İlahi Affa Nail Olmanın Yolu

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi anlatımıyla ilahi affa nail olmanın yolu: Hz. Ebubekir'in İfk Hadisesi'ndeki vakarlı duruşu, nefis infakı ve affetmenin yüce sırları.

Hz. Ebubekir'in kendisine iftira atan akrabasını Nûr Suresi’ndeki "Allah’ın sizi affetmesini istemez misiniz?" uyarısıyla bağışlaması, kendi affını isteyen müminin başkasını da merhametle affetmesi gerektiğini öğreten en büyük "nefis infakı" ve gönül aynasını saflaştıran manevi bir ciladır.

İLAHİ AFFA NASIL NAİL OLUNUR?

Hz. Ebubekir -radıyallahu anh-, akrabalarından ve ilk muhacirlerden olan Mistah bin Üsase isimli fakir bir zata devamlı yardımda bulunuyordu. Hz. Aişe validemize ağır iftiraların atıldığı İfk Hadisesi’nde, onun da müfteriler arasında yer aldığını görünce, bir daha ona infakta bulunmayacağına dair yemin etti. İçinden; "Ben sana bu kadar zamandır yardım ediyorum, sen ise Peygamber’in hanımına, Ebubekir’in kızına iftira ediyorsun! Ben de bundan sonra sana yardımı kesiyorum." dedi.

Bunun üzerine Cenâb-ı Hak şu âyet-i kerîmeyi inzal buyurdu:

"İçinizden fazilet ve servet sahibi kimseler; akrabaya, yoksullara, Allah yolunda hicret edenlere mallarından vermeyeceklerine dair yemin etmesinler. Bağışlayıp geçsinler. Allah'ın sizi affetmesini istemez misiniz? Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir." (en-Nûr, 22)

Sahabe Terbiyesi ve Nebevi Ufuk

Bu nasıl bir ufuktur! Birisi evladımıza sadece yan baksa, "Bundan sonra sana selam bile vermem" deriz. Ancak Cenâb-ı Hak, sahabe-i kiramı böyle yüksek bir ahlakla terbiye etmiştir. Ayet-i kerime üzerine Hz. Ebubekir; "Evet, vallahi Allah'ın beni affetmesini çok isterim!" diyerek Mistah’a yaptığı yardıma kaldığı yerden devam etti ve; "Vallahi ona yaptığım yardımı bir daha asla kesmem!" dedi.

Buradaki ince anlayış şudur: O kendi vebalini kendisi taşısın, benim işim bugüne kadar ona yardım etmekti. Ben kendi güzelliğimi terk etmeyeyim, o da kendi çirkinliğinden bir yolla kurtulsun. Onun işi ayrı, benim işim ayrı...

Nefisten İnfak: Affetmek

Cenâb-ı Hak bütün kullarına soruyor: "Allah'ın sizi affetmesini istemez misiniz?" İşte affetmek dediğimiz bu yüce ahlak, aslında nefisten yapılan bir infaktır. Nefis diretir; "Niye affedeceksin, bırak gitsin" der. Ancak bizler Allah’ın affına muhtaç olduğumuza göre, O’nun kullarını affede affede ilahi affa layık hale gelmeye gayret etmeliyiz.

Şu cümle ne kadar derindir: "Rahmân'ın rahmeti, O'nun kullarına merhamet etmekle hasıl olur." Hepimiz Rabbimizin lütuf ve merhametine muhtacız. Öyleyse affedebilme kabiliyetini kazanmalıyız. "Ya Rabbi bizi affet, ibadetlerimizi kabul et" diyorsak; Rabbimizin kullarına ve tüm mahlukatına karşı cömert, lütufkar ve affedici olmalıyız ki Cenâb-ı Hak’tan af dilemeye yüzümüz olsun.

Sabır ve Tahammül: Gönül Aynasının Cilası

Mümin, insanların eza ve cefalarına Allah için sabır ve tahammül göstermeli; bunları nefsinin tezkiyesine (temizlenmesine) vesile bilmelidir. Mevlânâ Hazretleri ne güzel söyler:

"Her zahmete kızıp öfkelenmekte, her terbiyesize kin gütmektesin. Peki ama cilalanmadan nasıl ayna olacaksın?"

Evet, bu sıkıntılar seni cilalayacak ki sen de güzel bir ayna olabilesin.