Harama Bakış İblisin Zehirli Oklarından Bir Oktur
“Harama bakış, iblisin zehirli oklarından bir oktur. Her kim Allah korkusu sebebiyle onu terk ederse, Yüce Allah bu davranışına karşılık ona, kalbinde tadını hissedeceği bir îman (lezzeti) bahşeder.” (Hâkim, IV, 349/7875; Heysemî, VIII, 63)]
Şeyh Sâdî Hazretleri buyurur:
“Eğer namusuma halel gelmesin diyorsan, başkasının namusuna yan gözle bakma!”
Yeni müslüman olmuş fakat İslâm’ın hükümlerini henüz tam mânâsıyla idrâk edememiş bir genç, Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanına giderek, zinâ hususunda kendisine müsaade vermesini istemişti. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- o gence, yapmayı düşündüğü çirkin fiilin -başta annesi olmak üzere- aile ve akrabalarının kadınlarına yapılmasını isteyip istemeyeceğini sordu. Genç:
“–Allah beni Sen’in yoluna kurban etsin; hayır, vallâhi istemem yâ Rasûlâllah!” cevâbını verdi. Bunun üzerine Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Diğer insanlar da böyle bir şeyi (kendi yakınları için) istemezler.” buyurdu.
Daha sonra Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- mübârek elini gencin üzerine koyup;
«Allâh’ım, bunun günahlarını affet, kalbini temizle ve iffetini muhafaza eyle!» diye duâ etti.
Genç, bundan sonra o günaha aslâ tenezzül etmedi.” (Ahmed, V, 256-257; Heysemî, I, 129)
Bir Arap vecîzesinde; “مَنْ دَقَّ دُقَّ” denilmektedir. Yani kişi yaptığının karşılığını bulur. Dolayısıyla, bu etme-bulma dünyasında bizler başkalarından nasıl muâmele görmek istiyorsak, onlara da o şekilde davranmalıyız.
Bir hadîs-i şerîfte de şöyle buyruluyor:
“Siz yabancı (nâmahrem) kadınlara karşı iffetli olun ki sizin kadınlarınız da iffetli olsunlar…” (Hâkim, Müstedrek, IV, 170/7258)
Bilhassa tesettür hassasiyetinin zayıfladığı, açılıp saçılmanın çoğaldığı, ruhlara zehir saçan nefsânî vitrinlerin, şeytânî ekranların ve süflî manzaraların her yanı sardığı günümüzde, gözü ve gönlü haramlardan koruyabilmek, çok daha büyük bir titizlik gerektiriyor.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, Hazret-i Ali -radıyallâhu anh-’a hitâben şöyle buyurmuştur:
“Ey Ali, âniden bir haramı gördüğünde dönüp tekrar bakma! Zira ilk bakış, senin (için affedilmiş)tir, ancak ikinci bakış aleyhinedir (günahtır).” (Ebû Dâvûd, Nikâh, 42-43/2149; Tirmizî, Edeb, 28/2777)
Yani bakılması haram bir şeye gayr-i irâdî / istemeden gözümüz ilişirse, bu ilk bakış mâzur görülür. Fakat irâdî olarak, yani bilerek ve isteyerek bakışı devam ettirmek haramdır.
Bu hususta bir misal zikredecek olursak; meselâ her arabada bir plaka vardır. Lâkin bir yolda karşıdan karşıya geçmek için bekleyen yayalar, herhangi bir trafik kazâsına mâruz kalmamak için, arabalara dikkatle baksalar da onların plakalarını okuyacak derecede nazarlarını derinleştirmezler.
Bunun gibi, bizler de haramların câzibelerine karşı takvâ zırhına bürünmeli, gayr-i irâdî gözümüze çarpan haramlardan da derhâl yüz çevirmeliyiz.
Ayrıca haramlardan sakınma hususunda gösterilecek hassâsiyetin, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını celbeden bir sâlih amel olduğunu unutmamalıyız. Nitekim bir hadîs-i şerîfte şöyle buyruluyor:
“Harama bakış, iblisin zehirli oklarından bir oktur. Her kim Allah korkusu sebebiyle onu terk ederse, Yüce Allah bu davranışına karşılık ona, kalbinde tadını hissedeceği bir îman (lezzeti) bahşeder.” (Hâkim, IV, 349/7875; Heysemî, VIII, 63)]
Cenâb-ı Hak, his ve fikirlerimizi, hâl ve davranışlarımızı dâimâ rızâsıyla te’lif eylesin. Râzı olduğu istikâmette bir kulluk hayatı yaşayıp yine kendilerinden râzı olduğu sâlih kullarının arasına katılmayı, cümlemize lûtf u keremiyle nasip ve müyesser kılsın. Âmîn!..
Dipnotlar:
[1] Müslim, Zekât, 97; Tirmizî, Zühd, 32.
[2] Bkz. İbn-i Ebi’d-Dünyâ, et-Tevekkül, s. 45, thk. Câsim Süleyman el-Füheyd ed-Devserî, Beyrut 1407/1987.