Kur’an’da Hz. Meryem’e Neden İmran’ın Kızı ve Harun’un Kız Kardeşi Denir?

İHTİSAS

Kur’an’da Hz. Meryem’e “İmrân’ın kızı” ve “Hârûn’un kız kardeşi” denmesinin anlamı ve hikmeti tefsir kaynakları ışığında açıklanıyor.

Hazırlayan: Prof. Dr. Mesut Kaya

Kur’an-ı Kerîm’de Hz. Meryem bir taraftan “İmrân’ın kızı” (Tahrîm 66/12) olarak anılırken, diğer taraftan kavminin ona “Ey Hârûn’un kız kardeşi!” (Meryem 19/28) diye hitap ettiği bildirilmektedir. Bu iki ifade, Batılı oryantalist literatürde erken dönemden itibaren “Kur’an’ın Hz. Îsâ’nın annesi Meryem ile Hz. Mûsâ’nın kız kardeşi Miryam’ı karıştırdığı” iddiasına dayanak yapılmıştır. (Rubinstein-Shemer, “The Qur’anic Mary in the Light of Rabbinic Texts”, 133.)

Bu yazı, söz konusu ifadelerin anlam çerçevesini tefsir kaynakları ışığında ele almaktadır.

KUR’AN’DA HZ. MERYEM’İN İMRÂN’A NİSPETİ VE AİLE BAĞLAMI

Kur’an’da Hz. Meryem, “Meryem bintu/ibnetu İmrân” (Tahrîm 66/12) şeklinde babasına nispet edilir; annesi ise “İmraetü İmrân” olarak zikredilir (Âl-i İmrân 3/35-36). Tefsir geleneğinde buradaki İmrân, Hz. Meryem’in babası; “Âl-i İmrân” ise bu ailenin seçilmişliğini ifade eden bir nispet olarak değerlendirilmiştir.

Hz. Meryem’in Ailesine Dair Rivayetler ve Taberî Tefsiri

Taberî, Âl-i İmrân suresi 35. ayetin tefsirinde İmraetü İmrân’ın Hz. Meryem’in annesi olduğunu, adının rivayetlere göre Hanne binti Fâkûz olduğunu kaydeder. İbn İshâk’ın rivayetine göre Hz. Zekeriya ile İmrân’ın zevceleri iki kız kardeştir. Hz. Yahya’nın annesi Hz. Zekeriya’nın; Hz. Meryem’in annesi (Hanne) ise İmrân’ın eşidir. Ayrıca İmrân’ın, Hz. Meryem henüz anne karnındayken vefat ettiği aktarılır. (Taberî, Câmiu’l-Beyân, 5:331) İslami kaynaklarda Hz. Yahya’nın annesinin isminden bahsedilmezken, Hıristiyan kaynakları onun isminin Elizabeth olduğu belirtilmektedir.

ORYANTALİST İTİRAZLAR VE KLASİK CEVAPLAR

Kur’an’ın Hz. Meryem’in babası olarak “İmrân” ismini zikretmesi, Hristiyan ve oryantalist çevrelerde iki temel itiraza konu olmuştur. İlk olarak, bunun Tevrat’ta Hz. Mûsâ, Hz. Hârûn ve Miryam’ın babası olan İmrân/Amram ile karıştırıldığı ileri sürülmüştür. (Çıkış 6:20; Sayılar 26:58–59) İkinci olarak ise Hristiyan geleneğinde Hz. Meryem’in babasının “Yoakim/Joachim” adıyla anıldığı belirtilmiştir. (Protoevangelium of James 1:1–2)

Oryantalist İddialara Cevaplar

Bu itirazlara karşı, İsrâiloğulları arasında çocuklara önceki peygamber ve sâlih kişilerin isimlerinin verilmesinin yaygın bir gelenek olduğu belirtilmiştir. Bu sebeple Hz. Mûsâ’nın babası olan İmrân isminin sonraki nesillerde de kullanılmış olması tabiidir. Dolayısıyla Kur’an’ın (oryantalist iddiaya göre Hz. Peygamber’in) iki ismi karıştırdığı iddiası doğru değildir. Ayrıca Kur’an’da peygamberlerin tarihsel sıralaması açık biçimde yer almakta olup Hz. Îsâ’nın Hz. Mûsâ’dan çok sonra geldiği bilinmektedir. Nitekim Allah Rasûlü “Îsâ ile benim aramda peygamber yoktur” buyurarak zımnen Hz. İsa’nın İsrâiloğulları içinden çıkan son peygamber olduğunu da belirtmiştir.

Hz. Meryem’in babasının “Yoakim” olduğu iddiası ise kanonik İncillere değil, ikinci yüzyıla ait apokrif bir metin olan Yakub’un Protoevanjelium’una dayanmaktadır. Bu metin Hristiyan geleneğinde sahih kabul edilmediğinden, buradaki bilginin Kur’an’a karşı kesin bir delil olarak kullanılması problemli görülmüştür.

Dolayısıyla “İmrân kızı Meryem” ifadesi, Hz. Meryem’i babası İmrân’a nispet eden; onun nesebini, aile aidiyetini ve seçkin konumunu birlikte vurgulayan bir unvan niteliğindedir. “İmrân’ın kadını” ifadesi de Hz. Meryem’in mabede adanışı ve yetişme süreciyle bağlantılı olarak bu aile hattını tamamlayan bir anlatım sunmaktadır.

YÂ UHTE HÂRÛN İFADESİNİN TEFSİRİ

Hristiyanlar ve klasik dönem oryantalistleri Kur'ân’ın Hz. Musa ve Hârûn’un kız kardeşi olan Miryam ile Hz. Meryem’i karıştırdığını iddia etmektedirler. Bu iddiayı da “Ey Hârûn’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam değildi, annen de zina eden biri değildi.” (Meryem, 19/28) ayetinde geçen “Yâ uhte Hârûn (Ey Hârûn’un kız kardeşi!)” ifadesiyle gerekçelendirmektedirler.

Bu hitaptaki “kardeş” ifadesi hakkında müfessirlerin ileri sürdüğü başlıca görüşler üç noktada toplanmaktadır.

Hârûn İsmiyle Sâlih Kişiye Benzetme Görüşü

Birinci görüşe göre Hz. Meryem, kavmi içinde sâlih ve zâhid kişiliğiyle tanınan “Hârûn” isimli bir kişiye benzetilmiş ve bu sebeple ona “Ey Hârûn’un kız kardeşi” diye hitap edilmiştir. Taberî’nin naklettiğine göre burada kastedilen kişi, Hz. Mûsâ’nın kardeşi olan Hz. Hârûn değildir. Ka’bü’l-Ahbâr’dan gelen rivayette de Hz. Meryem ile Hz. Hârûn arasında uzun bir zaman bulunduğu belirtilmiştir. Nakledildiğine göre Ka‘b’in bir defasında “‘Ey Hârûn’un kız kardeşi’ sözü, Musa’nın kardeşi olan Hârûn hakkında değildir.’ demesi üzerine Hz. Âişe ‘Yalan söyledin!’ diyerek itiraz eder, Ka‘b da ‘Ey Müminlerin annesi! Eğer bunu Peygamber söylemişse, o daha iyi bilir. Aksi hâlde ben ikisi arasında altı yüz yıl bulunduğunu görüyorum.’” şeklinde cevap verir. Bunun üzerine Hz. Aişe herhangi bir şey söylemez. Aynı doğrultuda İbn Zeyd ve Muğîre b. Şu‘be’den de rivayetler aktarılmıştır. (Taberî, Câmiu’l-Beyân, 15/523-524)

Soy Bağı Üzerinden Yapılan Nispet Yorumu

İkinci görüşe göre “Hârûn’un kız kardeşi” ifadesi nesebî bir mecazdır. Taberî’nin Süddî’den naklettiğine göre Hz. Meryem, Hz. Mûsâ’nın kardeşi Hârûn’un soyundan geldiği için bu şekilde anılmıştır. Bu kullanım, bir kişiye kabilesi veya soyu üzerinden hitap edilmesine benzemektedir. (Taberî, Câmiu’l-Beyân, 15/525)

Hz. Meryem’in Gerçek Kardeşi Olduğu Görüşü

Üçüncü görüş ise Kelbî’ye nispet edilmektedir. Buna göre Hz. Meryem’in gerçekten Hârûn isminde bir kardeşi vardı ve ayetteki hitap hakikî kardeşliği ifade etmekteydi. (Sa‘lebî, el-Keşf ve’l-Beyân, 6/213)

Taberî bu görüşler arasında ilkini tercih etmiş ve “uht” kelimesinin mecazî anlamda kullanıldığını savunmuştur. Ona göre Hz. Meryem ahlak, dindarlık ve takvada Hârûn isimli sâlih bir kişiye benzetilmiştir. Ayrıca Ehl-i kitap kaynaklarında Hz. Meryem’in Hârûn adında bir kardeşinden söz edilmemesi de bu yorumu desteklemektedir.

Çağdaş dönemde İbn Âşûr, “uht” kelimesinin hem mecazî hem hakikî anlam taşıyabileceğini belirtmekle birlikte, Hz. Meryem’in Hârûn soyundan gelmiş olabileceği ihtimali üzerinde durmuştur. Luka İncili’nde Zekeriya’nın eşinin (Elizabeth) “Hârûn kızlarından” sayılmasını da bu yorum için önemli görmüştür. (İbn Âşûr, et-Tahrîr ve’t-Tenvîr, 16/95) Mevdûdî de ikinci görüşün daha makul olduğunu ifade etmektedir. (Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’ân, 3/217)

Modern Oryantalist Yaklaşımlarda Meryem Anlatısı

Angelika Neuwirth gibi çağdaş oryantalistler, Meryem anlatısını Kur’an’ın edebî bağlamı içinde değerlendirerek Meryem sûresi ile Âl-i İmrân arasındaki farklılıkları “İbrâhim hânesi” ve “İmrân hânesi” üzerinden soy ve kutsallık ilişkileriyle açıklamış, bunu basit bir karıştırma değil geç antik döneme ait bilinçli bir yeniden anlamlandırma olarak yorumlamıştır. Michael Marx da bu çizgiyi izleyerek “Hârûn’un kız kardeşi” ifadesini teolojik bir bağlamda ele alır; Meryem’in Hârûn ile ilişkilendirilmesini, onun mabet ve kâhinlik geleneğiyle bağlantılı sembolik konumuna bağlar. Marx’a göre bu kullanım, Meryem’in Davud soyuyla ilişkilendirildiği Hristiyan gelenekten farklı olarak, Hârûnî geleneği vurgulayan alegorik bir anlam taşır. (Rubinstein-Shemer, “The Qur’anic Mary in the Light of Rabbinic Texts”, 136) Bu nedenle mesele, klasik oryantalistlerin iddia ettiği gibi basit bir tarihî karıştırma olarak görülmemektedir.

Son dönemde “uht” kelimesinin yalnızca çağdaşlık ifade ettiği ve soy anlamına gelemeyeceği ileri sürülmüşse de Erdeğer’in belirttiği üzere “kız” kelimesi de her zaman biyolojik soy anlamı taşımamakta; dinî aidiyet ve gelenek ilişkisini ifade edebilmektedir. (Bülent Şahin Erdeğer, “Kur’an ‘İki Meryem’i Karıştırmadı”, https://www.perspektif.online/kuran-iki-meryemi-karistirmadi/)

KUR’AN’DA MERYEM HİTAPLARININ HİKMETİ

Sonuç olarak “Yâ uhte Hârûn” ifadesi, müfessirler tarafından üç şekilde yorumlanmış, bu çerçevede sâlih bir kişiye benzetme, Hz. Hârûn soyuna nispet veya gerçek kardeşlik şeklinde değerlendirilmiştir. Tefsir geleneğinde en güçlü kabul gören açıklama ise Hz. Meryem’in, kavmi içindeki Hârûn isimli sâlih bir kişiye benzetildiği yönündedir. Böylece ifade, biyolojik kardeşlikten ziyade ahlâkî ve dinî aidiyeti ifade eden bir nispet olarak anlaşılmıştır.

Ayette geçen “Baban ve annen kötü değildi” (Meryem, 19/28 ifadesi ise, doğrudan bir itham yerine aile şerefini hatırlatan dolaylı bir söylemi yansıtır. Bu iki ifade birlikte değerlendirildiğinde, “İmrân’ın kızı” nesebî kimliği, “Hârûn’un kız kardeşi” ise dinî ve ahlâkî aidiyet vurgusunu ifade etmektedir.

Erken dönem “karıştırma” iddiası ise çağdaş akademik literatürde büyük ölçüde terk edilmiş; konu, geç antik dönem metin yapısı, Sâmî adlandırma geleneği ve Kur’an’ın anlatı dili çerçevesinde ele alınmaya başlanmıştır.

Kaynakça:

  • Erdeğer, Bülent Şahin, “Kur’an “İki Meryem”i Karıştırmadı”, https://www.perspektif.online/kuran-iki-meryemi-karistirmadi/.
  • Mevdûdî, Ebü’l-Aʿlâ. Tefhîmu’l-Kur’ân. Trc. Muhammed Han Kayânî, Yusuf Karaca, Nazife Şişman, İsmail Bosnalı, Ali Ünal, Hamdi Aktaş. İstanbul: İnsan Yayınları, ts.
  • Muhammed Tâhir b. Âşûr. et-Tahrîr ve't-Tenvîr. 30 Cilt. Tunus: ed-Dâru't-Tûnisiyye li'n-Neşr, 1984.
  • Rubinstein-Shemer, Nesya. “The Qur’anic Mary in the Light of Rabbinic Texts.” Islam and Christian–Muslim Relations 32/2 (2021): 129–158. https://doi.org/10.1080/09596410.2021
  • Saʿlebî, Ebû İshâk Ahmed b. İbrâhîm. el-Keşf ve’l-beyân ʿan tefsîri’l-Kur’ân. Nşr. Salâh Bâʿis̱mân, Hasan el-Gazzâlî, Zeyd Meharis̱, Emîn Bâşe. 33 Cilt. Cidde: Dâru’t-Tefsîr, 1436/2015.
  • Taberî, Muhammed b. Cerîr. Câmi'u'l-Beyân fî Te'vîli'l-Kur'ân. Beyrut: Müessesetü'r-Risâle, 2000.