İstenmeden Vermenin Gönül Zarafeti
Muhammed Sevkâ Hazretleri’nin, yeğenine karşı gösterdiği gönül inceliği ve istenmeden vermenin faziletini anlatan ibretlik kıssa.
Hak dostlarından Muhammed Sevkâ Hazretleri’nin yeğeni kendisinden bir şey istemişti.
MUHTACIN HÂLİNİ SÖYLEMEDEN ANLAYABİLMEK
Bunun üzerine Hazret ağlamaya başladı.
Yeğeni:
“‒Amcacığım, seni üzeceğimi bilseydim istemezdim.” deyince, amcası şu mânidar cevâbı verdi:
“‒Ben neden sen istemeden önce vermedim, diye ağlıyorum.”
Hisse:
Mü’min; “…Sen onları sîmâlarından tanırsın…” (el-Bakara, 273) âyetinin sırrına ererek, yüksek hayâ ve iffetinden dolayı ihtiyacını söylemekten çekinen muhtacı da tanıyabilecek bir firâsete ulaşmalıdır.
Nasıl ki Güneş, ısı ve ışığından istifâde etmek isteyenlerden ricâ ve yalvarma beklemezse firâset sahibi bir müʼmin de, kendisinden bekleneni, söylenmesine gerek kalmadan yerine getirmelidir.
Yani müʼminin gönlü öyle hassâsiyet kazanmalı ki âdeta mânevî bir röntgen gibi, muhtacın hâlinden anlamalı ve onun derdiyle dertlenmelidir.
Zira yüce dînimiz İslâm, mahrumlara; “Müstağnî ol, Allah’tan başkasından isteme!” derken, imkân sahiplerine de; “Mahrumları ara bul ve onlara yardımcı ol!” emrini vermektedir.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları