İhtiyarın Hükümdara İbretlik Cevabı
Meşhur adil hükümdar Nuşirevan ile ihtiyar arasında geçen konuşma ve ihtiyarın ibretlik cevabından çıkarmamız gereken dersler...
Nûşirevan var. Bu bir padişah ve olgun bir padişahtır. Teşbih var burada. Bir yerden geçerken bir bakıyor yaşlı bir insan görüyor. İyice böyle iki büklüm olmuş, kamburlaşmış. O zor halinde zorla bir fidan dikiyor. Padişah diyor ki: "Ey yaşlı, sen zamanında diktiğin şu fidan gibiydin. Müheykel bir vücudum vardı." diyor. "Bak şimdi nasıl olmuşsun! Herhalde zamanın az kaldı öbür tarafa. Bu fidanla meşgul olacağın yerde kenara çekil de istirahat et, daha fazla hazırlan." diyor.
İhtiyar ise diyor ki: "Padişahım, ben zaten ona hazırlanıyorum. Biz bizlere baki olan ecdadımızın diktiği meyvelerden yedik. Yani onların hidayetiyle perverde olduk. Şimdi ben bunu dikiyorum ki bizden sonrakiler bunun meyvelerinden istifade etsin." Padişahın hoşuna gidiyor, birkaç altın veriyor. (İhtiyar) "Bak padişahım, daha dikmeden meyvesi çıkmadan bana meyvesi gelmeye başladı." diyor.
KISSADAN HİSSELER
Velhasıl buradan mecazi olarak; arkamızdan bize büyüklerimiz İslam'ı nasıl intikal ettirdi ise, biz de arkamızdan gelen evlatlarımıza, neslimize intikal ettirmek, İslam'ın şuurunu onlara verebilmek bir babanın, annenin en mühim vazifesidir. Bunu ihmal ederse felaket. Birçok anne baba burada gafil halinde: "Aman şu üniversiteyi bitirsin, vesaire olsun. Kimseye muhtaç olmasın, kendi parasını kazansın." diyor. Ya sen Rezzak'ı unutuyorsun! Rızkı veren Allah'tır (Zâriyat Suresi, 58). Bu, cehaletin ta kendisidir.
Kalbin vahiyle buluşması lazım. Küçük yaşlarda bu şeyin hayat boyu gitmesi lazım. Senin bütün dünyevi kazancını da Allah yoluna kullanman lazım, o da ibadet olur. O zaman doktor oldun, mühendis oldun, mimar oldun, öğretmen oldun, imam oldun vesaire; fakat senin bütün bu mesleklerinin son nefesinde bir iptal damgası vurulacak. Sen ebediyete bir kulluk, Allah'a kul olma, marifetullah (kalpte Cenab-ı Hakk'ı tanıyabilmenin) bir idraki içinde sonsuza doğru mesafe alacaksın.
En mühim vazifemiz neslimizdir. Eğer bir anne baba zamanında bunu veremezse, "Sonra kılar" yahut "Şimdi zevkini alsın da sonra onu değiştirir" derse, sonra çocuk tiryaki oluyor. Sonra değiştirmiyor. Sonra "Aman efendim, dua edin; kızım oğlum böyle oldu, bağımlı oldu vesaire oldu" diyor. Onun için bir anne babanın vazifesi işte o filizi dikkatli dikmesidir. Yani ona Allah Resulü'nün sevgisini, İslam sevgisini aşılayacak; İslam'ı sevdirecek. Resulullah efendimizi bilecek, yaşayacak ve yaşatacak inşallah.