İnsan Neden İnanma İhtiyacı Hisseder?
İnanma ihtiyacının insanın yaratılışındaki yeri nedir? Allah’a imanın ruhî huzur, ahlâk ve toplum hayatına etkileri anlatılıyor.
İnsan Yüce Allah tarafından yaratılmıştır ve Allah’ın kuludur.
İNSAN NEDEN ALLAH’A İNANMA İHTİYACI HİSSEDER?
O hâlde fıtraten (yaratılış itibariyle) Allah’ı bilmek, bulmak ve Allah’a kulluk etmek ihtiyacındadır. Allah’ı bilemeyen ve bulamayanlar -gerçekten bizim anlayamayacağımız bir tarzda- içten içe, derinden derine büyük bir ıztırap duymaktadırlar. Zira insanın yaratılışında, mayasında Allah’a inanma ve ibâdet etme husûsiyeti vardır.
İnsanın iki farklı yönü vardır: madde ve ruh. Yani insan, madde ve ruhtan teşekkül etmiş bir canlıdır. İnsanın görünen vücûdu, onun maddî yönünü, görülmeyen ruhu da mânevî yönünü teşkîl eder. Mâhiyet ve hakîkatini tam olarak bilemediğimiz ruhumuz, vücûdumuzla birleşince hayat meydana geliyor. Demek ki insanı canlı tutan, insana esas insan olma husûsiyeti kazandıran ruhtur. İnsandan bahsederken, onun sadece bedenini ve bedensel ihtiyaçlarını anlatmak insanı noksan anlatmaktır.
Yeme, içme, giyinme, uyuma, dinlenme, cinsel isteklerin tatmini vb. bedensel ihtiyaçlarımız olduğu gibi Yüce Yaratıcı’ya inanma ve ibâdet etme gibi rûhî ihtiyaçlarımız da vardır. İnsanın maddî bünyesi arzî(yerel)dir. Maddî bünyesinin ihtiyaçlarının büyük bir kısmı da arzîdir. Yeme-içme vb. türünden bu ihtiyaçların giderilmesi bedensel hayatımızın devamı için son derece mühim ve lüzumludur. (A. Hamdi Akseki, İslâm, I,47-50.) Hiç kimse bu tür ihtiyaçları asla göz ardı edemez. Çünkü yemeden yaşanmayacağını herkes bilir.
Bunun gibi, Allah’a inanma ve ibâdet etme gibi insanın mânevî bünyesinin de ihtiyaçları vardır. İnsanın rûhî ihtiyaçlarının giderilmesi de rûhî hayatı açısından son derece mühimdir. Bu ihtiyaçların karşılanmaması rûhî depresyonlara, kalbî ızdırap ve çalkantılara sebep olabilir. Maddî ihtiyaçları tam olarak karşılanmış olsa bile rûhî ihtiyaçların karşılanmaması durumunda insanın iç huzuru duyması, mutluluğu yakalaması imkansızdır.
Her türlü maddî ihtiyaçları karşılanmış insanların yine tatminsizlik içinde oldukları, bazılarının uyuşturucuya yönelmek sûretiyle zamanla hayatı kendilerine zehir ettikleri, bazılarının da intihara yönelerek hayatlarına son verdikleri bilinen bir husustur.
İMAN TOPLUM HAYATINA NASIL HUZUR KAZANDIRIR?
Allah’a inanan insanlardan teşekkül eden toplumlarda huzur olur. Çünkü Allah’a inanan insan, aynı zamanda âhirete de inandığı için hayatına ona göre çeki düzen verir. İnsanlarla iyi geçinir, dâimâ iyilik yapar, kötülük yapmaz. Onun elinden ve dilinden hiç kimse zarar görmez. Sever, sevilir. Yetimi, yoksulu, dulu korur, gözetir.
Fakirin, âcizin, yoksulun yardımına koşar. Dolayısıyla inananlardan meydana gelen toplumda birlik, beraberlik, dayanışma, yardımlaşma ve huzur olur. Şayet bugünkü bazı İslâm Devletlerinde veya çoğunluğunu inananların teşkil ettiği toplumlarda çeşitli olumsuzluklar, meşrû olmayan davranışlar ve dolayısıyla huzursuzluk ve ıztırap varsa, bütün bunlar Allah’a îmânın tam olmayışından kaynaklanmaktadır.
Bugün ve her zaman İslâm âleminin perişânlığı îmân zayıflığından, Allah inancının kalplerde tam olarak yerleşmemesindendir. Îmânın, İslâmın bir kusuru yok, kusur insanların eksikliğindedir, İslâm’ı tam olarak yaşamamalarındadır. O hâlde îmânı kemâle ulaştırmanın ehemmiyeti ve lüzûmu açık bir şekilde ortadadır.
Kaynak: Prof. Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları