Hadis Rivayetinde Ashab ve Tabiînin Edepleri

VİDEOLAR

Abdullah Sert Hocaefendi, Şifâ-i Şerif’ten ashâb ve tâbiînin hadis rivayetinde gösterdiği edepleri anlatıyor.

ASHÂB VE TÂBİÎN, RESÛLULLAH’IN HADİS VE SÜNNETİNİ RİVÂYET EDERKEN NASIL DAVRANIRDI?

Tâbiîn muhaddislerinden Amr ibni Meymûn (v. 74/693) şöyle demiştir: “Bir yıl boyunca Abdullah ibni Mes’ûd radıyallahu anhın (v. 32/652) meclisinde bulundum. Bu süre zarfında onun “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu” dediğini duymadım. Yalnız bir defasında:

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem böyle buyurdu” deyince onu bir sıkıntı bastı; alnından terlerin akmaya başladığını gördüm. Ardından da yanlış bir şey söylerim korkusuyla: “Resûlullah’ın buyurduğu hadis inşallah böyleydi veya bundan biraz daha fazla veya biraz daha azdı yahut da buna yakın bir şeydi.” dedi. (İbni Mâce, Mukaddime 3, nr. 23; Dârimî, Mukaddime 28, nr. 276; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, I, 452.)

Amr ibni Meymûn, başka bir rivâyette, (hocası) Abdullah ibni Mes’ûd hazretlerinin “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu” der demez renginin attığını, gözlerinin yaşla dolup boyun damarlarının şiştiğini söylemiştir. (İbni Mâce, Mukaddime 3, nr. 23; Dârimî, Mukaddime 28, nr. 276, 277; Ahmed ibni Hanbel, Müsned, I, 452.)

Hadisi Nasıl Dinler ve Rivâyet Ederlerdi?

Medine kadısı İbrâhim ibni Abdillah ibni Kureym el-Ensârî şöyle demiştir:

Bir defasında Mâlik ibni Enes, tâbiîn muhaddislerinden hocası Ebû Hâzim Seleme bin Dînâr’ın (v. 140/757) hadis meclisine gitti. Fakat orada durmayıp geri döndü. Kendisine niçin orada kalıp hadis dinlemediği sorulunca şu cevabı verdi:

“Hadis meclisinde oturacak yer bulamadığım için geri döndüm. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisini ayakta dinlemeyi uygun görmedim.” (Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmi’ li-ahlâkı’r-râvî (Tahhân), I, 408, nr. 968)

Yine Mâlik ibni Enes şöyle demiştir:

“Tâbiîn âlimlerinden Saîd ibni’l-Müseyyeb uzanmış yatarken yanına bir adam geldi ve ona bir hadis sordu. İbnü’l-Müseyyeb doğrulup oturdu ve ona istediği hadisi rivâyet etti. Adam:

“Keşke rahatını bozmasaydın.” deyince İbnü’l-Müseyyeb:

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisini yattığım yerden rivâyet etmeyi uygun görmedim.” diye cevap verdi. (Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmi’ li-ahlâkı’r-râvî (Tahhân), I, 409, nr. 973.)

Tâbiîn âlimlerinden Muhammed ibni Sîrîn (v. 110/729) yüzünden hiç tebessüm eksik olmayan biriydi; ancak yanında Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin bir hadisi anılınca, kendinden geçercesine o hadîs-i şerîfin câzibesine kapılırdı. (Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmi’ li-ahlâkı’r-râvî (Tahhân), I, 412, nr. 985.)

İmâm Mâlik’in talebesi olan Medine kadısı Ebû Mus’ab el-Kureşî’nin (ö. 242/857) söylediğine göre, İmâm Mâlik Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme olan üstün saygısından dolayı onun hadislerini abdestsiz rivâyet etmezdi. (Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmi’ li-ahlâkı’r-râvî (Tahhân), I, 410, nr. 977)

Aynı şekilde İmâm Mâlik de Ca’fer-i Sâdık diye bilinen hocası Ca’fer ibni Muhammed’in (v. 148/765) abdestsiz hadis rivâyet etmediğini söylerdi.

İmâm Mâlik’in yeğeni İsmâil ibni Ebî Üveys’in (v. 226/841) naklettiğine göre Mâlik ibni Enes’e, hadis rivâyet ederken neden böyle yaptığını sordular. O da şu cevâbı verdi:

“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisini yüceltmeyi seviyorum. Ben, hadîs-i şerîfi tertemiz bir hâlde ve saygı uyandıran bir edâ ile rivâyet ederim.” (Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, VI, 318)

İsmâil ibni Ebî Üveys sözüne şöyle devam etti:

“İmâm Mâlik yolda yürürken, ayaktayken ve telaşlıyken hadis rivâyet etmezdi. O, ‘Ben talebenin Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisini iyi anlayıp kavramasını arzu ederim’ derdi.”

Abdestsiz Hadis Rivâyet Etmezlerdi

Tebe-i tâbiîn muhaddislerinden Dırâr ibni Mürre’nin (v. 132/750) söylediğine göre, sahâbe ve tâbiîn âlimleri abdestsiz hadis rivâyet etmeyi uygun görmezlerdi.

Benzeri bir ifâde tâbiîn müfessirlerinden Katâde bin Diâme es-Sedûsî’den de (v. 117/735) rivâyet edilmiştir.

Tâbiîn âlimlerinden A’meş  (v. 148/765) , hadis rivâyet etmek istediğinde, abdest alma imkânı yoksa teyemmüm ederdi. (Hatîb el-Bağdâdî, el-Câmi’ li-ahlâkı’r-râvî (Tahhân), I, 410, nr. 978, 979; İbni Abdilber, Câmiu beyâni’l-ilm ve fadlihî (Zemirlî), II, 383, nr. 1256.)

Yine tâbiîn müfessiri Katâde abdestsiz hadis rivâyet etmez, abdesti yokken hadîs-i şerîf okumazdı. (İbni Abdilber, Câmiu beyâni’l-ilm ve fadlihî (Zemirlî), II, 383, nr. 1257.)

On Altı Defa Akrep Soktuğu Hâlde

Tebe-i tâbiîn âlimlerinden Abdullah ibni’l-Mübârek (v. 181/797) şöyle demiştir:

“Bir gün İmâm Mâlik’in yanındaydım; bize hadis rivâyet ediyordu. Onu bir akrep tam on altı defa soktu. Bu sırada renkten renge giriyor, yüzü sararıp soluyor, fakat hadis rivâyetini bırakmıyordu. Ders sona erip de insanlar oradan uzaklaşınca ona:

‘Ebû Abdillah! Bugün sende şaşırtıcı bir hâl gördüm’ dedim. Bana şunu söyledi:

‘Evet, beni bir akrep on altı defa soktu; ama ben hepsine sabrettim. Bunu Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisine duyduğum saygıdan dolayı yaptım.’” (Beyhaki, el-Medhal ile’s-Süneni’l-kübrâ, s. 392, nr. 692.)

Rivâyet Edebi

Tebe-i tâbiîn âlimlerinden Abdurrahmân ibni Mehdî (v. 198/813) şöyle demiştir:

“Bir gün İmâm Mâlik ile birlikte Medine’nin yakınındaki Akik mevkiine doğru giderken ona bir hadis sordum. Hemen sözümü kesti ve: ‘Sen benim gözümde, yolda yürürken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisi hakkında soru sormayacak kadar değerlisin.” diye beni uyardı.

Hatîb elBağdâdî, Abdurrahmân ibni Mehdî’den buna benzer şu olayı nakletmiştir: “Bir gün İmâm Mâlik ile yolda giderken ona bir hadis sordum. Bunun üzerine bana şunları söyledi: ‘Bana Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadisini soruyorsun. Yolda yürürken sana hadis rivâyet etmeyi doğru bulmam. İstersen bir yere oturup sorduğun hadisi sana rivâyet edeyim; istersen benimle beraber evime kadar gel, sana orada rivâyet edeyim.’”

Abdurrahmân ibni Mehdî, İmâmla birlikte onun evine gittiğini, İmâm Mâlik’in orada yere oturduktan sonra sorduğu hadisi kendisine rivâyet ettiğini söylemiştir. (el-Câmi’ li-ahlâkı’r-râvî (Tahhân), I, 408, nr. 970.)

Devrin kadısı Cerîr ibni Abdilhamîd (v. 188/804) İmâm Mâlik’e ayaküstü bir hadis sordu. İmâm Mâlik de onun hapsedilmesini emretti. Orada bulunanlar Cerîr’in şehrin kadısı olduğunu, hapsinin uygun olmayacağını söyleyince de, onlara: “Kadı olan kişinin, edebi herkesten çok gözetmesi, gözetmeyene ise terbiyesinin verilmesi gerekir!” dedi.

Rivâyet edildiğine göre Hişâm ibni’l-Gãzî, İmâm Mâlik’e ayaküstü bir hadis sordu. Ayaküstü hadis sormayı edebe aykırı bulan İmâm, bu talebesine yirmi kırbaç vurulmasını emretti. Sonra ona acıdı ve kendisine yirmi hadis öğretti. Daha sonra Hişâm: “Keşke hocam bana daha fazla vursaydı da, daha çok hadis öğretseydi” dedi. (İbni Hacer el-Askalânî, İmâm Mâlik’e isnâd edilen bu olayın sahîh olmadığını söylemektedir (Fethü’l-bârî, XIII, 132).

Mısırlı muhaddis Abdullah ibni Sâlih (v. 223/838) , hem Mâlik ibni Enes’in hem de tebe-i tâbiîn âlimlerinden Leys ibni Sa’d’ın (v. 175/791) abdestsizken hadis yazmadıklarını söylemiştir.

Tâbiîn müfessirlerinden Katâde bin Diâme es-Sedûsî de (v. 117/735) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin hadislerini abdestli olarak okumayı uygun görürdü.

Tâbiîn âlimlerinden A’meş (v. 148/765) , hadis rivâyet etmek istediği zaman, abdest alma imkânı yoksa teyemmüm ederdi.

Kaynak: Kadı İyaz, Şifa-i Şerif