Hasan-ı Basri Hazretleri’nin Gömleğini Verdiği İbretli Kıssa
Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin gömleğini neden verdiğini anlatan ibretli kıssada, muhtaca yardım ve hayırda acele etmenin önemi anlatılıyor.
Bir derviş, Hasan-ı Basrî Hazretleri’nden bir şey ister.
HASAN-I BASRÎ HAZRETLERİ’NİN MUHTACI BEKLETMEME SEBEBİ
O da hemen ayağa kalkıp gömleğini çıkarır ve dervişe verir. Oradakiler:
“–Ey Hasan, evine gidip oradan bir şeyler verseydin ya!” derler.
Hasan-ı Basrî Hazretleri şöyle cevap verir:
“–Bir defasında bir muhtaç mescide geldi ve; «Açım!» dedi. Biz gaflet edip hemen yiyecek getirmedik. Onu mescitte bırakıp evlerimize gittik. Sonra da unuttuk. Sabah namazına geldiğimizde bir de baktık ki zavallı ölmüş. Kefenleyip defnettik.
Ertesi gün, yakaza hâlinde mânevî bir zuhurat olarak, o garibe sardığımız kefenin mihrapta durduğunu ve üzerinde; «Kefeninizi alın, Allah kabul etmedi!» yazısını gördüm.
İşte o gün; «Bundan sonra bir ihtiyaç sahibini gördüğümde onu aslâ bekletmeyeceğim, hemen ihtiyacını göreceğim.» diye yemin ettim.”[1]
Hisse:
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Herhangi birinize ölüm gelip de: «Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip sâlihlerden olsam!» demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan infâk edin!” (el-Münâfikûn, 10)
Ecel senedinin vâdesi meçhul olduğu için, gücümüzün yettiği her hayrı işlemekte acele etmek gerekir. Nefs ve şeytanın sûret-i haktan görünen iğvâlarına kanarak hayır-hasenâtı, geleceği meçhul yarınlara ertelemek, büyük bir aldanıştır. Nitekim büyükler; “Yarın diyenler helâk oldu.” îkâzında bulunmuşlardır.
Ahmed bin Hanbel Hazretleri de;
“Değerli gördüğünüz hayırları, araya bir engel girmeden evvel yapmaya bakın.” buyurmuştur.
Nasıl ki namazın fazîleti ilk vaktinde edâ edilmesinde ise diğer sâlih amellerin ve hayır-hasenâtın şeref ve kıymeti de, geciktirilmeden, ilk fırsatta îfâ edilmesindedir.
Spot:
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyuruyor:
“Faydalı işler görmekte acele ediniz. Zira yakın bir gelecekte karanlık geceler gibi birtakım fitneler ortalığı kaplayacaktır. O zamanda insan, mü’min olarak sabahlar, kâfir olarak geceler; mü’min olarak geceler, kâfir olarak sabahlar; dînini küçük bir dünyalığa satar.” (Müslim, Îman, 186; Tirmizî, Fiten 30, Zühd 3)
Dipnot:
[1] Bkz. Darîr Mustafa Efendi, Yüz Hadis Yüz Hikâye, haz. S. Yıldırım - N. Yılmaz, İstanbul 2001, s. 157.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Kıssaların Diliyle Müminlerin Gönül Ufku, Erkam Yayınları