Hz. Hatice’nin Dilinden: Peygamber Efendimiz’in Yedi Güzel Özelliği

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi, Hz. Hatice annemizin Resûlullah’ta (s.a.v.) saydığı yedi fazileti anlatarak, Efendimiz’in (s.a.v.) risalet öncesinden beri taşıdığı eşsiz ahlâkı yeniden hatırlatıyor.

Hazreti Hatice annemizin, Resûlullah Efendimize -sallallahu aleyhi ve sellem- yönelik bir hitabı vardır. Allah’ın Resûlü aleyhissalâtü vesselâm “İkra’ bismi rabbikellezî halak” ayetleriyle nübüvvet emaneti kendisine tebliğ edildikten sonra Mekke’ye döndüğünde, endişe ve korku içinde Hatice validemize gelir. Hazreti Hatice annemiz o sırada henüz risalet dönemi kişiliğini değil, gençliğinden beri tanıdığı “Muhammedü’l-Emîn”i bilmektedir. Cahiliye toplumunda bir tek o vardır; güvenilirlikte, doğrulukta eşi benzeri yoktur. Hz. Hatice de bu özelliklerinden dolayı ona hayran olmuş, aralarındaki yaş farkına rağmen ona talip olmuştur.

Resûlullah Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- o gece yaşadıklarını anlatınca Hz. Hatice annemiz şöyle der:

“Korkma ey Muhammed! Endişe etme, sana hiçbir şey olmaz.”

Peki, “Sana neden bir şey olmaz?” diye sorulduğunda Hatice annemiz bunu yedi özellikle açıklar. Çünkü ona göre bu yedi güzel ahlâkı taşıyan bir insana ne yerden ne gökten zarar gelir. İşte Hz. Hatice annemizin Resûlullah’ta saydığı o yedi güzellik:

  1. Sıla-i rahimde bulunursun; akrabalarını ziyaret eder, onların bağlarını gözetirsin.
  2. Doğru söylersin; bugüne kadar kimse senin bir yalanını görmedi.
  3. İşini görmekten aciz olanların yükünü taşırsın; kimin işi görülmüyorsa gider sen görürsün.
  4. Fakirlere ihsanda bulunursun; kimsenin veremeyeceğini cömertçe verirsin.
  5. Misafire ikram edersin; kapına geleni boş çevirmezsin.
  6. Hak yolunda zuhur eden hadiselerde insanlara yardım edersin; mazlumun yanında durursun.
  7. Emanete riayet edersin; sende emanet zayi olmaz.

Bu özellikler Buhari’de de geçmektedir. Hz. Hatice annemiz, “Senin ahlakın pek güzeldir” diyerek Resûlullah’ın risaletle gelen ağır yükünün aslında taşıyabileceği bir yük olduğunu ona hatırlatmıştır.

Nitekim Resûlullah Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- risalet öncesi dönemde bile herkesin işini gören bir insandı. Hamidullah Hoca’nın kitabında geçen şu olay buna örnektir: Bir adamın Ebu Cehil’den bir alacağı vardır, fakat alamamaktadır. Ona “Muhammed’e git, o alır” derler. Adam Resûlullah’ın kapısını çalar, durumu anlatır. Efendimiz de hiçbir tereddüt göstermeden onunla birlikte Ebu Cehil’in kapısına gider. Ebu Cehil, Resûlullah’ın talebi üzerine hemen borcu öder. Herkes şaşırır. Ebu Cehil’e, “Nasıl oldu da hemen verdin?” diye sorulur. O da şöyle der:

“Benim gördüğümü siz görseydiniz canınızı verirdiniz. O bana bu adamın alacağını ver dediği anda etrafında iki aslan gibi duran varlıklar gördüm; itiraz edecek olsam bana saldıracak gibiydiler.”

Allah Teâlâ Habibine böyle ikramlarda bulunmuştur.

Bu nedenle insanların işini görmek davette çok önemlidir. Nitekim muhterem Osman Efendi Üstadımız, “Problemini çözdüğünüz insan sizindir.” buyurur. Bu problem ailevi, maddi, sağlıkla ilgili veya başka tür bir problem olabilir. Kimin problemini çözerseniz, o insan size minnettar olur.

Hz. Hatice annemizin o gün Resûlullah’a söylediği bu yedi özellik, aslında onun risalet öncesinden beri taşıdığı eşsiz ahlâkın bir özetidir.