Gönül Nasıl Allah’ın Tecelligahı Haline Gelir?
Gönlün Allah’a yönelişi, kalbin mâsivâdan arınması ve gönül kıblesinin anlamı üzerine tasavvufî bir bakış.
Mutasavvıflar; bu hakikate dikkat çekerek, namazda bedenin kıblesinin Kâbe olduğu gibi, gönlün kıblesinin de Cenâb-ı Hak olması gerektiğini hatırlatmışlardır.
KÂBE’NİN ÖTESİNDE: GÖNÜL KIBLESİNİ BULMAK
Hazret-i Mevlânâ buyurur:
“Hacca gidenler, orada Kâbe’nin sahibini arasınlar. Eğer orada Kâbe’nin Rabbini bulabilirlerse (gönüllerini tecellîgâh-ı ilâhî hâline getirebilirlerse) bundan sonra Kâbe’yi her yerde bulabilirler.”
Nitekim gönlü nazargâh-ı ilâhî hâline gelmiş sâlih bir mü’min hakkında İbn-i Ömer v’nın Kâbe-i Muazzama’ya hitâben söylediği şu sözler çok mânidardır:
“(Ey Kâbe!) Sen ne büyüksün! Senin şânın ne yücedir! Fakat gerçek bir mü’minin Allah katındaki şerefi senden de üstündür.” (Tirmizî, Birr, 85)
Abdülkādir Geylânî Hazretleri ise âdetâ bu yüceliğin şartını ifade sadedinde şöyle der:
“Gönül, ancak mâsivâdan arınmış, mârifetullah tâliplerine Kâbe olur.”
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mü'minin Hayatında Namaz ve Zekât, Yüzakı Yayıncılık