Hurma Kütüğünün Hikayesi

Hikâyeler

Hz. Mevlana, hurma kütüğünün ağlamasını beyitlerinde kendi hâl lisânıyla şöyle anlatır.

Hazret-i Mevlânâ, beyitlerinde hurma kütüğünün ağlaması hâdisesini şöyle hulâsa eder:

HURMA KÜTÜĞÜNÜN HİKAYESİ

“Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, minberden indi ve mübârek elleriyle hurma kütüğünü okşayarak:

«–Ey hurma kütüğü! Ne istiyorsun? Bu feryâdın niye? Nedir bu hâlin?» diye derin bir anlayışla sordu.

Hurma kütüğü, kendi hâl lisânı ile konuşmaya başladı. Sıcak gözyaşları içinde dedi ki:

«–Yâ Rasûlâllah! Senʼin hicrânın beni yaktıkça yaktı. İçime tarifsiz bir gam, keder ve hasret doldurdu. Daha evvel hutbe vakitlerinde Sen’in dayandığın o tâlihli ve mes’ud direk bendim. Şimdi ise beni terk ettin; bir minbere çıktın. Şimdi Sen’in mesnedin o minberdir. Fakat ey Allâh’ın Rasûlü! Lütfen ve merhameten bana hak ver, dünyada hangi varlık Sen’in bu hicrânına tahammül edebilir?»

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, hurmanın bu derûnî muhabbet feryâdı karşısında onu tesellî sadedinde şöyle buyurdu:

«–Ey hurma kütüğü! Mâdem ki feryâdın böyle bir ayrılık acısındandır, dile benden, ne dilersen!..

İster misin, Allâh’a yalvarayım da; seni doğunun ve batının bütün insanlarına meyve yetiştiren, yemyeşil, dipdiri bir ağaç yapsın? Yahut seni bir cennet fidanı, cennette bir servi fidanı yapsın ki sonsuzluğa kadar en güzel, en taze vücutlar gibi genç ve dilber kalasın!..»

Bu iltifata mazhar olan hurma kütüğü, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’den, yakıcı ve kavurucu aşkının bir tezâhürü olarak şu talepte bulundu:

«–Yâ Rasûlâllah! İkisini de istemem. Tek arzum, Sen’de fânî olmak, bunun için de beni gömüp yok etmen, beni bu fânî vücudumdan kurtarmandır. Çünkü bir ağaç ne kadar taze ve güzel olursa olsun, gıdasını Güneşʼten ve sudan alır. Hâlbuki benim hayatım, Sen’in nûrâniyetinin nûruyla beslendi. Sana destek olmanın, Sen’in hararetinle ısınmanın, Sen’de yanıp kavrulmanın lezzetini tattı. Ben artık bu hoş ve tatlı hazdan ayrılamam. Dâimâ bâkî olanı isterim. Beni öylesine göm ve yok et ki Sen’de, Sen’in biricik nûrun içinde dirilip ebedî olayım.»

Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, o hurma kütüğünü toprağa gömdürdü. Tâ ki kıyâmet gününde insan gibi dirilsin!”

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Muhabbetteki Sır, Erkam Yayınları