat tarzı arayan, Allah katında kabul görmez ve ahirette çok büyük zarar görenlerdendir. İslâm, Allah’ın insanlık için seçtiği dindir. Öyleyse onun dışında hidayet arayan da bilmelidir ki dalalettedir.

Bu kadar açık. Allah Rasûlü’nün mübarek sözleri, hak Teâlâ’nın sapa sağlam ipi, zikri, Hakk’ın hâkimi ve Sırât-ı Müstakim’idir. Kendisine bağlananlar sapmaz; onu söyleyen diller yanılmaz; alimler ona doymaz. Çok tekrar edilmekten dolayı tazeliğini asla kaybetmez ve kaybetmeyecektir.

Rabbimiz hepimizi Kur’ân-ı Kerîm’e karşı aç eylesin; dinledikçe dinleme isteği artsın. Evet, bazen başka bir eseri dinlediğinizde “Bunu dinledim, kapattım” dersiniz. Ama Kur’ân’ı dinledikçe insan ruhunu açan ilâhî bir Kelâm’dır. Rabbimiz hep gönüllerimizi Kur’ân’a hasret hâlinde eylesin. Okumaktan yorulmayalım, bakmaktan bıkmayalım. Eğer Kur’ân’ı okumaktan yoruluyorsak, bu ruh dünyamızdaki bir rahatsızlıktan kaynaklanır; zira Kur’ân asla doyulacak bir kitap değildir. Öyle olsaydı Allah başka bir kitap gönderirdi.

Alimler ona doyamaz; çok tekrar edilmesinden dolayı tazeliğini asla kaybetmez. İnsanları şaşırtan mucizeleri bitip tükenmez. Cinler de Kur’ân’ı dinlediklerinde hayranlıklarını gizleyemezler. Cin Suresi’nde belirtildiği üzere, onlar: “Biz öyle bir Kur’ân dinledik ki gerçekten insanlığa hayranlık veriyor” demişlerdir.

Kur’ân’a dayanarak konuşanlar doğru söyler, onunla hüküm verenler adil olur, onu tatbik edenler ecir kazanır ve ona çağıranlar dost doğru yolu bulur.