Kazanç Hususunda Önemli İkazlar
Kazanç hususunda dikkat etmemiz gereken hususlar nelerdir? Paranızın helalliğini nasıl anlarsanız? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor?
İslamiyet, kazanç hususunda kaideler koymuştur. Faizi yasaklamıştır. Bugün faizli bankaların promosyonları da aynı şeydir; bankaya destektir, faize revaç vermektir.
İki, alışverişte gabin, yani müşteri veya satıcıyı aldatma, kandırma ve bilgisinden yararlanma gibi yanlışlara düşmek yasaklanmıştır. Ve bugün maalesef reklamlar bir kandırmaca oluyor. 1'i 10 göstererek cazip hâle getiriyor. Hatta mal satmak için “Anneler Günü”, “Babalar Günü”, “Sevgililer Günü” diyor. Bir “Garipler Günü” yok, bir “Kimsesizler Günü” yok, hastalara yardım etme, onlara hemhâl olma günü yok. Mal satmak için ancak her gün Anneler Günü, Babalar Günü’dür. Her gün Garipler Günü’dür. Her gün yorgun gönülleri teselli etme günüdür.
Diğer taraftan alışverişte yalan yemin, malın kusurunu saklamak da helâliyeti zedeler. Dinimizde rüşvet almayı ve vermeyi yasaklamıştır. “Er-râşî vel-mürteşî fin-nâr.” Netameli menfaat karşılığı verilen, rüşvet mahiyetindeki hediyeler de bu baptandır. “Ben hediye verdim.” Hediye değil, sen rüşvet verdin.
Her türlü hırsızlık, gasp ve irtikâbı men etmiş ve faillerine ağır cezalar getirmiştir. İslam’da bir müminin kazancı; alınması, satılması ve kullanılması haram olan şeylerden olmamalıdır. Yani israfa meyilli şeylerin alışverişi olmamalıdır.
Bir Müslüman içki alıp satmadığı gibi, içki servisi yapan bir firmanın da hisse senetlerini almamalıdır. Giyilmesi haram olan açık saçık kıyafetleri üretemez ve satamaz. Dükkânını kiraya verecekse yine faiz benzeri günahlarla iştigal eden bir işletmeye kiraya veremez. Ayet-i kerimede Cenab-ı Hak:
“Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” buyuruyor.
Bir Müslüman, çalışanlarını ihtilata düşürecek şekilde bir ortamda çalıştıramaz. Kadın istihdam edecek ise onlar uygun mekânda ve kendi aralarında iş görmelidir.
Kazancın kaynağında dikkat edilecek mühim bir nokta da mirastır. İslam’ın bir miras hukuku vardır. Cenab-ı Hak miras hukukunu tafsil ettikten sonra şu ikazda bulunur:
“Nisâ Suresi 14. ayet: Kim Allah’a ve Peygamberine karşı isyan eder ve Allah’ın sınırlarını çiğnerse, Allah onu devamlı kalacağı bir ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” buyuruyor.
Onun için bu miras hukukuna çok dikkat etmek lazım.
Gafil insanın çoğu defa aldandığı şeytani bir vesvese vardır. “Ben gayrimeşru bir şeyi kazanayım, sonra bir kısmını infak ederek bu kazancı temizleyeyim.” der. Bu tam bir şeytan aldatmasıdır. “Ben hacca giderim de temizlenirim.” “Sen hacca git, ondan sonra terazi tutmam.” Bunlar tamamen gafilane ifadelerdir ve şeytani vesvese ile bir aldanıştır.
Zira Allah temizdir, yalnız temizi kabul eder. Haram kazançla da infak olmaz. Zaten haram kazancın zekâtı da yoktur. Yapılsa da kabul olmaz.
Efendimiz buyuruyor: Hacca gelir, “Lebbeyk, Ya Rabbi, huzuruna geldim.” der. Ona “Lâ lebbeyk.” "Retsin" denir, buyuruyor.
PARAM BENİM NEREYE GİDİYOR?
Tecrübeyle görülür ki kazanç haram ise o para hayra gitmez; israfa ve günaha doğru yönlenir. Zira insan orada kendini kontrol eder: “Param benim nereye gidiyor?” Kazançta malın sahibinin iradesi yoktur, paranın iradesi vardır. İrade şahısta değil, paradadır. Para, kazandığı mecraya doğru akar gider.
Tövbe etmiş bir kişi, geçmişte haramdan, mesela faizden veya içkiden gelen parayı, o vebalden kurtulmak için elinden çıkarır. Ondan infak sevabı da beklemez. Bir de devamlı istiğfar hâlinde olması lazım. Umulur ki o parayı elinden çıkarması, onun temininde işlediği günahtan kurtulmasına bir vesile olsun. Çünkü haramdan kazanılmış paranın harcanması ikinci bir günahtır.
Ancak kişi haberi olmadan kazancına karışmış muhtemel şüpheler ve kul hakkı için de bol infakta bulunmalıdır.
Resûlullah Efendimiz şöyle buyurdu:
Efendimiz Medine’ye teşrifinde, hicrette ilk defa çarşıyı kontrol etti. Yani ümmetin kazancı helal mi, haram mı; ticareti nasıl diye baktı. Orada buyurdu ki:
“Ey tüccar topluluğu! Muhakkak ki alışverişe yalan ve yemin bulaşır. Bunun için siz de ona sadaka karıştırın.”