Kardeşinin Acısını Kalbinde Hissetmek
Şeyh Sâdî’nin kıssası üzerinden, mü’minin ümmet bilinci, merhamet duygusu ve din kardeşinin acısını kalbinde hissetme sorumluluğu ele alınıyor.
Şeyh Sâdî-i Şîrâzî naklediyor:
KARDEŞİNİN ACISINA BÎGÂNE KALMA!
Bir yıl Şam’da müthiş bir kıtlık oldu. Halk, perişan bir hâle düştü. Bu sırada yanıma bir dostum çıkageldi. Bu dostum, kıtlıktan önce hayli güçlü-kuvvetli, makam-mevkî ve servet sahibi, iri cüsseli olmasına rağmen, onu da zayıflamış, solgun ve bitkin bir hâlde görünce şaşırdım. Ona:
“‒Bu hâlin nedir?” diye sordum.
Dostum ise bu suâlime üzülüp hayretler içinde:
“–Dostum! Kederimin sebebini bilmiyorsan, bu ne gaflettir! Biliyorsan, niçin soruyorsun?! Görmüyor musun ki felâket son raddeye vardı!” dedi.
Ben bu defa;
“–Biliyorum! Fakat sen niye bu kadar üzülüp kendini heder ediyorsun ki? Senin her şeyin var. Dünyayı tûfan kaplasa, her yer sele gitse, bundan bir ördek ne zarar görebilir ki?” deyince, o fazîlet ehli dostum, sanki bir âlimin câhile bakışı gibi mânidar mânidar baktı ve şöyle dedi:
“–Kendisi sahilde olup da din kardeşlerinin denizde boğulmakta olduğunu gören bir insanın kalbinde hiç huzur olur mu?
Benim yüzüm, müslümanların dûçâr olduğu ıztıraplar sebebiyle sararıp soldu. Zavallı din kardeşlerimin muzdarip hâlini gördükçe, yediğim her lokma boğazıma diziliyor, sanki zehir yutuyorum.
Bir insanın dostları zindanda iken, o insan bir gülistanda nasıl gezip eğlenebilir?”
Hisse:
Mevlânâ Hazretleri buyurur:
“Şems -kuddise sirruh- bana bir şey öğretti:
«Yeryüzünde bir tek mü’min üşüyorsa, ısınma hakkına sahip değilsin.»
Ben de biliyorum ki yeryüzünde üşüyen mü’minler var, ben artık ısınamıyorum!”
Bugün dünyanın her tarafında müslümanlara yapılan zulümlere karşı bizim merhamet hislerimiz ne durumda? Bu zulümlerin içinde kendi evlâdımız veya yakınımız olsaydı bizi ne kadar teessüre gark ederdi? Ya din kardeşlerimizin ıztırapları karşısında teessürümüz ne kadar? Gözlerimiz, mazlum kardeşlerimizin ıztıraplarıyla ne kadar yaşarıyor? Kalplerimiz ve dillerimiz ne kadar onlara duâ hâlinde? İmkânlarımızla yaralarına ne kadar merhem olabiliyoruz?..
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları