Hz. Ömer (r.a.) Aç Çocukları Görünce Ne Yaptı?

Kıssâlar

Hz. Ömer’in (r.a.) gece devriyesinde aç bir aileye yardım ederek yemek hazırladığı, adalet ve merhametini ortaya koyan ibretlik kıssa.

Hazret-i Ömer radıyallahu anh geceleri Medîne sokaklarında gezer, halkın durumunu kontrol eder, eksik ve problemleri tespit ederdi. Yardımcısı Eslem radıyallahu anh şöyle anlatıyor:

HZ. ÖMER’İN (R.A.) GECE DEVRİYESİ VE AÇ ÇOCUKLARA ŞEFKATİ

Hazret-i Ömer radıyallahu anh ile birlikte bir gece Medîne’nin kenar mahallelerinde dolaşırken çadırın içinde bir kadın gördük. Çocuklar etrafında ağlaşıyorlardı. Ocakta su dolu bir tencere vardı.

Ömer radıyallahu anh çocukların niçin ağladığını sordu. Kadın:

“–Açlıktan!” diye cevap verdi.

Ömer radıyallahu anh, üstelik tencerede çocukları avutmak için sadece su kaynadığını ve kadıncağızın, uyutana kadar yavrularını böyle oyaladığını öğrenince kendini tutamayıp ağladı.

Derhal zekât mallarının bulunduğu ambara gitti. Bir çuval un ve muhtelif gıda malzemeleri alarak sırtına yüklendi. Çuvalı ben taşımak istedim. Fakat Ömer radıyallahu anh:

“–Ey Eslem! Ben taşıyacağım! Çünkü çocukların hesâbı âhirette benden sorulacak!” dedi.

Kadının evine vardığımızda yemekleri pişirme işini de üzerine aldı. O, bir taraftan tencereyi karıştırıyor, bir taraftan da ateşe üflüyordu. Hattâ dumanların, sakallarının arasından girip çıktığını görüyordum.

Bu şekilde yemeği pişirdi. Sonra yemeği kendi elleriyle çocuklara yedirmeye başladı. Çocuklar doyunca geri çekilerek karşılarına oturdu. Bir aslan kadar heybetliydi. Bir şey söylemeye çekindim. Çocuklar oynaşıp gülüşünceye kadar bu şekilde durdu.

Sonra kalktı ve:

“–Ey Eslem! Onların karşısında niçin oturdum, biliyor musun? Onları gördüğümde ağlıyorlardı. Güldüklerini görmeden ayrılmak içime sinmedi, onlar gülümsemeye başlayınca içim rahatladı...” dedi. (Ali el-Müttakî, XII, 648/35978)

Hisse:

Kâmil mü’minlerin en mühim düşüncesi, ümmetin huzur ve saâdetidir. Zira onlar, nebevî terbiye neticesinde “Nefsî, nefsî!” hodgâmlığından kurtulmuş, “Ümmetî, ümmetî!” diğergâmlığına ermişlerdir. Başkalarının ıztırâbıyla muzdarip olan, onların huzuruyla da huzur bulan bir gönül kıvâmına ulaşmışlardır. Kendi kurtuluşlarının, başkalarının da kurtuluşuna hizmet etmekten geçtiğini idrâk etmişlerdir. Onlar; din kardeşlerini sevindirme neşesiyle yaşayan, mâtemlerin civarında dolaşan, düşenin elinden tutan yüksek ruhlardır.

Şeyh Sâdî Hazretleri ne güzel söyler:

“Dertlerinden kurtulmak istiyorsan, dertlilerin derdine derman ol…”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Mü'minin Gönül Ufku, Erkam Yayınları