Kıyamet Gününde Zulme Sessiz Kalanların Hesabı
Zulme sessiz kalanların kıyamet hesabı, iyiliği emretmemenin ahiretteki sorumluluğu Ebû Hüreyre’nin (r.a.) rivayetiyle anlatılıyor.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh buyuruyor:
ZULME SESSİZ KALANLARIN KIYAMET HESABI
“Biz, (ashâb-ı kirâm arasında şu hakîkati) duyardık:
Kıyâmet günü bir kişinin yanına, hiç tanımadığı biri gelir ve yakasına yapışır. Adam şaşırır ve:
«–Benden ne istiyorsun? Ben seni hiç tanımıyorum ki!» der.
Yakasına yapışan kişi ise:
«–Dünyada iken beni hatâ ve çirkin işler üzerinde görürdün de îkaz etmezdin, beni o kötülüklerden alıkoymazdın!» diyerek ondan dâvâcı olur.”[1]
Hisse:
Hz. Dâvud aleyhisselam zamanında, cumartesi günü avlanmama hususundaki ilâhî emre itaat ettikleri hâlde, bu emre uymayanlara ses çıkarmayan bir kesim vardı. Öyle ki bunlar, kötülükten nehyetmeye çalışan sâlih kullara da:
“‒Helâk olacak kavme niçin nasihat edip kendinizi yoruyorsunuz?” derlerdi. O sâlih müʼminler ise:
“‒Biz, Allâh’ın huzûrunda mes’ûl olmamak için tebliğ ediyoruz!” derlerdi. Neticede, kendileri günaha bulaşmasalar da o günahı işleyenlere ses çıkarmadıkları için, onlar da kahr-ı ilâhîye dûçâr olmaktan kurtulamadılar.
Demek ki mahşer günü belki de en zor hesap; mânî olma imkânı bulunduğu hâlde, menfaatini düşünerek, yanlışlıklar karşısında sessiz kalmanın hesâbı olacaktır. Zira orada, dünyadayken yapıp ettiklerimizden hesaba çekileceğimiz gibi, yapmamız gerekirken yapmadıklarımızdan da hesap vereceğiz.
Dipnot:
[1] Münzirî, et-Terğîb ve’t-Terhîb, Beyrut 1417, III, 164/3506.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları