Hocaların Hatalarının Tenkit Edilmesini Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
Hocaların hatalarının tenkit edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.
Şunu çok net bir şekilde söylemek gerektiğini düşünüyorum: Zamanımızda hoca efendileri tenkit etmemek lazım. Yani “şu ayıbı var, bu kusuru var” vesaire filan diye hoca efendileri çok gündem yapmamak lazım. Niye? Çünkü tabiat boşluk kabul etmiyor. Sen gençlerin rol model olarak benimsediği birtakım hoca efendileri, “yok şöyle söylemiş, yok böyle söylemiş” diye lafını evirip çevirip ondan değersiz bir hoca kimliği ürettiğinde, bu gençler bu sefer bir hoca efendiyi bırakıp değersiz bir gâvuru kendilerine örnek almaya, rol model almaya başlıyorlar.
Dolayısıyla, Hazreti Peygamber aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz dışında herkesin iyi tarafları da vardır, kötü tarafları da vardır. Sadece Hazreti Peygamber aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz kusursuzdur; O’nun her yönü baş tâcıdır. Ama sen bir hoca efendinin üslubunu beğenmiyorsun, konuşma tarzını beğenmiyorsun, bölgesini beğenmiyorsun; Kürt diyorsun, Laz diyorsun, Çerkez diyorsun bilmem ne… Ve onun fıtrî olduğu belli olan, mübalağa türünden söylediği belli olan, mecaz türünden söylediği belli olan laflarını hakikat gibi ortaya çıkarıp “Bu Ehl-i Sünnet değil, bunu dinlemeyin, etmeyin, bunlar doğru şeyler değil” diyorsun.
Ehl-İ Sünnet’i Ehl-İ Sünnet Yapan; Kur’an’ı Kabul Etmesi, Hazreti Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimizi Kabul Etmesi, Sahabi Efendilerimizi Kabul Etmesidir
Ama bir yandan da bakıyorsun ki bir hoca efendinin Hazreti Peygamber aleyhissalâtü vesselâm Efendimizin hadisleriyle ilgili kavgası var. Ha, burada dikkatli olmak lazım. Yani Ehl-i Sünnet’i Ehl-i Sünnet yapan; Kur’an’ı kabul etmesi, Hazreti Peygamber aleyhissalâtü vesselâm Efendimizi kabul etmesi, sahabi efendilerimizi kabul etmesidir. Şimdi sahabeyi kabul etmiyorsa bir adam, mesela Ebû Hureyre Hazretleriyle bir kavgası varsa bu adam Ehl-i Sünnet’ten değildir; Hazreti Muaviye ile bir kavgası varsa bu adam Ehl-i Sünnet’ten değildir; Hazreti Ebû Bekir’le bir kavgası varsa bu adam Ehl-i Sünnet’ten değildir. Ama “Hazreti Ebû Bekir bunu söylemiş ama söylemeseydi daha iyi olurdu” dedi diye bir adam Ehl-i Sünnet olmaktan çıkmaz. He, bu sözü söylemesi doğru mudur? Değildir. Sen kimsin kardeşim, Hazreti Ebû Bekir’le ilgili ileri geri konuşacaksın?
Ama işte bugünün gençliğinin ne kadar önemli bir imtihan verdiğini söyleme sadedinde, hani diyor ya Akif: “Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi.” Şimdi sen Çanakkale şehitleriyle Bedir ashabını kıyas edebilir misin? Edemezsin. Yani bu sözü eğer Bedir’in aslanlarını yerip onun yerine Çanakkale gazilerini üste çıkarmak gibi bir çaba olarak gösterirsen çok yanlış yapmış olursun. Ama “Bedir’de savaşanlar kadar bunlar da din için savaşmışlar” dersen burada bir edebî sanat icra etmiş olursun.
Şimdi biri kalkmış diyor ki: “Hazreti Ebû Bekir bu dönemde gelsin de Ebû Bekir olsun bakalım.” Tamam, Ebû Bekir Efendimiz bu döneme gelse, bu dönemde de Ebû Bekirliğin gereğini yapardı. Yani bu bir soruya verilecek cevap: “Ebû Bekir bu dönemde gelse, seni de beni de satın alacak bir Ebû Bekir olurdu” denilir, geçilir. Ama maksadını açan bir cümle kullanmış; bu cümleyi kullandı diye bir hoca efendiyi Ehl-i Sünnet’ten çıkartmak doğru olmaz.
Dolayısıyla Müslüman, konuşması gerektiği yerde konuştuğu gibi, susması gerektiği yerde susabilen insandır. Yani çok dikkat etmek lazım birileriyle ilgili ileri geri konuşurken. Bir de şöyle bir şey var: İnsanlarda genelde, Basri Hocam, şöyle bir tasnif var; “Benim düşüncem hariç her düşüncede problem var.” Öyle bir şey değil kardeşim. Yani sen ne kadar Allah’a hâlis bir kul olmaya çalışıyorsan, bütün ümmet-i Muhammed’in de derdi bu. Cenâb-ı Allah derdi âhiret olanlardan eylesin. Hakkı hak görüp hakka tâbi olabilmeyi, bâtılı bâtıl görüp bâtıldan kaçabilmeyi nasip eylesin. Eşyayı hakikatiyle görebilmeyi hepimize nasip eylesin. Âmin.