Hayatın Özet Cümlesi: Dua Almaya Bakın

EDEP VE ADAB

Sami Efendi’nin kayınvalidesi Hatice Annemizin son vasiyetinden ilhamla; anne-baba, mazlum ve salihlerin duasını almanın incelikleri.

Merhum Sami Efendimiz rahmetullahi aleyh’in kayınvalidesi Hatice annemiz hiç konuşmazmış.

EVLATLARIM DUA ALMAYA BAKIN!

Bir suya bile ihtiyaç hissetse ya kalkar kendisi alırmış veya birisi fark eder de verirse kabul edip içermiş. Bir şey konuşursa konuştuğu mutlaka bir hikmet olurmuş. Çevresinde bulunanlar onun her kelimesine ayrı bir önem verir ve dikkatle dinlermiş. Sonra bu sözler birbirine aktarılır, hatta unutmamak için de mutlaka yanlarında kâğıt ve kalem bulundururlarmış.

Vefatına yakın bir dönemde çok hasta ve baygın yatıyor. Bir ara gözlerini açıp konuşma emaresi gösterince çevresindekiler çok önemli bir şey söyleyeceğini bildikleri için hemen yanına toplanıp dikkatle ağzına bakmaya başlamışlar. Zira son bir vasiyet geliyor ve herkes heyecanla onu bekliyor. Onlara hayatın özeti olacak son vasiyeti olarak; “Evlatlarım dua almaya bakın!” diyor. Sonra derin bir “Allah!” zikriyle vefat ediyor.

Rabbim bizlere dünyada Salihlere uygun bir hayat yaşamayı, onların şefaatine ve cennetteki makamına ortak olmayı nasip etsin.

HADİS-İ ŞERİFLER IŞIĞINDA ALINMASI GEREKEN DUALAR

Hadis-i şerifler bizlere dua alma konusunda özel uyarılarda bulunuyor. Alınması gereken dualar şöyle sıralanıyor. 

Anne- babanın duası: Allah’ın habibi bizleri anne babanın duası konusunda hassas olmaya davet ediyor. Onların haklarını yerine getirme ve bu konuda hatadan kaçınmayı emrediyor.

“Üç dua vardır ki kabul edilir; bunlarda şüphe yoktur: Mazlumun duası, yolcunun duası ve anne-babanın evladı aleyhine yaptığı dua.” (Tirmizî)

“Babanın, evladına karşı duası, Peygamberlerin ümmetine olan duası gibidir.” (Suyuti)

Hadis-i şeriflerde hem evlatlara hem de anne babalara önemli bir uyarıyı bulmak mümkündür. Evlatların hata yapmama, ebeveynin rızasını kazanma ve onların bedduasına muhatap olmama gibi görevleri vardır. Ancak anne babalar da dil sürçmesi, ani kızgınlık gibi nedenleri bahane ederek diline her geleni söylemeyecek. Zira arada perde yok ve ağızlarından çıkan cümleler ilahi huzura ulaşmakta. Pişman olmamak için diline dikkat etmesi gerekiyor.

Mazlumların duasından sakınmalıdır. Peygamber Efendimiz hayatının önemli bir kısmını uğradığı zulümler nedeniyle mazlum olarak geçirmiş ama kendi şahsı için kimseye beddua etmemiştir. Ancak bizleri de çok ciddi ifadelerle uyarmıştır: “Mazlumun duasından sakın! Çünkü onun duası ile Allah arasında hiçbir perde yoktur.” (Buhari) Aman Allah’ım! Bu nasıl bir tehdit.

Atalarımız, “Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste” demiştir. Kime ve hangi yolla olursa olsun zulmeden bir kimsenin buradan kurtuluşu mümkün değildir.

Zalim olmaktan kaçınmak gerek. Ama bu da yetmiyor. Mazlumun hayır duasına talip olmak ve onu bu sıkıntısından kurtaracak adımı atmak, yardım elini uzatmak ve onun güzel dualarına muhatap olmak da gerek.  “Kim bir Müslümanın sıkıntılarından birini giderirse Allah da kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.” (Buhari)

Müslümanın “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mantığıyla çevresinde olup bitenlere seyirci kalma lüksü yoktur. Engel olabilme imkânı varken sessizliğe bürünmek de ayrı bir zulümdür.

Akıllı Müslüman çevresinde hayır dua alabileceği insan ve imkânları Bu durumda olan gariplerin imdadına yetişmek ve onların hayır duasına mazhar olmak büyük bir devlettir. Zira bir Müslümanın ihtiyacı için kardeşinin kapısını çalması onun için bir yük değil tam aksine nimettir.

Hz. Ali’nin (r.a.) şöyle dediği rivayet edilir. “İki nimet var ki beni hangisinin daha çok sevindirdiğini bilemiyorum.

Birincisi, bir kimsenin, ihtiyacını karşılayacağımı ümit ederek bana gelmesi ve bütün samimiyetiyle benden yardım istemesidir.

İkincisi de Allah Teâlâ’nın, o kimsenin arzusunu benim vâsıtamla yerine getirmesi yahut kolaylaştırmasıdır.”

Müslüman başkalarını düşündüğü kadar değer bulur. “İnsanların Allah katında en sevimlisi, insanlara en çok faydalı olanıdır.” (Beyhaki) Bunu arzu eden herkes çevresinden kolayca dua devşirebilir.

“Siz ancak içinizdeki zayıflarınız sebebiyle yardım görür ve rızıklandırılırsınız.” (Buhari)

Birbirini tanımayan Müslümanların gıyaben yaptıkları dualar hadis-i şeriflerde önemsenir ve ret olunmayan dualardan sayılır. “Müslümanın, din kardeşi için gıyabında yaptığı dua kabul edilir. Onun yanında görevli bir melek vardır. Kardeşi için hayır dua ettikçe görevli melek: ‘Âmin! Sana da aynısı verilsin!’ der.” (Sahih Müslim)

Bir Müslüman her zaman hem dua etmeli hem de kardeşlerinin duasında yer bulabilmelidir. Mevlana’nın mesnevisinde geçen şu beyitler ne kadar da manidar bir anlatıma sahip.

“Ey Musa, günah işlemediğin bir ağızla Bana sığın.”

Musa dedi ki: “Benim öyle bir ağzım yok.”

Hak Teâlâ buyurdu: “Öyleyse Beni başkasının ağzıyla çağır.”

“Başkasının ağzıyla ne zaman günah işledin? Öyleyse başkasının ağzıyla ‘Ey Allah'ım!’ diye dua et.”

Öyle yaşa ki ağızlar gece gündüz senin için dua etsin. O ağız, senin günah işlemediğin; senin için bağışlanma dileyen başkasının ağzıdır.”

Salihlerin duasını almak: Peygamber (s.a.v) Hz. Ömer'e (r.a) Üveys El- Karani hakkında şöyle buyurmuştur:

“Eğer onun senin için istiğfar etmesini sağlayabilirsen bunu yap.” (Sahih Müslim)

Kur'an'da Rabbimiz şöyle buyurur: “İyi bilin ki Allah'ın dostlarına korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir.” (Yunus- 62)

Salih insanların duasını istemek, onların Allah'a yakınlığından istifade etme ümidi taşır. Zira her türlü dua ve niyaz Allah'a yapılır.

Salih kişiden ise:

“Benim için Allah'a dua eder misiniz?” diye bir talepte bulunulur.

Kimin hangi duasında yer bulduğumuz çok önemlidir. Dua beklentisini yenileyerek…

Kaynak: Haşim Akın, Altınoluk Dergisi, Sayı: 488