Hz. Yakup’un Hz. Azrail’e Ricası

İbadet Hayatımız

Hz. Yakup (a.s.) ile Hz. Azrail (a.s.) arasında geçen muhabbet.

Ölümün bir zamanı yok. Dünyaya gelen bir ölüme girmiş durumdadır. Bir ölüm vaktindedir. Bunu kabristanda görüyoruz. Bizim gibi yaşlılar için bir misal vermek istiyorum: Yakup (a.s.) Azrail ile dosttu. Azrail ile sohbet ederlerdi. Yakup (a.s.), Azrail’e, "Bak, bir gün gelip canımı alacaksın. Fakat bak, bizim arkadaşlığımız, dostluğumuz var. Ne olursun, gelmeden evvel bana haber ver." dedi. Azrail ise "Gelip canını alıyorum." dedi.

Bir gün Azrail geldi. Yakup (a.s.) "Yahu, yoksa benim canımı almaya mı geldin sen?" dedi. Azrail "Evet." dedi. Yakup (a.s.) "Hani sen bana haber verecektin?" dedi. Azrail "Sana haber gelmedi mi? Bak, saçın sakalın beyaz oldu. Vücudun gücünden, şakülünden düştü. Zaten o genç güç, kuvvetin kayboldu. Bu sana alamet değil mi?" dedi.

Velhasıl, demek ki alametlerin de farkında olabilmek lazım. Netice itibarıyla ömrümüzün sınırlı olduğunu unutmamak gerekir. Hiç kimse ömrünün ne kadar olduğunu bilmiyor. Bir kabristana gittiği zaman en küçük yaştan en yaşlı hale kadar bir sürü meftâ görür. Demek ki ömrümüzün sınırlı olduğunu unutmamak gerekir. Her gün sınırlı hayatımıza bir gün daha gittiğinin farkında olabilmek, takvimden her gün bir yaprak koptuğunun farkında olabilmek lazımdır. Hayatımda ameli salihlerle geçimin lüzumunu hissetmek gerekir.

Efendimizin (s.a.v) Kızı Fatıma'ya (r.a.) Uyarısı

Efendimiz (s.a.v.), kızı Fatıma’ya "Fatıma kızım! Bu ameli salih iştedir." diyerek onu çok severdi. Fakat "Kıyamet günü babanın peygamber olduğuna güvenme. Sen eğer salih ameller işlemezsen, benim sana yapacağım bir şey yoktur." buyurdu. Velhasıl, tövbe ve duanın ehemmiyetini idrak halinde olmak; süfli arzulara düçar olunan okyanus ortasında dümensiz kılınmış bir gemi gibidir. Bilhassa evlatlarımızı bu durumdan koruyabilmek lazımdır. Cenabıhak Ali İmran Suresi 106. ayette "Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin karardığı" günü düşün diyor; yani cenneti ve cehennemi o gün için düşün diyor.