Kasas Suresinin 70. Ayeti Ne Anlatıyor?

KUR’ÂNIMIZ

Kasas suresi 70. âyet ne demek istiyor? Tek ve gerçek ilahın Allah olduğunu bildiren Kasas suresi 70. ayetin Arapçası, meali ve tefsirini yazımızda bulabilirsiniz.

Kasas sûresi 70. âyette şöyle buyruluyor:

Kasas Suresi 70. Ayet Arapça:

وَهُوَ اللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ لَهُ الْحَمْدُ فِي الْاُو۫لٰى وَالْاٰخِرَةِۘ وَلَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

Kasas Suresi 70. Ayet Meali:

İşte O, Allah’tır. O’ndan başka ilah yoktur. Önünde de sonunda da hamd O’nundur, hüküm O’nundur. Ve ancak O’na döndürüleceksiniz. (Kasas, 28/70)

TEK VE GERÇEK İLAH: ALLAH

Bilgi:

İnsanlar zamanla bir olan Allah’ı unutarak başka varlıkları da ilah olarak kabul etmeye başlamışlardır. Dünya hayatı son bulup ahirette gerçeklerle yüzleştiklerinde ise yaptıkları yanlışın farkına varacaklardır. Ancak, artık iş işten geçmiş olacaktır. İnsanların sorumluluğu, dünyada iken Allah’ın varlığını ve birliğini kabul etmek, verdiği nimetlerden dolayı kendisine şükretmektir. Çünkü sonunda dönüş Allah’a olacaktır ve Allah insanlar arasında adaletiyle hükmedecektir.

Mesaj:

  1. Verdiği nimetler için Allah’a şükretmeliyiz.
  2. Herkes sonunda Allah’a -celle celâlühû- dönecek ve yaptıklarıyla ilgili hüküm verilecektir.

Kelime Dağarcığı:

Hamd: Allah’a yönelik övgü ve şükür.

Ahiret: Son, son gün, ölümle başlayacak olan sonsuz hayat. Hüküm: İlim, derin anlayış, hâkimiyet, karar ve yargı.

Kaynak: Diyanet, Kur'an-ı Kerim'den Serlevha Ayetler

TEFSİR

Kasas Suresi 70. Ayet Tefsiri:

  1. Doğrusu Rabbin onların göğüslerinde gizlediklerini de, açığa vurduklarını da bilir.
  2. Çünkü O, Allah’tır. O’ndan başka ilâh yoktur. Dünya ve âhirette bütün hamdler O’na mahsustur. Hüküm vermek de yalnız O’nun hakkıdır. Sonunda siz ancak O’nun huzuruna döneceksiniz.

Bu âyetlerde şirk düşüncesi reddedilip tevhid akîdesi ispat edilmektedir. Buna göre gökleri ve yeriyle tüm kâinatı, canlı cansız tüm varlıkları yaratan, onlara hususiyetlerini veren ve her birini yaratılış gayesi istikametinde yönlendiren Allah Teâlâ’dır. Fâil-i muhtâr O’dur; dilediğini yaratır, dilediğini seçer. Bazı şeyleri cansız varlık, bazılarını bitki, bazılarını hayvan, bazılarını insan olarak yaratmak; bunların bir kısmını veli, bazısını peygamber olarak seçmek; yine bazı varlıkları şeytan, bazısını cin olarak, bazı mahlûkatı melek, bazı melekleri mukarrabîn[1], bazılarını da ruhânî olarak yaratmak sadece O’nun hakkıdır. O, bunları yaratırken hiç kimseye sormuş, akıl danışmış değildir. Müşriklerin koştukları ortakların ve diğer insanların bunda hiçbir payları yoktur. Âyet-i kerîmelerde şöyle buyrulur:

“Ben İblîs’i ve soyunu, ne göklerin ve yerin yaratılışına ne de bizzat kendi yaratılışlarına şâhit tuttum. Ayrıca insanları doğru yoldan saptıranları ben kendime yardımcı da edinmiş değilim!” (Kehf 18/51)

“Rasûlüm! Müşriklere de ki: «Allah’tan başka ilâh sandığınız şeylere istediğiniz kadar yalvarın durun. Bunların size hiçbir faydası olmayacaktır. Çünkü onlar ne göklerde ne de yerde zerre miktarı bir şeyin bile gerçek sahibi değillerdir. Göklerin ve yerin hâkimiyet ve yönetiminde onların hiçbir ortaklıkları da yoktur. Ayrıca, Allah onlardan bir yardımcı edinmiş veya edinecek de değildir.»” (Sebe’ 34/22)

Buna göre müşriklerin sırf zan ve kuruntudan hareketle bir kısım varlıklara beşer üstü güç atfetmeleri; onları bela savıcı, hazineler bahşedici, şifa verici, hastalıkları iyileştirici ve dualara karşılık verici şeklinde nitelemelerinin aslı yoktur. Onlara Allah’ın sıfatlarından bir pay ayırmalarının ve ona ortak koşmalarının hiçbir haklı gerekçesi bulunmamaktadır. İlmiyle, kudretiyle, ezeli ve ebedî olarak hamde liyâkatiyle, hüküm ve hükümranlığın tekelinde oluşuyla ve âhirette kullarını hesaba çekecek yegâne varlık oluşuyla tek İlah ve tek Rab Allah Teâlâ’dır. Kimse O’nun kudretine karşı gelemez. Kimse O’nun ilmi ve bilgisi dışında kalamaz. Kimse O’nun hükmüne karşı çıkamaz ve hükmünü değiştiremez. Hiç kimse Allah’ın her canlıya takdir buyurduğu ölümden kendini kurtaramadığı gibi, ölümden sonra yeniden dirilip huzur-ı ilâhîye çıkarak hesap vermekten de ne kendisi ne de bir başkası onu kurtaramaz.

Dipnot:

[1] Mukarrabîn: Allah’a en yakın kullar.

Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri, kuranvemeali.com