Îman ve Sâlih Amelleri Çalmaya Çalışan Hırsız
İmanımızı ve salih amelleri nasıl koruyacağız? Allahʼtan (c.c) gâfil kalındığında neler yaşıyoruz?
İbn-i Atâullah el-İskenderî Hazretleri buyurur:
“Hırsız, halkı uyanık olduğu hâlde bir evi soyamaz. Hırsız, soygununu ancak ev halkının gâfil veya uykuda olduğu bir zamanda gerçekleştirir.”
Şeytan, dâimâ îman ve sâlih amelleri çalmaya çalışan bir hırsız mevkiindedir. Nitekim âyet-i kerîmelerde buyrulduğu üzere;
“Şeytan dedi ki: «(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki ben de onları saptırmak için Senʼin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.
Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın.” (el-Aʻrâf, 16-17)
İnsanın apaçık düşmanı olan şeytana karşı alınacak en büyük tedbir, kalbi her an zikirle teyakkuz hâlinde tutmaktır. Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“Benim gözlerim uyur. Kalbim uyumaz…” (Buhârî, Teheccüd 16, Terâvih 1; Müslim, Müsâfirîn, 125.) buyurduğu gibi, kalbi her dâim uyanık tutmak da, onun Cenâb-ı Hak ile beraberliğine, yani dâimî zikir hâlinde bulunmasına bağlıdır.
Allah (c.c) Adı İle Başlayan Gafil Kalmaz
Zira insan, Allahʼtan gâfil kaldığı zaman günahlara meyleder. Hiç kimse besmele çekerek gıybet edemez, yalan söyleyemez, iftirâ atamaz. Allâhʼın zikriyle huzura kavuşmuş bir kalp, başka bir kalbe diken batıramaz, bir kardeşine çelme takamaz, kimseye zulüm ve haksızlık yapamaz, haramlara el uzatamaz, Hakkʼa kulluk vazifelerini terk ve ihmâl edemez.
Yani bütün mânevî kayıp ve zararlar, hep Allâhʼı unutmanın neticeleridir. Bundan dolayıdır ki Rabbimiz îkaz sadedinde buyuruyor:
“Allâh’ı unutan ve bu yüzden Allâh’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın! İşte onlar, yoldan çıkan kimselerdir.” (el-Haşr, 19)
Demek ki istikâmetten ayrılmamak ve kendimizi kaybetmemek için, Allah Teâlâʼyı unutmamak şart. Fakat insan, unutkan bir varlık. Nitekim “insan” kelimesinin “nisyan” ile aynı kökten geldiği söylenir. Nisyan, unutkanlık demektir. Ecdâd da; “Hâfıza-yı beşer, nisyan ile mâlûldür.” demişlerdir.
İşte bu unutkanlık zaafının tedavi ve telâfi yolunu Cenâb-ı Hak:
“…Unuttuğun zaman Rabbini zikret…” (el-Kehf, 24) emriyle beyan buyurmuştur. Demek ki insan zikirle kendine telkinde bulunacak, Rabbini aslâ hatırından çıkarmayacak…
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Altınoluk Dergisi, 2026 – Şubat, Sayı: 480