Hafsa Sultan Kimdir?

KİM KİMDİR?

Hafsa Sultan’ın hayatı, Yavuz Sultan Selim Han ile evliliği, hayır eserleri ve Manisa’ya bıraktığı miras.

Hafsa Sultan, dokuzuncu Osmanlı Padişahı Hâdimü’l-Haremeyn-i Şerîfeyn Yavuz Sultan Selim Han’ın hanımı ve dünyanın kendisini “Muhteşem Süleyman” sıfatıyla yâd ettiği Kânunî Sultan Süleyman’ın vâlidesidir.

Kayıtlarda babasının adı Abdülmuîn, Abdülhay ve Abdurrahman şeklinde geçmektedir. Bu durum onun saraya câriye olarak girdiğini göstermektedir. Çeşitli ihtimallerden bahsedilmişse de Osmanlı Haremi’ne ne zaman ve kim vasıtasıyla getirildiğine dair kesin bir bilgi mevcut değildir.

HAFSA SULTAN’IN HAYATI, HAYIRLARI VE MANİSA’YA BIRAKTIĞI MİRAS

Harem’de kendisine “Ayşe Hafsa” ismi verilmiştir. Vefatında elli altı yaşında olduğu bilinen Hafsa Sultan’ın doğum tarihinin 1478 veya 1479 yılı olduğu anlaşılmaktadır.

Padişah eşi ve vâlidesi olabileceklerin seçildiği sarayda, kendisinde aranan özelliklere fazlasıyla sahip olan Hafsa Sultan, tecrübeli hocaların nezâretinde kısa sürede eğitimini tamamlamış ve Yavuz Sultan Selim Han’ın haremine getirilmiştir.

Gençlik yıllarını kocası Yavuz Sultan Selim’in sancakbeyi olduğu Trabzon’da geçirmiştir. 6 Kasım 1494 yılında, bu asil çiftin göz nuru oğlu Süleyman burada dünyaya gelmiştir.

Oğlunun 2. Bayezid Han tarafından 1509 yılında Kefe Valiliği’ne getirilmesiyle, annesi Hafsa Sultan da Kırım’da bulunan Kefe’ye gitmiştir. Daha sonra Yavuz Sultan Selim Han tahta geçmiş, oğlu Süleyman’ı da Saruhan sancak beyliğine tayin etmiştir. Hafsa Sultan, bu defa da oğluyla birlikte Manisa’ya yerleşmiştir.

Yavuz Sultan Selim Han’ın cihad aşkı ile zaferden zafere koşması, ülkelerin fethiyle meşgul olması sebebiyle Hafsa Sultan ile Yavuz Sultan Selim Han’ın birbirlerine olan hasreti yıllarca devam etmiştir. Ayşe Hafsa Sultan’ın Yavuz Sultan Selim Han’a yazdığı mektuplarda kendisine olan hasretini dile getirmesi ve kazandığı zaferleri kutlaması dikkat çekmiştir. Eşinin hasretini içinde taşıyan Hafsa Sultan, oğlunun yani müstakbel padişah Süleyman’ın en iyi şekilde yetişmesi için elinden gelen gayreti göstermiştir.

Manisa’da geçen uzun yılların hâtırasını yâd etmek için şânına uygun hayır eserleri yaptırmıştır. Aylık olarak aldığı altı bin akçenin büyük bir kısmını, bu hayır eserlerinin yapımına harcamıştır.

1520 yılında Yavuz Sultan Selim Han’ın vefâtının ardından tahta çıkan oğlu Kânunî Sultan Süleyman ile İstanbul’a gelmiştir. Mehd-i Ulyâ-yı Saltanat[1] olan Hafsa Sultan, oğlunun üzerinde etkili olmuş, sarayda müspet manada idarecilik yapmıştır. Oğlunun zaferleriyle mesrur olan, yokluğunda ise hasretiyle yanıp tutuşan vâlide sultan, oğluyla her daim iftihar etmiştir. Yazmış olduğu mektuplarda “el-Mütevekkil alallah, Vâlide-i Sultan Süleyman Şah” yazılı mührünü kullanmıştır.

Kânunî Sultan Süleyman Han da vâlidesine aynı derecede muhabbet duymuş ve hürmet göstermiştir. Mohaç Muhârebesi sonrasında cihan devletinin dört bir köşesine fetihnâmeler gönderilmiş; ancak Kânunî, bu güzel haberi vâlidesine kendi yazdığı mektupla bizzat haber vermiştir.

Osmanlı Cihan Devleti’nin zirvede bulunduğu bir dönemde, haremde “Vâlide Sultan” sıfatıyla on üç sene vazifesini lâyıkıyla yerine getiren Hafsa Sultan, saray nişancısı ve tarihçi Celâlzâde Mustafa tarafından şöyle tasvir edilmiştir:

“O; dînine bağlı, dürüst bir hanım, iffet diyarının ecesi, saflık pâyitahtının Hazret-i Hatice’si, hayırlı vakıflar kurucusu, kendini din işlerine adamış zamanın Fâtıma’sı, çağın Âişe’si idi.”

Hayırseverliği ile bilinen Ayşe Hafsa Sultan, yaptırdığı birçok hayır eseri arasında Manisa’daki câmi, medrese, sıbyan mektebi, hangâh, imâret, hamam ve darüşşifâdan oluşan külliyesi ile bilinir. Külliye, hamam ve darüşşifâsı hâriç 1523 yılında tamamlanmış, diğer iki kısım da oğlu tarafından 1538-1539 yıllarında külliyeye dahil edilmiştir.

Hafsa Sultan, döneminden günümüze kadar gelen çok önemli bir şifâ kaynağı olan mesir macununun ortaya çıkmasına vesîle olmuştur.

Tasavvuf büyüklerinden Merkez Efendi, Hafsa Sultan’ın isteği ve hocası Sümbül Sinan Efendi’nin tembihi ile Manisa’ya gitmiş, burada Vâlide Sultan’ın yaptırdığı imâretin yanındaki dergâhta hocalık yapmıştır.

Hafsa Sultan, Manisa’da bulunduğu sırada rahatsızlanmış ve hekimler tarafından hastalığına çare bulunamamıştır. Bunu haber alan, tıp bilgisi de kuvvetli olan Merkez Efendi kırk bir çeşit baharattan meydana gelen bir macun hazırlamış ve Hafsa Sultan’a göndermiştir. Allâh’ın izni ile şifâ bulan Hafsa Sultan, Merkez Efendi’ye:

“-Bu macundan bol miktarda yapalım ve halka dağıtalım, böyle bir şifâ kaynağından herkes istifade etsin.” buyurmuştur.  

Hafsa Sultan, 4 Ramazan 940 (19 Mart 1534) tarihinde vefât edince, Yavuz Sultan Selim Han’ın türbesinin yanına kendisi için yaptırılan husûsî türbeye defnedilmiştir. Ayşe Hafsa Sultan hanımı rahmetle yâd ediyor, ruhları için bir Fâtiha-i Şerîfe, üç İhlâs-ı Şerîf okumanızı istirham ediyoruz.

İstifade Edilen Kaynaklar: Ali Haydar Bayat, “Hafsa Sultan”, TDV İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1997, 15/122-123; Ahmet Şimşirgil, Vâlide Sultanlar ve Harem, İstanbul, 2023, 112-121. Külliye ile ilgili tafsilât için bkz. Doğan Yavaş, “Hafsa Sultan Külliyesi”, 15/123-124.

Dipnot:

[1] “Osmanlı padişahlarının evi olan Harem-i Hümâyûn’da, en yüksek temsilci ve hiyerarşisinin en yetkili şahsiyeti, devrin padişahının annesi olan Valide Sultan’dı. Dünyaya getiren manasına gelen ‘valide’, Osmanlı Devleti’nde ‘ana’ kelimesiyle eş anlamlı olarak kullanılırdı. Tahta cülus eden padişahın hayatta olan annesi için kullanılan bu unvan, Mehd-i Ulyâ-yı Saltanat (Yüce Saltanatın Beşiği), Vâlide-i Saâdetpenâh, Vâlide-i Pâdişâh şeklinde de geçer. Mahpeyker Kösem Valide Sultan için ümmü’l-mü’minin, Gülnuş Valide Sultan için ümmü’l-hayrat, Pertevniyal Valide Sultan için ümmü’l-cihân sıfatları da kullanılır.” Bkz: Selman Soydemir, “Mehd-i Ulyâ-yı Saltanat Valide Sultan”, Yedi Kıta Dergisi, sayı 157 (Eylül 2021), https://yedikita.com.tr/mehd-i-ulya-yi-saltanat-valide-sultan/

Kaynak: Merve Güleç, Altınoluk Dergisi, Sayı: 487