Hz. Ömer’in (r.a.) Sosyal Adalet Anlayışı
Hz. Ömer’in (r.a.) sosyal adalet anlayışı; devlet yönetiminde sorumluluk, açlık ve işsizlik karşısında adil yaklaşım ve toplumsal dengeyi gözeten uygulamaları anlatılıyor."
Halîfeliği zamanında Hazret-i Ömer radıyallahu anh, bir devlet vazifesine bir mes’ûl gönderiyordu.
HZ.ÖMER (R.A.) VE SOSYAL ADALET ESASLI DEVLET YÖNETİMİ
Onu uğurlarken:
“–Sana bir hırsız getirilirse ne yaparsın?” diye sordu.
O vazifeli, İslâm’ın hükmünü ifade ederek:
“–Onun elini keserim!” dedi.
Hazret-i Ömer, bu şer‘î cezanın zemininde, evvelâ açları doyurmak, fakirlerin zarurî ihtiyaçlarını gidermek ve insanlara İslâmî bir terbiye vermenin bulunması gerektiğini, aksi hâlde bu cezanın verilemeyeceğini öğretmek için, şöyle dedi:
“–Öyleyse, senin mes’ûliyetin altındakilerden bir aç veya işsiz biri bana gelecek olursa, Ömer’in asıl senin elini kesmesi gerekir!
Çünkü Allah bizi, kulları üzerine vazifeli kılmıştır ki;
‒Onların açlığını giderelim,
‒Çıplaklarını giydirelim,
‒İşsizlerine meslek kazandıralım.
Biz ancak bu imkânları onlara sağladıktan sonra, bu nîmetlerin şükrünü onlardan talep edebiliriz.
Ey kişi!
Allah, elleri çalışsın diye yaratmıştır. Eller tâatte iş bulamazsa, günaha tevessül eder. Onlar seni mâsıyetle meşgul etmeden önce, sen o elleri tâatle meşgul et!” (Muhammed Gazâlî, Zalâm mine’l-Garb, Kahire 2005, s. 145-146)
Hisse:
Hazret-i Ömer radıyallahu anh’ın hilâfeti zamanında şiddetli bir kuraklık ve kıtlık olmuştu. Öyle ki dokuz ay boyunca yağmur yağmamış, nice hayvan telef olmuş, pekçok insan yiyecek bir şey bulamaz hâle gelmişti. Hazret-i Ömer radıyallahu anh o kıtlık zamanında yiyecek çalan hırsızlara el kesme cezasını tatbik etmedi.[1]
Zira hırsızlık suçunun açlıktan işlenmiş olması şüphesi meydana gelmişti ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de şüphe durumunda had cezalarının iptalini emretmiştir.
Spot:
Mü’min, karanlık bir gecenin mehtâbı gibi derin, hassas, ince ruhlu, cömert, fedakâr, müşfik ve merhametli olmalıdır. Zira toprağına merhamet tohumu serpilmeyen ülkeler, istikbâlde mâtem ülkesi olmaya mahkûmdur.
Dipnot:
[1] Bkz. Ahmed es-Serahsî, el-Mebsût, Beyrut: Dâru’l-Mârife, 1993, 9/140.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları