Eskiden Kiler Kültürü Ev Geçimine Nasıl Katkı Sağlardı?

Aile Hayatımız

Ninelerimizin kiler geleneği, israfı önleyen mutfak iktisadı ve ev bütçesine katkı sağlayan tasarruf sırları.

Eskiden insanlar marketler, alışveriş merkezleri olmadan ne yapardı? İhtiyaçlarını nasıl karşılarlardı? Her ihtiyaçta bizim gibi dışarı mı koşarlardı? Hayır tabî ki…

ESKİLERİN KİLER GELENEĞİ VE MUTFAKTA İKTİSAT

Ninelerimiz, dedelerimiz her şeyi önceden düşünür, hazırlıklarını yokluk zamanlarına göre yaparlardı. Her mevsim taze çıkan ve bol bulunan sebze ve meyveyi bir saklama şekliyle (kurutma, konserve vb.) diğer günler için stok yaparlardı.

Eskiden her hafta pazara gitme diye bir şey yoktu. Evin kıyısı köşesi dolu olurdu. Çoğu zaman evdeki malzemeler değerlendirilerek yemek yapılırdı. Evet, market de yoktu ama kendi yaptıkları doğal çerezler bulunurdu köşelerinde. Evin kileri kışlık kavun, kabak, patates, soğan, sucuk, pastırma, kavrulmuş et, peynir, zeytin, tarhana, erişte, turşu, reçel, salça, kurutulmuş yufka, kurutulmuş dolmalık patlıcan, biber ve sebzeler gibi yiyecekler ile dolu olurdu. Ani bir misafir geldiğinde markete koşulmaz, evdeki malzemelerle pratik bir şeyler uydurulurdu. Böyle olunca, her hafta pazara gitme derdi de olmazdı.

Ev geçimi de daha kolay ve bereketli olurdu tabiî... Büyüklerimiz çok müstağnî insanlardı. Ne kadar maddî sıkıntı yaşarlarsa yaşasınlar, bu sıkıntı ev içinde saklanır, dışa karşı kendilerini aslâ muhtaç göstermezlerdi. Her zaman kıyıda-köşede, kıymetli bir misafir için saklanan yiyecek, içecek bir şeyler bulunurdu.

BİR YAŞANMIŞLIK: MUTFAKTA ELDEKİ MALZEMEYİ DEĞERLENDİRME SANATI

Burada yaşanmış bir hâdise nakledeceğim:

Ev işlerinde tecrübeli, orta yaşlı bir hanım henüz yeni evlenmiş genç komşusuna uğrar. Aralarında resmiyet olmadığı için ev sahibi komşusunu mutfağına alır ve bugün ne pişireceğini düşündüğünü, ama hâlâ bir karar veremediğini söyler. Komşu:

“–Evdeki malzemelerin nedir?” diye sorunca, genç gelin hafiften kızararak mahcup bir edâyla:

“-Bu hafta pazara çıkamadık, o yüzden yemeklik malzemem yok!” der.

Bunun üzerine tecrübeli komşu şöyle der:

“–Kızım, tabiî ki evde her zaman manav veya kasap dükkânı gibi her malzeme bulunmayabilir. Asıl olan, evde ne varsa onunla bir şeyler üretip becermektir, kadınlığın sırrı da budur. Senin eşinin ailesi köyde oturmuyor mu? Onlar sana bir erzak göndermiştir, herhalde…”

Genç gelin biraz düşündükten sonra:

“–Evet, tabi, kuru gıda cinsinden şeyler. Annem zeytin salamurası ile bir teneke peynir göndermişti. Ama tadını pek beğenmedim, öylece duruyor. Belki de bozulmuştur.”

Komşu, merakla sorar:

“–Görebilir miyim, belki bozulmamıştır?” der.

Bunun üzerine genç gelin komşusuna köyden gelen zeytin ve peyniri gösterir. Komşusu zeytini incelediğinde, zeytinin tazeliğini koruduğunu, fakat hafif yumuşadığını görür. Peynir ise tuzlu suyunda hiç bozulmadan durmaktadır.

Tecrübeli komşu kollarını sıvayarak:

“–Şimdi sana yemeyerek bir köşeye attığın gıdalardan neler yapılabileceğini göstereceğim.” der.

Zeytinden zeytin ezmesi yapılabileceğini söyleyip gelinin yardımıyla zeytinleri kevgirden geçirirler. Çıkan zeytin ezmelerini kavanozlara doldurarak, aylarca onlara yetecek zeytin ezmesi hazırlamış olurlar. Komşu hanım, mayalı bir hamur yaparak zeytin ezmesi ile zeytinli çörek yapmayı öğretir.

Sonra gelinin damak tadına uymayan peyniri ise nerelerde kullanabileceğini gösterir; bir börek hamuru yoğurarak peynirli börek yaparlar. Sâir zamanlarda yapması için ise bu peynirden; peynirli beşamel sos, peynirli tirit ve birkaç makarna tarifi verir.

Gelinin bir köşede unuttuğu tarhana, erişte, turşu gibi malzemeleri de kullanması gerektiğini, evin pazar masrafını bu şekilde azaltabileceğini, her yemek yapacağı zaman ilk önce evde bulunan malzemeleri kullanması gerektiğini anlatır.

GÜNÜMÜZ EKONOMİSİNDE TASARRUF VE BÜTÇE YÖNETİMİ

Günümüze gelirsek; her hafta pazara gitmek, her mevsimde aynı gıdaları taze olarak almak ve israfla dolu market alışverişleri bütçeleri hayli zorluyor. Bu sebeple herkes köyünden gelen gıdaları damak tadına göre değerlendirmeli, köyü olmayan, mevsiminde uygun olan gıdaları alarak saklama usullerine riayet ederek saklamalıdır. Ekonomik sıkıntıların arttığı bugünlerde elimizden geldiği kadar iktisatlı ve dikkatli harcama yapmamız gerekir. Aksi takdirde borçlanmalar; aile içi kavgalara ve -Allah korusun- boşanmalara kadar gidebilir.

Kaynak: Fatma Mebrure Şenler, Altınoluk Dergisi, Sayı: 488