Helallik İstemenin Dinimizde Yeri Nedir?

İSLAM VE İHSAN

Helallik istemenin dinimizde yeri nedir? Sizlerden gelen soruları ve dinî meselelere dair merak edilenleri Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Hamdi Yıldırım cevaplıyor.

Biliyorsunuz Hazreti Peygamber aleyhissalatu vesselam Efendimiz vefatından çok kısa bir süre önce ashabını topluyor. "Kimin bende hakkı varsa onu alsın" diyor. Hatta meşhur bir kıssadır anlatılır. Biri, "Ya Resulallah bana vurmuştunuz" diyor. Efendimiz aleyhissalatu vesselam da, "Tamam" diyor, "sen de gel bana vur ama benim sırtım açıktı vurduğunuzda" diyor. Efendimiz de sırtını açıyor ve sırtındaki nübüvvet mührünü öpüyor bu sahabe Efendimiz. Dolayısıyla Hazreti Peygamber Efendimizden öğrendiğimiz bir helalleşme söz konusu. Yoksa bizim Türklük damarlarımızdan gelen bir mesele değil. Binaenaleyh Müslüman olan herkesin bu hassasiyeti göstermesi lazım.

Hak Meselesi ve İnsani İlişkiler

Bazen tabii bazı toplumlarda bu kültür böyle çok canlı olarak yaşamıyor olabilir veya işte çok samimi oldukları ortamlarda gün yüzüne çıkıyordur. Nihayetinde sizin işte uluslararası diye tabir ettiğiniz öğrenci kardeşlerimizle olan hukukunuz biraz daha resmi bir düzlemde yürüdüğü için öyle görülmeyebilir. Bazen de şöyle oluyor tabii; insan kendini hep alacaklı gibi görüyor. Dolayısıyla alacaklı gibi gördüğü için de kendi üzerine bir hakkın doğduğunu düşünemeyebiliyor. Oysa insani ilişkilerde kimin alacaklı, kimin borçlu olduğunu kestirebilmek kolay değil. Onun için her halükarda helallik istemek lazım. Bazen bakarsınız günün yorgunluğuyla birine çatık kaşla muamele etmişsinizdir; ondan alınmıştır adam. Veya bakıyorsunuz mesela adam palas pandıras kapıdan giriyor. Ne kapı çalıp bekleme var? O da bir hak baktığımızda.

"Müslüman Kardeşinin Yüzüne Gülmen Sadakadır"

İşte ben tam da bunu kastetmek istedim hocam. Yani sanki başka toplumlarda bu hak meselesi daha çok maddiyatla ilgili, "Ben senin paranı çalmadım ki" anlamına gelebiliyor. Oysa hak meselesi; biz çok daha ileri götürmüşüz bunu. Ama şu da bir mesele; "Müslüman kardeşinin yüzüne gülmen sadakadır" (Tirmizî, Birr, 36). E aynı şekilde Müslüman kardeşinin yüzüne karşı somurtman da onun tam tersi olmuş oluyor. Bu sefer de hak doğmuş oluyor. Niye? Belki birine kızdın. O kızgınlık sebebiyle yeni odana gelmiş olan bir Müslümana çatık kaşla, somurtarak, "Buyur ne istiyorsun?" belki de ses tonunu hafif yükselterek konuşuyorsun. Burada da bir hak doğduğu kanaatindeyim. Yani eğer güzel muamele sevap doğuruyorsa, çirkin muamele de günah doğuruyordur.

Sorgu Suali Düşünmek

Binaenaleyh eğer biriyle oturup kalkmışsanız hani meşhur bir hikaye var; bir bölgede çok zengin olan bir adam demiş ki: "Öldüğümde ilk gece benimle kabre girecek olana bütün mal varlığımı vereceğim." Dolayısıyla böyle bir ilanda bulunmuşlar. Filan zenginin bütün mal varlığını almak isteyen onunla ilk gece kabre girecek diye bir hamal varmış. Hiçbir şeyi yok, sadece bir küfesi varmış yük taşıdığı. "Benim zaten kaybedecek bir şeyim yok" demiş. "Kardeşim ben gireyim" demiş. Eğer çıkarsam zengin olarak çıkacağım. Neyse girmiş. Herkes gittikten sonra sorgu melekleri, Münker Nekir dediğimiz melekler işte anlatıya göre gelmişler. Bakmışlar iki kişi var. "Allah Allah" demişler ya, normalde tek kişi olması lazım. Niye iki kişi var? Sonra işte durumu öğrenince o zaman demişler, "Bu sabah buradan ayrılacak olandan başlayalım" demişler sorgu suale. "Sen neyin var?" "Hiçbir şeyim yok." "Nasıl yani?" "Bir küfem var" demiş. "Nasıl elde ettin onu?" "Şöyle yaptım, böyle yaptım." O küfe ile ilgili bin tane soru sorduklarında adam demiş ki, "Bırakın beni gideyim kardeşim." Ya bir küfenin bu kadar sorgu suali varsa demiş bu adamın dünyalar kadar malı var. "Bu malla ilgili sorgu suali ne olacak bunun?" Değil mi? Yani bunu düşünen bir insan başkasının malına... Şimdi bir mal kazanıyorsunuz, Allah helalinden herkese versin, helale harcamayı nasip etsin. Ama bir servet elde ediyorsunuz. Biliyorsunuz ki odada bir servet var. Sen o odadan bir servet aldığında bir başkasının hakkından kısılarak o sana veriliyor. Hele de bu kamu malıysa, vakıf malıysa, yetim malıysa, düşkün bir insanın malıysa çok daha veballi bir durumda.

Doğru Olan Helalleşmektir

Binaenaleyh herkes kendi hesabını kendi verecek. Neden dolayı helallik vermek, almak durumunda kaldığımız çok kapalı olduğu için en temizi kiminle bir selamımız olmuşsa, oturup kalkmamız olmuşsa, hatta aynı havayı solumamız olmuşsa belki de bizim verdiğimiz nefeste onu rahatsız eden bir koku olmuştur, bir mikrop bulaşmıştır. Bilerek veya bilmeyerek onun maddi manevi zarar çekmesine yol açmışızdır vesaire vesaire. Binaenaleyh doğru olan helalleşmektir.