Evlât Terbiyesinde Gerçek Vazife ve Doğru Yöntemler
Evlât terbiyesinde asıl vazife nedir? Çocuklara doğru İslamî eğitim nasıl verilir?
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, anne ve babaların evlât terbiyesindeki asıl vazifelerini anlatıyor.
EVLÂT TERBİYESİNDE ASIL VAZİFE NEDİR VE NASIL YERİNE GETİRİLİR?
–Ana ve babaların asıl vazifeleri; Evlâtları lüzumundan fazla yedirmek-içirmek gibi ten gıdâları ile ifrâta varacak şekilde gıdâlandırmak ve onları zâhiren süsleyip püslemek değil; rûhî gıdâlarla rûhî neşelerle istikbâle hazırlamak ve şahsiyetlerini Kur’ân nuruyla güneşler gibi eylemektir.
Bilmeli ki; ciğerpârelerimize esas sevgi, gerçek muhabbet ve asıl merhamet; onları, Kur’ân ve Sünnet dünyası içinde yetiştirmemizdir. Bunun ihmâli veya buna ters bir eğitim anlayışı ise ancak zulmettir, gaflettir ve felâkettir.
Bu itibarla; onlara «gelin» veya «damat» ararken de dünyevî kıymetlerden ziyade îman ve güzel ahlâk nurlarını gözetmeliyiz. Çünkü dînî ve ahlâkî duygularla beslenmeyen aile yuvalarının sonu; ya ayrılık ya da mezara kadar devam eden ızdırap ve kâbuslarla dolu bir hayat olmaktadır.
Onun için; çocuklarımızı havâîlikten, haşarılıktan, lüzumsuz gezi ve israflardan, eve geç gelmelerden, ahlâk bozucu medya tesirlerinden korumalı; ruhlarını Allah, Kur’ân, evliyâullah, sâlihler ve sâdıkların sevgisiyle doldurmalıyız ki; kalpleri zulmetten korunsun, nûrânî şebnemlerle ihyâ olsun.
Mâsum gönüller, Cenâb-ı Allah ve Rasûlullah Efendimiz’in muhabbet ve rûhâniyeti ile dolmalıdır. O zaman hayatın mânâsı tecellî eder. Kulluk ve ibâdetler bahsinde evlâtlarımız, şevk ve huşû hâliyle kemâle doğru mesafe alırlar.
Kalplerindeki îmanları kuvvetlendiği için, gönül dünyaları da zenginleşir. Kur’ân-ı Kerîm’i bambaşka bir lezzet ile tilâvet ederler. Emir ve yasaklarına karşı dikkatli olurlar. Kur’ân ve Rasûlullah ahlâkı ile ahlâklanırlar.
İmam Mâlik Hazretleri anlatır: “‒Benim ezberlediğim her hadis için, babam bana bir hediye verirdi. Sonra o hâle geldim ki, hiç hediye vermese de hadis ezberlemek benim için çok büyük bir lezzet hâline geldi.”
Bugün ebeveynler de evlâtlarını; buna benzer güzel davranışlarla eğitmeli, onlara İslâmî bir şahsiyet kazandırmalıdır. Bir baba; çocuğunun elinden tutup camilere götürmeli, mânevî ve rûhânî yerleri ziyaret ettirmeli ve o mekânların tarihini, mânâsını ve ehemmiyetini tatlı tatlı anlatmalıdır.
Kazandırılmak istenen hakikat ve fazîletler ancak böyle, evlâtların kalbine ve zihnine yerleşir.
Yoksa; «Oğlum; sen camiye git, şurayı ziyaret et!..» demekle, kuru nasihatle evlât yetişmez. Yani mânevî ve ahlâkî terbiye, mutlaka fiilen örnek olmakla mümkün.
Muhterem pederim Musa Efendi, biz evlâtlarını; Süleymaniye Camii, Eyüp Sultan Camii ve Türbesi gibi tarihî ve uhrevî mekânlara götürürdü. Bize orada medfun zâtların fedâkârlıklarını ve gayretlerini anlatırdı. Bu vesileyle sadaka-i câriyenin ne olduğunu idrâk ettirirdi. O hayrat sahiplerinin şimdi, bu hayırları sayesinde inşâallah huzur içinde olduklarını ifade ederek, bizleri de hayırlı faaliyetlere teşvik ederdi.
Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık