Haçlı Seferleri Sosyal Medya Üzerinden Devam Ediyor

RÖPORTAJ

Sosyal Medya Uzmanı Dr. Murat Dağıtmaç sosyal yani dijital ortamın çocuklar ve aile üzerindeki etkilerini, toplumda başlattığı sıkıntılara değiniyor. "Haçlı Seferleri dijital ortamda da devam ediyor” diyen Sosyal Medya Uzmanı Dr. Murat Dağıtmaç'ın röportajı...

Sosyal madyanın yeni nesilleri ve aileyi tehdit ettiğini belirten Dr. Murat Dağıtmaç, “Artık çocuklarımız bizimle imojilerle iletişim kuruyor, sapkın fenomenleri taklit ediyor. Dini kutlamaları bile bu mecrada geçiştirir hale geldik. Velhasıl Haçlı Seferleri dijital ortamda da devam ediyor” dedi.

Sosyal medya ve dijital dönüşümle ilgili akademik çalışmalar yapan Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Murat Dağıtmaç ile sosyal medyanın hayatımıza getirdiklerini ve götürdükleri...

-Sosyal medya toplumda hangi dönüşümlere yol açtı?

Sosyal medya 2010 yılından sonra daha aktif bir şekilde hayatımıza girmeye başladı. Açıkçası bu konuda pek olumlu konuşamayacağım. Çoğunlukla negatif olarak hayatımıza girdi. Ahlaki, dini, ailevi, eğitim gibi birçok konuda olumlu yansıması olmadı. Belki tek olumlu konu ticaret diyebiliriz.

SOSYAL MEDYA MAHREMİYETE DARBE

-Bunun mahremiyetin bozulmasında nasıl  bir rolü var?

Sosyal medya hayatımıza çok masum bir şekilde girdi. İlkokul arkadaşımızı bulduk, uzak akrabalarımızla görüştük, hayırlı cumalar mesajı yayınladık, sınırsız bir şekilde yorumlar yaptık. Uzak akrabalarımız görsün diye, ailemizin fotoğrafını paylaştık, ailece gittiğimiz pikniği paylaştık, düğünümüzü hatta kınamızı paylaştık. Arkadaşlarımızdan gelen beğeniler, yorumlar bizi narsisizmin sınırlarına kadar getirdi. Ailevi meseleleri veya arkadaşlarımızla sorunlarımızı paylaşımlar yaparak (sanki sadece onlar görüyormuşçasına) onlara mesajlar göndermeye çalıştık. Haliyle özelimiz, ailemiz, dostlarımız ortalığa dökülmeye başladı. Tanımadığınız birisine, “ailenden birisinin fotoğrafını gösterir misin” deseniz size pek sıcak yaklaşmayacaktır ama aynı kişi eşinin, çocuğunun fotoğraflarını sosyal medyadan paylaşmaktan geri durmuyor.

- Sosyal medyayla doğup büyüyen çocuklar nasıl bir zihin fikir yapısı içindeler?

Biz bu tarz yeni nesile “dijital yerli” diyoruz. Bu yeni dünya onların dünyası, onlar yerli biz göçmeniz. Dilleri farklı (imojiler), anlayışları, öğrenmeleri, oyunları tamamen farklılaşıyor. Artık öğretmenler öğrencileriyle, ebeveynler çocuklarıyla aynı dili konuşmuyor. Çocuklar ebeveynler veya öğretmenleri yerine Youtube veya Instagram fenomenlerini dinliyor, onları rol model olarak alıyorlar ve maalesef bu kişileri araştırdığınız zaman bir çoğunun ruhsal sorunları olduğunu göreceksiniz.

-Bu mecra, küresel kültür savaşında nasıl kullanılıyor?

Anadolu kültürü için aile en önemli yapı taşıdır. Aile bağları gevşedi, aynı çatı altında olsalar bile aile bireyleri artık sosyal medya kanalıyla başka dünyalarda oluyor. Daha sonra dinimiz basite indirgenmeye başlandı, sosyal medya kanalıyla paylaştığımız Cuma mesajları, bayram tebrikleri, başsağlığı mesajlarıyla dini vecibelerimizi yerine getirdiğimizi düşünmeye başladık. Whatsapp mesajlarıyla veya hikaye paylaşımlarıyla emr-i bil maruf nehy-i anil münker vazifesini yaptığımızı düşünüyoruz. Kısaca Haçlı Seferleri dijital ortamda devam ediyor.

BEDAVA YOK, ÜCRET SİZSİNİZ

-Her şeyimiz takip altına alınıyor. Nedir yapılmak istenen, nereye bu gidiş!..

Reklam camiasında ünlü bir söz var; “ücretsiz bir ürün kullanıyorsanız, ücret sizsiniz.” Muhtemelen ilk akla gelen Whatsapp uygulaması; bu programı yüklerken para vermedik, reklamda görmüyoruz peki bu kişiler insanlara faydalı olsun diye mi bu uygulamayı çıkardılar ve daha sonra Mark Zuckerberg 19 milyar dolar vererek bu uygulamayı satın aldı. Hiçbir şey rastlantı değil, şu anda tüm insanlığın verileri toplanıyor ve gelecekte yine bize karşı kullanmak üzere plan yapılıyor. Bu konuda dünyanın en ünlü fütüristlerinden Ray Kurzweil şöyle diyor: “İnsanlık 1.0 Tanrı’nın yarattığı bir dünyaydı, orada hata var, yanlış var, ölüm var, üzüntü var. İnsanlık 2.0 bizim yaratacağımız bir dünya olacak, hata yok, yanlış yok, ölüm yok hep güzellik olacak.” Bu açıklamadan ne yapılmak istendiği anlaşılıyordur umarım.

HER BİLGİMİZ ONLARDA

-Whatsapp gibi iletişim araçlarında mahremiyetin gizliliğini aşan durumlar var mı?

Söylediğimiz gibi kesinlikle gizli kalmıyor. Her şey ama her şey kayıt altına alınıyor. Gönderilen fotoğraflar, videolar dahil olmak üzere her şeyimiz kontrol altında. Şu anda Türkiye’deki aile yapısı, davranışları v.b. birçok bilgiye sahipler. Emin olun bu bilgiler devletin elinde bile yoktur.

-Dijital çağda algı yönetimi nasıl yapılıyor?

Sosyal medyayı kullanırken, aslında kendimizi tanıtıyoruz. Bir şey paylaşmanıza gerek yok, beğenilerinizle analizinizi çıkartıyorlar. Ben ihtiyacınızı, neyi sevip sevmediğinizi bilsem, istediğim ürünü size satar, istediğim gibi yönlendiririm.

SAVAŞLAR DRONE’LARLA YAPILACAK HARÇLIK DİJİTAL PARAYLA VERİLECEK

-Dijital dönüşüm bu hızla giderse dünya gelecekte nasıl bir şekil alacak?

Emin olun tahmin ettiğinizden daha hızlı gelişecek. Geçtiğimiz bin yıl içinde yapılan teknolojik gelişme hızı bu önümüzdeki 20 yıl içerisinde yaşanacaktır. Savaş stratejileri, ekonomik gelişmeler, kültürel yapı, meslekler birçok mecra hızlı bir değişime girecek. Artık çocuğumuza vereceğimiz harçlık bile dijital para olacak, savaşlarda askerler değil drone’lar kullanılacak. Okullar artık yapay zekalı uzaktan eğitimlerle olacak. Bundan 15 sene önce kesinlikle yapmayız dediklerimizi şu anda yaptığımızı düşünürsek, 15-20 sene sonra yapılacakları hayal bile edemezsiniz.

YAPAY ZEKA TEHLİKELİ OLABİLİR

-Yapay zeka çalışmaları insanlığa ne sunuyor, insanlıktan ne götürecek?

Tüm teknolojik gelişmeler gibi yapay zekanın da hep iyi yanları anlatılıyor. Fakat denetlenemeyen bir yapı insanlık için büyük bir risktir. Yeni gelişen teknolojilerle birlikte tüm verilere bulut sistemi üzerinden ulaşabilen bir yapı kesinlikle insanoğlu için tehlike arz eder. Bunun bazı örneklerini duymuyor değiliz.

-Dijital tehlikelere karşı devlet , aileler, STK’lar ne tür tedbirler almalı?

Kesinlikle var, en önemlisi mutlaka disiplinler arası çalışmalara ağırlık verilmeli. Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Dijital Dönüşüm Ofisi burada hamilik yapacak ve tüm bakanlıklara yol haritası çıkarması gerekmektedir. Diyanet’te mutlaka dijitali çok iyi bilen kişilerin çalışma yapması gerekir, öğretmenlerimize, ailelere dijital konuda yol gösterecek çalışmalar yapılması lazım. Yazılımcıların, mühendislerin yanında sosyologlar, psikologlar ve iletişimciler birlikte çalışma yapması gerekmektedir. Gençlerimizi etkileyen ve yönlendiren tüm kurumların ortak payede buluşması gerekir. Dijital mecraya kültürümüze ve dinimize uygun kaliteli içerikler üretilmeli.

Kaynak: yeniakit

SOSYAL MEDYA İLE İLGİLİ DİĞER YAZILAR