Helâl Etmek Fazîlettir
Helâl etmenin fazileti nedir? Helâlleşmeye gelen kardeşimize nasıl davranmalıyız?
Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün buyurdu:
“–Sizden biri, Ebû Damdam gibi olmaktan âciz midir?”
Oradaki sahâbîler;
“–Ebû Damdam kimdir?” diye sordular.
Rasûl-i Ekrem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de şöyle buyurdu:
“–Sizden önceki kavimlerden birine mensup idi.
«–Bana hakaret eden ve dil uzatarak gıybetimi yapan kimselere hakkımı helâl ediyorum.» derdi.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 36/4887)
Ulbe bin Zeyd -radıyallâhu anh- kıssası da, gıybetini edenlere hakkını helâl etmenin fazîletine şâhitlik eden bir başka hâdisedir. Bu sahâbî; az bir infakta bulunduğu için, gıybetini yapanları affetmiş ve bu affını da sadaka olarak arz etmişti. Allah Teâlâ onun bu sadakasını kabul eyledi.
Bir başka misal:
Hazret-i Âişe -radıyallâhu anhâ- şöyle anlatır:
Vefâtı yaklaştığında Ümmü Habîbe -radıyallâhu anhâ- beni çağırdı ve;
“–Aramızda kumalar arasında geçen birtakım hâdiseler olurdu. Allah bu mevzularda beni ve seni mağfiret eylesin (hakkını helâl et!)” dedi.
Ben de;
“–Allah bu husustaki bütün hatalarını mağfiret eylesin, bütün haklarım helâl olsun.” dedim.
“–Beni çok sevindirdin Allah da seni sevindirsin.” dedi.
Sonra Ümmü Seleme’ye haber göndererek ona da aynı şeyleri söyledi. (İbnü’l-Cevzî, Sıfatü’s-safve, thk. Ahmed bin Ali [Kahire: Dâru’l-Hadîs, 1421], 1/426)
Helâlleşmeye gelen kardeşinin pişmanlığını, samimiyetini gördüğü hâlde, inatla bunu reddetmek ve küslükte ısrar etmek doğru bir davranış değildir. Hattâ İmam Şâfiî -rahmetullâhi aleyh- şöyle demiştir:
“Bir kimsenin rızâsı alınmak istenir fakat o buna yanaşmazsa o (kibirlendiği için âdetâ) şeytandır.”
Helâlleşme istendiğinde reddetmemek ve af yolunu tutmak husûsunda şu îkaz çok yerindedir:
Mazlumun; kendisine yapılan haksızlığa kısas yapmak, misliyle mukabelede bulunmak hakkı vardır. Ancak bu hususta, hak sahibi ileri giderse bu sefer kendisi haksız duruma düşer. Bu sebeple;
“Affetmeniz, takvâya daha yakındır, daha uygundur.” buyurulmuştur. (el-Bakara, 237)
“Allâh’ın sizi affetmesini istemez misiniz?” (Bkz. en-Nûr, 22) âyetinin muhtevâsına girmeye çalışarak, affede affede ilâhî affa lâyık hâle gelmeye çalışmak lâzımdır.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Yüzakı Dergisi, Yıl: 2025 Ay: Temmuz, Sayı: 245