İslam'da Ahlâkın Üç Merhalesi
İslam'da ahlâkın üç merhalesi nedir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi anlatıyor.
İslam'da ahlakın üç merhalesi vardır.
Birincisi ferdi ahlak, yani bireysel ahlaktır. Yani nefis terbiyesi, ihlas, sabır, şükür ve tevazu olacak bir müminde.
İkincisi içtimai ahlak olacak. Sosyal ahlak, merhamet, infak, hizmet, kul hakkı, komşuluk ve mahlukat hakkı.
Üçüncüsü medeniyet ahlakı olacak. Vakıf, adalet, zerafet, emanet, ümmetin derdiyle dertlenmek ve kamu hukuku olacak.
Vasıl ebedi kursun, ferdi bir dindarlık kafi değil. İçtimai mesuliyet şuuru da bir elzem. Mümin kendini toplumundan mesul görecek. İnsan kalbini Allah'a, ahlakını Peygamber'e, imkanlarını ümmete, tebliğ ve irşat gayretini insanların hidayetine sarf edecek. Ömrünü de Allah yolunda hizmete adadığı ölçüde gerçek kamil bir mümin olabilir.
Rahmetli pederim onu derdi: Bir müminin en az zekatı kadar hayratı olacak. Sadaka ve hayrat belayı def eder, birtakım yanlışları örter. Bunun için hatta Tebük'te bir grup gece kafileyi kaçırdı. Üzüldüler, sonra kendilerini direklere bağladılar; "Allah gelsin bizim cezamızı versin" dediler. Hatta kölelerine namaz vakti gelince "aç kilidi, namazımızı kılalım, yine bizi kilitle" dediler. "Resulullah gelsin, biz sefere, Tebük seferine gitmedik, cezamızı versin" dediler, ihmal ettik dediler. Efendimiz geldi, "Ya Resul, biz böyle böyle olduk" dediler. Tövbe ayeti indi: "Sen onlardan sadaka al bolca ve onlar için istiğfar et." (Tevbe Suresi, 103) Demek ki burada sadakalar birtakım yanlışların affına vesile oluyor. Onun için bir zekatla tıkanmak doğru değil, en aşağı zekat kadar bir sadaka da vermek lazım.
Yine ayette: "Altını, gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcayamayanlar acıklı bir azap ile müjdelenir." (Tevbe Suresi, 34) Ayet indiği zaman sahabi, eğer fakirlik yoksulluk fazlaysa zekatın fazlasını infak etmeye devam ettiler. Efendimiz de buyuruyor, tefsirde de aynı geçiyor Kurtubi'de; eğer fakirlik varsa, işte görüyoruz Sudan'ı, Gazze'yi görüyoruz, gerçi memleketimizde de öyle. Demek ki zekat da kafi değil, muhakkak sadakalarla artırmamız lazım.
Bununla en mühim Ali İmran 92: "Sevdiklerinizden infak etmedikçe hayrın kemaline ulaşamazsınız." (Ali İmran Suresi, 92) Yani sevdiklerinizden infak etmedikçe. Ne kadar Cenabı Hakk'ı seviyorsun? Kendini ne kadar seviyorsun? Evladını ne kadar seviyorsun? Allah'ı ne kadar seviyorsun? Sevdiklerinizden vermedikçe Allah'a yaklaşamazsınız buyuruluyor. Velhasıl en mühim sevinerek verebilmek. Tabii ne kadar helalden kazanırsa o kadar sevinerek verir insan. İsraftan korkar, pintilikten korkar. Sevinerek infak vermekten lezzet duyarlar. İnfakın ve ihsanın neşesini yaşarlar. "Malım azalıyor" diye menfi bir kaygıya asla düşmezler.