İsra ve Miraç’ın Derin Manaları
İsrâ ve Mi’râc’ın derin mânâları, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) evrensel risâleti, peygamberlerin imamı oluşu ve İslâmî dâvette başlayan yeni dönem.
İsrâ ve Mi’râc bize;
İSRÂ VE Mİ’RÂC: PEYGAMBERİMİZİN EVRENSEL RİSÂLETİ
- Allah Rasûlü (s.a.v) Efendimiz’in, iki kıblenin peygamberi
- Doğunun ve batının imamı,
- Kendinden evvelki peygamberlerin vârisi,
- Kendinden sonraki nesillerin önderi olduğunu îlân etmiştir.
- Peygamberler O’nun arkasında namaz kıldılar. Bu da O’nun risâletinin umûmîliğini ve imametinin ebedîliğini ifade eder. Zira İslâmî dâvet Mekke-i Mükerreme’den taştı, Habeşistan’a, Tâif’e, Medîne-i Münevvere’ye ve Kudüs’e yayıldı. Oradan da bütün âlemleri ihâta etti.
- Bu mucize ile yahûdiler, insanlığı idâre mevkiinden azledildiler ve İbrâhimî dâvetin iki merkezi de Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’e tevdi edildi. Nitekim İsrâ Sûresi’nin ilk âyetinde İsrâ Hâdisesi’nden bahsedildikten hemen sonra yahûdilerin yaptığı rezillikler ve cürümler anlatılır. Sonra da Kur’ân’ın en doğru ve en sağlam yola hidâyet ettiği beyan edilir.
İsrâ ve Mi’râc mucizesi ile İslâmî dâvette bir devir nihâyete erip yeni bir devir başlamıştır.
Kaynak: Murat Kaya, Siyer-i Nebi