İtikaftan Daha Hayırlı Amel

İbadet Hayatımız

Mü’min, her zaman ve mekânda Hakk’ın rızâsına vesîle arar.

Din kardeşlerinin dertleriyle ilgilenmek, Allâh’ın rızâsının aranacağı en güzel yollardan biridir. Nitekim Peygamber Efendimiz:

“Kul, kardeşinin yardımında bulunduğu sürece, Allah da kuluna yardım eder.” buyurmuşlardır. (Müslim, Zikir, 37-38)

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Din kardeşinin ihtiyacını karşılayanın, Allah da ihtiyacını karşılar. Müslümandan bir sıkıntıyı giderenin, Allah da kıyâmet günündeki sıkıntılarından birini giderir...” (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)

Bu yüzden her mü’min, din kardeşinin ıztırâbını gönlünde duymalı ve bu yolda elinden geleni yapmalıdır. Allah Teâlâ’yı en fazla râzı eden davranış, bir kulunun, kendinden çok başkalarını düşünmesi, onların rahatını kendi rahat ve huzûruna tercih etmesidir.

YÜREĞİNDE ÜMMETİ VARDI

Nebevî terbiye ile yetiştiği için “nefsî, nefsî” hodgâmlığından kurtulup “ümmetî, ümmetî” diğergâmlığına ermiş bir sahâbînin, İslâm kardeşliğindeki gönül ufkunu sergileyen şu hâdise de, ne kadar hikmetlidir:

İbn-i Abbâs, Peygamberimiz’in mescidinde îtikâfta iken bir kimse yanına gelerek selâm verdi. İbn-i Abbâs selâma mukâbele ettikten sonra:

“–Kardeşim, seni yorgun ve kederli görüyorum.” dedi.

Adam:

“–Evet, ey Resûlullâh’ın amca oğlu, kederliyim! Falan şahsın benim üzerimde velâ hakkı var (mal mukâbilinde beni âzâd etmişti), fakat şu kabrin sahibi (Allah Rasûlü) hakkı için söylüyorum ki, onun hakkını ödeyemiyorum.” deyince İbn-i Abbâs:

“–Senin için o şahısla konuşayım mı?” diye sordu.

Adam:

“–Olur.” deyince de hemen ayakkabılarını alıp mescitten çıktı.

Adam:

“–Îtikâfta olduğunu unuttun mu, niçin mescitten çıktın?” diye ardından seslendi.

10 YIL ÎTİKÂFTA KALMAKTAN DAHA HAYIRLI AMEL

İbn-i Abbâs:

“–Hayır! Ben, şu kabirde yatan ve henüz aramızdan yeni ayrılmış olan muhterem zâttan duydum ki, (bunları söylerken gözlerinden yaşlar akıyordu):

«Her kim, din kardeşinin bir işini tâkip eder ve o işi görürse, bu kendisi için on yıl îtikâfta kalmaktan daha hayırlıdır. Hâlbuki bir kimse Allah rızâsı için bir gün îtikâfa girse, Cenâb-ı Hak o kimse ile cehennem arasında üç hendek yaratır ki, her hendeğin arası, doğu ile batı arası kadar uzaktır.»” (Beyhakî, Şuab, III, 424-425)

Din kardeşinin noksanlığını telâfîye çalışmanın Hak katında ne kadar kıymetli bir hizmet olduğunu, şu nebevî müjde de açıkça ifâde etmektedir:

“Allah Teâlâ insanların ihtiyaçlarını temin etmek üzere birtakım insanlar yaratmıştır ki, insanlar ihtiyaçları için onlara koşarlar. İşte onlar, Allâh’ın azâbından emin olan kimselerdir.” (Heysemî, VIII, 192)

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, Hak Dostlarının Örnek Ahlakından 1, Erkam Yayınları